>NBA’de Yılın Koçu: Mike Brown

Nisan 20, 2009, 8:09 pm | Cleveland Cavs, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Takımı NBA birincisi, herkesi silindir gibi ezip geçiyorlar, üstelik her şeyi Lebron yapmıyor. Cavs iyi bir takım olduysa onun sayesinde. Senelerce çok tartışıldı koçluk yeteneği. Her geçen gün üzerine koyarak devam ediyor. Lebron onun için bir şanstı, şansı fırsata çevirmeyi bildi, başkaları gibi yıldızına yaslanıp beklemedi. Kim ne derse desin NBA’de yılın koçu o, o Mike Brown!

NBA’de Yılın Koçu: Mike Brown

Nisan 20, 2009, 8:09 pm | Cleveland Cavs, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Takımı NBA birincisi, herkesi silindir gibi ezip geçiyorlar, üstelik her şeyi Lebron yapmıyor. Cavs iyi bir takım olduysa onun sayesinde. Senelerce çok tartışıldı koçluk yeteneği. Her geçen gün üzerine koyarak devam ediyor. Lebron onun için bir şanstı, şansı fırsata çevirmeyi bildi, başkaları gibi yıldızına yaslanıp beklemedi. Kim ne derse desin NBA’de yılın koçu o, o Mike Brown!

>Gerçek Galatasaraylı!

Nisan 20, 2009, 2:12 pm | Futbol, Galatasaray, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Gerçek Galatasaraylı!

Nisan 20, 2009, 2:12 pm | Futbol, Galatasaray, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

>Kayıp Aranıyor! Bir Yudum İnsan…

Nisan 20, 2009, 9:40 am | Futbol, Galatasaray, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> 26 yaşında 1.72m boyunda 68 kilo kıvır kıvır kıvır saçlı bu Arjantinli futbolcuyu Galatasaray sattı mı kiraladı mı, dövdü mü, öldürdü mü, kötü yola mı düştü, nerede, ne yapıyor, futbol mu oynuyor yoksa ticarete vs. falan atıldı da biz mi bilmiyoruz. En son Meksika civarlarında görüldüğü hakkında bilgiler geldi. Boy kilo bilgileri en son görüldüğü zamanlara göre verilmiştir. Şu andaki fiziki durumu hakkında bilgiye ulaşılamamıştır. Bilenlerin insanlık namına yardım etmesi rica olunur. (Ne hale düştük biz ya)

Not: Son gelen bilgilere göre hala daha Galatasaray’ın sözleşmeli futbolcusuymuş. Bilgi: http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=30&kisiId=980953

O zaman nerede bu adam? Bu kulüp bu adam hakkında neden hiçbir açıklama yapmıyor? Performansı nