>Galatasaray Anketi Üzerine

Nisan 29, 2009, 1:41 pm | Anket, Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Gelecek sezonda Galatasaray’da kimleri görmek istemiyorsunuz diye sormuştuk Çoban Salata okurlarına. Oy veren herkese teşekkürler. Önce öne çıkan sonuçları bir verelim sonra yoruma geçelim:

Linderoth %60
Ümit Karan %56
Nonda %56
Feldkamp %55
Hasan Şaş %54
Adnan Sezgin %52
Sabri %52
Lincoln %46
Bülent Korkmaz %45
Sağlık Ekibi %44
Mehmet Güven %44
De Sanctis %42

Sonuçlara bakarak söyleyebileceğimiz ilk şey taraftarın Linderoth’tan umudu kestiği. 2 sezondur çıktığı antrenman sayısı neredeyse Galatasaray’ın oynadığı maç sayısını geçmeyen İsveçli kariyeri boyunca hiç ciddi sakatlık yaşamadığı için ona buz adam, demir adam lakapları takılımıştı. Ama Galatasaray macerası onun için belki de kariyerini bitren bir süreç oldu. Ona bel bağlayan Galatasaray’ın kaybettiklerini saymaya gerek bile yok. Ve şimdi 1 numaralı istenmeyen adam Linderoth, garanti parasını alıyor ve hiç bir şey vermiyor.

2. çarpıcı sonuç ise takımın en eskileri Hasan Şaş ve Ümit Karan’la ilgili. Taraftarın yarıdan fazlasının gitsin dediği bu iki ismin özellikle bu sezonki performanslarına baktığımızda kariyerlerinin en kötü dönemlerini geçiriyorlar demek yanlış olmayacaktır. Hasan belki biraz parlamıştı lig başında ama sakatlandıktan sonra iyileşip döndüğündeki vücut şekli, fazla kiloları ve kurtulamadığı asabiyeti onu istenmeyen adamlardan biri haline getirdi. Karan için söylenebilecek hiç bir şey yok. Senelerdir kendi adıma vasat bir futbolcu olduğunu, Hakan Şükür ve Arif’le oynama fırsatı yakaladığı için bu denli gol atabildiğini söyledim durdum. Kendisi gibi önce golü düşünen forvetlerle partnerlik yapınca durumu ortada.
Sabri ayrı bir inceleme konusu. Hiç bir oyuncu yoktur ki tribünde hem onu gırtlaklamak isteyen hem de omuzlarda taşımak isteyen taraftar grubu olsun. Ben 1. gruptanım. Aslında bir orta saha oyuncusu olan Sabri adam yokluğunda sağbekliğe devşirilip oraya mahkum edilmiş, bu sayede Galatasaray’ı da kendisine mahkum edilmiş bir oyuncu. O olduğu için senelerdir sağbek alınmayışı sonucu, Uğur da sakatlandıktan sonra, artık bu sezon balonu patladı. Çünkü önünde ilk işi hücum etmek olan Kewell var. Altyapı’dan geliyor olması, hasta Galatasaraylı olması onu sevenlerin çokluğunu açıklıyor ama, sahada agresifliğini, devamlı kavga ediyormuşcasına gözüken yüz ifadelerini ve yanlış saha içi tercihlerini ney nasıl açıklayacak orasını bilmiyorum. Sonuç olarak Sabri taraftarın desteğini de önemli ölçüde kaybetmiş durumda.

Taraftarın Galatasaray’ın yabancılarına güveni kalmadığını da anlatıyor anket sonuçları. Sakatlık adam Linderoth, kontratı alıp üzerine yatan ve adeta geçen sezona göre 2 vites düşük hızda seyreden Nonda, istikrarsız De Sanctis ile Problem adam Lincoln istenmeyenler arasında başta gidiyorlar. Taraftarın Baros ve Kewell dışındaki yabancılara sıcak bakmadığı, bire bir takıma katkı yapan adamı tuttuğu ortada. Kewell ve Baros’la ilgili bugüne kadar herhangi bir sorun yaşanmamış olması da bu isimlerin Galatasaray karakterine daha uygun adamlar olduğunu zaten göstermekte.

2 alttaki gönderi de Bülent Korkmaz’la ilgili yaptığım tespitlerin ankette de desteklendiği gözükmekte. Bülent Galatasaray’a erken geldi, üstelik bir taktik dehası falan da değil. Bu da onu kullanılabilir ve harcanabilir hale getirmekte. Kesin olansa hala taraftarın yarısından fazlasının Bülent’e inandığı. Bizler ne kadar Bülent kalsın ve başarılı olsun istesek de tıpkı Adnan Polat’ın dediği gibi “Bizler aslında önceden yazılmış bir senaryonun figüranlarıyız be Kaptan!”

Mehmet Güven’e söylecek sözümüz yok, senelerdir hep aşağı doğru gidiyor performansı. 4 sene önce Ümit Milli takımda oynayan Mehmet ile bu Mehmet arasında çok büyük fark var. Mehmet’e Mehmet Güvensiz diyorum ben 2 sezondur, taraftar da aynı fikirde Altyapıdan geliyor ve Şampiyonlar Ligi’nde, UEFA’da home-grown oyuncu statüsünü dolduruyor olmaktan başka faydası yok senelerdir ne Galatasaray’a ne kendisine.

Sağlık ekibine tepkide haklı mıyız, yoksa Sağlık ekibinin yapacak şeyi mi kalmıyor fiziken kötü durumdaki oyuncuların sakatlıklarına, bir türlü çözemedik. Onların tespitlerine göre yön bulan tedaviler acaba yollarını mı kaybediyorlar belirsiz. Tepki almaları doğal, Galatasaray tarihinde belki de şu iki sezon boyunca yaşanan kadar sakatlık yaşanmamıştır.

Son mesajsa Adnan Polat’a çıkmış anketten. “Yönetimini destekliyoruz ama şu Adnan Sezgin ve Kalli’den kurtar Galatasaray’ın yakasını artık!” diyor taraftar. 12 Ocak’ta sormuşuz biz de Hangisi Başkan diye. Son Dönemlerde Futbol Şubesi’ni tamamiyle Haldun Üstünel’e bağlayarak bir hamle yaptı Polat ancak şu an için yarım hala. Adnan Sezgin ve Kalli ne kadar çabuk ayrılırsa Galatasaray’dan, çok başlılıktan ne kadar çabuk kurtulursa Florya, o kadar çabuk gelir başarı.

Bir parantez de destek gören takımda tutulması istenen isimlere. Aykut, Emre Aşık, Emre Güngör, Hakan Balta, Alpaslan, Uğur, Servet, Serkan Kurtuluş, Ayhan, Barış, Mehmet Topal, Kewell, Arda, Baros, Serkan Çalık, Cevat ve Nezihi Hocalar. diğer isimlere güven giderek azalıyor, Polat yönetimine muhalifler üçte 1 düzeyine gelmiş. Taraftarın mesajı şu; takıma her şeyini veren adamlar ve gençlere sahip çıkıyoruz. Genç de olsan şöhretli de takıma bir şey vermiyorsan seni Galatasaray’da istemiyoruz.

Galatasaray Anketi Üzerine

Nisan 29, 2009, 1:41 pm | Anket, Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Gelecek sezonda Galatasaray’da kimleri görmek istemiyorsunuz diye sormuştuk Çoban Salata okurlarına. Oy veren herkese teşekkürler. Önce öne çıkan sonuçları bir verelim sonra yoruma geçelim:

Linderoth %60
Ümit Karan %56
Nonda %56
Feldkamp %55
Hasan Şaş %54
Adnan Sezgin %52
Sabri %52
Lincoln %46
Bülent Korkmaz %45
Sağlık Ekibi %44
Mehmet Güven %44
De Sanctis %42

Sonuçlara bakarak söyleyebileceğimiz ilk şey taraftarın Linderoth’tan umudu kestiği. 2 sezondur çıktığı antrenman sayısı neredeyse Galatasaray’ın oynadığı maç sayısını geçmeyen İsveçli kariyeri boyunca hiç ciddi sakatlık yaşamadığı için ona buz adam, demir adam lakapları takılımıştı. Ama Galatasaray macerası onun için belki de kariyerini bitren bir süreç oldu. Ona bel bağlayan Galatasaray’ın kaybettiklerini saymaya gerek bile yok. Ve şimdi 1 numaralı istenmeyen adam Linderoth, garanti parasını alıyor ve hiç bir şey vermiyor.

2. çarpıcı sonuç ise takımın en eskileri Hasan Şaş ve Ümit Karan’la ilgili. Taraftarın yarıdan fazlasının gitsin dediği bu iki ismin özellikle bu sezonki performanslarına baktığımızda kariyerlerinin en kötü dönemlerini geçiriyorlar demek yanlış olmayacaktır. Hasan belki biraz parlamıştı lig başında ama sakatlandıktan sonra iyileşip döndüğündeki vücut şekli, fazla kiloları ve kurtulamadığı asabiyeti onu istenmeyen adamlardan biri haline getirdi. Karan için söylenebilecek hiç bir şey yok. Senelerdir kendi adıma vasat bir futbolcu olduğunu, Hakan Şükür ve Arif’le oynama fırsatı yakaladığı için bu denli gol atabildiğini söyledim durdum. Kendisi gibi önce golü düşünen forvetlerle partnerlik yapınca durumu ortada.
Sabri ayrı bir inceleme konusu. Hiç bir oyuncu yoktur ki tribünde hem onu gırtlaklamak isteyen hem de omuzlarda taşımak isteyen taraftar grubu olsun. Ben 1. gruptanım. Aslında bir orta saha oyuncusu olan Sabri adam yokluğunda sağbekliğe devşirilip oraya mahkum edilmiş, bu sayede Galatasaray’ı da kendisine mahkum edilmiş bir oyuncu. O olduğu için senelerdir sağbek alınmayışı sonucu, Uğur da sakatlandıktan sonra, artık bu sezon balonu patladı. Çünkü önünde ilk işi hücum etmek olan Kewell var. Altyapı’dan geliyor olması, hasta Galatasaraylı olması onu sevenlerin çokluğunu açıklıyor ama, sahada agresifliğini, devamlı kavga ediyormuşcasına gözüken yüz ifadelerini ve yanlış saha içi tercihlerini ney nasıl açıklayacak orasını bilmiyorum. Sonuç olarak Sabri taraftarın desteğini de önemli ölçüde kaybetmiş durumda.

Taraftarın Galatasaray’ın yabancılarına güveni kalmadığını da anlatıyor anket sonuçları. Sakatlık adam Linderoth, kontratı alıp üzerine yatan ve adeta geçen sezona göre 2 vites düşük hızda seyreden Nonda, istikrarsız De Sanctis ile Problem adam Lincoln istenmeyenler arasında başta gidiyorlar. Taraftarın Baros ve Kewell dışındaki yabancılara sıcak bakmadığı, bire bir takıma katkı yapan adamı tuttuğu ortada. Kewell ve Baros’la ilgili bugüne kadar herhangi bir sorun yaşanmamış olması da bu isimlerin Galatasaray karakterine daha uygun adamlar olduğunu zaten göstermekte.

2 alttaki gönderi de Bülent Korkmaz’la ilgili yaptığım tespitlerin ankette de desteklendiği gözükmekte. Bülent Galatasaray’a erken geldi, üstelik bir taktik dehası falan da değil. Bu da onu kullanılabilir ve harcanabilir hale getirmekte. Kesin olansa hala taraftarın yarısından fazlasının Bülent’e inandığı. Bizler ne kadar Bülent kalsın ve başarılı olsun istesek de tıpkı Adnan Polat’ın dediği gibi “Bizler aslında önceden yazılmış bir senaryonun figüranlarıyız be Kaptan!”

Mehmet Güven’e söylecek sözümüz yok, senelerdir hep aşağı doğru gidiyor performansı. 4 sene önce Ümit Milli takımda oynayan Mehmet ile bu Mehmet arasında çok büyük fark var. Mehmet’e Mehmet Güvensiz diyorum ben 2 sezondur, taraftar da aynı fikirde Altyapıdan geliyor ve Şampiyonlar Ligi’nde, UEFA’da home-grown oyuncu statüsünü dolduruyor olmaktan başka faydası yok senelerdir ne Galatasaray’a ne kendisine.

Sağlık ekibine tepkide haklı mıyız, yoksa Sağlık ekibinin yapacak şeyi mi kalmıyor fiziken kötü durumdaki oyuncuların sakatlıklarına, bir türlü çözemedik. Onların tespitlerine göre yön bulan tedaviler acaba yollarını mı kaybediyorlar belirsiz. Tepki almaları doğal, Galatasaray tarihinde belki de şu iki sezon boyunca yaşanan kadar sakatlık yaşanmamıştır.

Son mesajsa Adnan Polat’a çıkmış anketten. “Yönetimini destekliyoruz ama şu Adnan Sezgin ve Kalli’den kurtar Galatasaray’ın yakasını artık!” diyor taraftar. 12 Ocak’ta sormuşuz biz de Hangisi Başkan diye. Son Dönemlerde Futbol Şubesi’ni tamamiyle Haldun Üstünel’e bağlayarak bir hamle yaptı Polat ancak şu an için yarım hala. Adnan Sezgin ve Kalli ne kadar çabuk ayrılırsa Galatasaray’dan, çok başlılıktan ne kadar çabuk kurtulursa Florya, o kadar çabuk gelir başarı.

Bir parantez de destek gören takımda tutulması istenen isimlere. Aykut, Emre Aşık, Emre Güngör, Hakan Balta, Alpaslan, Uğur, Servet, Serkan Kurtuluş, Ayhan, Barış, Mehmet Topal, Kewell, Arda, Baros, Serkan Çalık, Cevat ve Nezihi Hocalar. diğer isimlere güven giderek azalıyor, Polat yönetimine muhalifler üçte 1 düzeyine gelmiş. Taraftarın mesajı şu; takıma her şeyini veren adamlar ve gençlere sahip çıkıyoruz. Genç de olsan şöhretli de takıma bir şey vermiyorsan seni Galatasaray’da istemiyoruz.

>Günün Diyaloğu

Nisan 29, 2009, 11:38 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Philadelpia 76ers Koçu Tony DiLeo:

Howard hem hücumda hem savunmada devamlı boyalı alanda, yani devamlı orada, dışında değil. Devamlı orada olup da neredeyse hiç üç saniye almıyor olması anlaşılır gibi değil. Ayrıca Lig Yönetiminin mutlaka Howard’ın Dalambert’e attığı dirseği tekrar izleyip değerlendirmesi gerekir.

Orlando Magic Koçu Stan Van Gundy:

Nedir yani top oynamayı bırakıp bir sonraki maçta hakemlerin hangi düdüklerini çalacağını mı ısmarlayacağız. Çıkıp topunu oynayacaksın, kazanabiliyorsan kazanıyorsundur. Ayrıca ben de Lig Yönetiminin Howard’ın Courney Lee’ye dirsek attığı pozisyonu tekrar izleyip değerlendirmesini istiyorum, sonuçta bir oyuncumuzu sakatladı Howard.

Günün Diyaloğu

Nisan 29, 2009, 11:38 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Philadelpia 76ers Koçu Tony DiLeo:

Howard hem hücumda hem savunmada devamlı boyalı alanda, yani devamlı orada, dışında değil. Devamlı orada olup da neredeyse hiç üç saniye almıyor olması anlaşılır gibi değil. Ayrıca Lig Yönetiminin mutlaka Howard’ın Dalambert’e attığı dirseği tekrar izleyip değerlendirmesi gerekir.

Orlando Magic Koçu Stan Van Gundy:

Nedir yani top oynamayı bırakıp bir sonraki maçta hakemlerin hangi düdüklerini çalacağını mı ısmarlayacağız. Çıkıp topunu oynayacaksın, kazanabiliyorsan kazanıyorsundur. Ayrıca ben de Lig Yönetiminin Howard’ın Courney Lee’ye dirsek attığı pozisyonu tekrar izleyip değerlendirmesini istiyorum, sonuçta bir oyuncumuzu sakatladı Howard.

>Tarih Tekerrürden İbarettir

Nisan 29, 2009, 9:53 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sixers için söylenecek en özlü söz sanırım tarih tekerrürden ibarettir. Geçen seneyi hatırlayalım Detroit serisini.3. maç sonunda 2-1 Sixers öndeydi, 6. maç sonunda 4-2 ile elendiler. Bu seride de işler aynı seyrediyor. 6. maç Philadelphia’da ama o maça yakın taraf yine Magic.

Maçın hemen başında alakasız bir pozisyonda Howard’ın dirseği Lee’nin başına çarpınca en azından bu maç için Magic Lee’yi kaybetmiş oldu. Çoğunlukla Redick’i oynattı 2 numarada Van Gundy. Tamam kadrodaki tek saf 2 numara Redick ama, ne hücum ritm ne de savunma direnci bakımından bugün Avrupa’da bile forma bulmakta zorlanacak yapıda Redick. Zaten maç boyunca onun üzerinden oynadıkları neredeyse her pozisyonu sayı ile bitirdi Sixers. Hidayet’in savunmasını yine oldukça sert yaptılar, her pozisyonda zorlandı hücumda. Bileğinin iyiye gittiğini zannediyorduk ama daha kötüye gittiğini ve iğneyle oynamaya devam ettiğini öğrendik. Özellikle penetreleri bitiremiyor, kuvvetli kalamıyor son adımına. Lee yokken Hidayet’i böylesine kısıtlamışken Sixers’ın maçı alamaması onlar için serinin sonunun yaklaştığının göstergesi.

İki eksiğiyle güç kaybeden Magic’te özlediğimiz adam Lewis sahne aldı uzun süre sonra. Howard da kendi oyununu oynayıp serbest atışlarda isabet bulunca Sixers’ın işi kolay bitti. Alston’a da ayrı bir parantez açmak gerek. İlk 3 maç çılgınca, fütursuzca içeri dalan Alston bir hayli fırça yedikten sonra Van Gundy’den 2 maçtır gerçekten tam bir oyun kurucu gibi oynuyor. Sadece gerçekten gerektiğinde içeri penetre ediyor, penetre üzeri çok güzel paslar çıkarıyor. Demek ki böyle oynanabiliyormuş. Bilmem kaç sezondur Nelson’da izlediğimiz bu zaafı Alston’ı play-off’ta gerçekleştirirken gördüğümde sinirim çok bozulmuştu. Benim kıstaslarım oyun kurucunun hangi işi ne zaman yapması gerektiğini seçebilmesi en üst sırada. Ha ben NBA, basketbol otoritesi falan değilim ama bilinçli bir basketbol izleyicisiyim en azından ve bu oyundan zevk alan biri olarak sahada böyle oyun kurucular görmek en doğal hakkım diye düşünüyorum.

Magic’in bu maçtaki tek eksiği diğer 4 maçta da yaşandığı üzere anlamsız bir rehavete kapılmalarıydı. Fark 10’un üzerine çıktığında sanki maç bitti, hadi zamanı eritelim de gidelim psikolojisine girip abuk sabuk bir hale bürünüyorlar. Bu sefer bunu daha çabuk aştılar, Van Gundy belli ki mental olarak da ciddi şekilde çalışıyor.

Tahminim son maçı da Magic alır ve Chicago’yu yine uzatmaya giden maçta yenen Boston’la konferans finali için kapışmaya hazırlanır.

Bu arada dün Lewis neden bu kadar silik oynuyor diye soran bir arkadaşıma “Kızı çok uzun zamandır hastanede, hastalığını çözememişler bir de kardeşi kanser olmuş, adamın asabı, morali çok bozuk, kendini kolay kolay maça veremez. Belki kızının iyileşme sürecine girmesi bir etki yapar bu akşam patlar.”demiştim. Hem Lewis’in patlaması hem de maçı NBATV’de anlatan Orkun Çolakoğlu’nun Lewis’le ilgili aynı bilgiyi vermesi bir anda bana “Orlando insider” görüntüsü kattı, bir hayli güldük.

Tarih Tekerrürden İbarettir

Nisan 29, 2009, 9:53 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sixers için söylenecek en özlü söz sanırım tarih tekerrürden ibarettir. Geçen seneyi hatırlayalım Detroit serisini.3. maç sonunda 2-1 Sixers öndeydi, 6. maç sonunda 4-2 ile elendiler. Bu seride de işler aynı seyrediyor. 6. maç Philadelphia’da ama o maça yakın taraf yine Magic.

Maçın hemen başında alakasız bir pozisyonda Howard’ın dirseği Lee’nin başına çarpınca en azından bu maç için Magic Lee’yi kaybetmiş oldu. Çoğunlukla Redick’i oynattı 2 numarada Van Gundy. Tamam kadrodaki tek saf 2 numara Redick ama, ne hücum ritm ne de savunma direnci bakımından bugün Avrupa’da bile forma bulmakta zorlanacak yapıda Redick. Zaten maç boyunca onun üzerinden oynadıkları neredeyse her pozisyonu sayı ile bitirdi Sixers. Hidayet’in savunmasını yine oldukça sert yaptılar, her pozisyonda zorlandı hücumda. Bileğinin iyiye gittiğini zannediyorduk ama daha kötüye gittiğini ve iğneyle oynamaya devam ettiğini öğrendik. Özellikle penetreleri bitiremiyor, kuvvetli kalamıyor son adımına. Lee yokken Hidayet’i böylesine kısıtlamışken Sixers’ın maçı alamaması onlar için serinin sonunun yaklaştığının göstergesi.

İki eksiğiyle güç kaybeden Magic’te özlediğimiz adam Lewis sahne aldı uzun süre sonra. Howard da kendi oyununu oynayıp serbest atışlarda isabet bulunca Sixers’ın işi kolay bitti. Alston’a da ayrı bir parantez açmak gerek. İlk 3 maç çılgınca, fütursuzca içeri dalan Alston bir hayli fırça yedikten sonra Van Gundy’den 2 maçtır gerçekten tam bir oyun kurucu gibi oynuyor. Sadece gerçekten gerektiğinde içeri penetre ediyor, penetre üzeri çok güzel paslar çıkarıyor. Demek ki böyle oynanabiliyormuş. Bilmem kaç sezondur Nelson’da izlediğimiz bu zaafı Alston’ı play-off’ta gerçekleştirirken gördüğümde sinirim çok bozulmuştu. Benim kıstaslarım oyun kurucunun hangi işi ne zaman yapması gerektiğini seçebilmesi en üst sırada. Ha ben NBA, basketbol otoritesi falan değilim ama bilinçli bir basketbol izleyicisiyim en azından ve bu oyundan zevk alan biri olarak sahada böyle oyun kurucular görmek en doğal hakkım diye düşünüyorum.

Magic’in bu maçtaki tek eksiği diğer 4 maçta da yaşandığı üzere anlamsız bir rehavete kapılmalarıydı. Fark 10’un üzerine çıktığında sanki maç bitti, hadi zamanı eritelim de gidelim psikolojisine girip abuk sabuk bir hale bürünüyorlar. Bu sefer bunu daha çabuk aştılar, Van Gundy belli ki mental olarak da ciddi şekilde çalışıyor.

Tahminim son maçı da Magic alır ve Chicago’yu yine uzatmaya giden maçta yenen Boston’la konferans finali için kapışmaya hazırlanır.

Bu arada dün Lewis neden bu kadar silik oynuyor diye soran bir arkadaşıma “Kızı çok uzun zamandır hastanede, hastalığını çözememişler bir de kardeşi kanser olmuş, adamın asabı, morali çok bozuk, kendini kolay kolay maça veremez. Belki kızının iyileşme sürecine girmesi bir etki yapar bu akşam patlar.”demiştim. Hem Lewis’in patlaması hem de maçı NBATV’de anlatan Orkun Çolakoğlu’nun Lewis’le ilgili aynı bilgiyi vermesi bir anda bana “Orlando insider” görüntüsü kattı, bir hayli güldük.

>Leo Franco Galatasaray’daymış

Nisan 29, 2009, 9:22 am | Futbol, Galatasaray, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Haber El Mundo Deportivo’dan. Leo Franco Galatasaray’a 3 yıllığına imza atmış, 2,5 milyon Euro dan bahsediliyor. Bence yakışır demiştim 18 Nisan’da, gelse de kaleci seyretsek, endamıyla, boyuyla.

Leo Franco Galatasaray’daymış

Nisan 29, 2009, 9:22 am | Futbol, Galatasaray, La Liga kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Haber El Mundo Deportivo’dan. Leo Franco Galatasaray’a 3 yıllığına imza atmış, 2,5 milyon Euro dan bahsediliyor. Bence yakışır demiştim 18 Nisan’da, gelse de kaleci seyretsek, endamıyla, boyuyla.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.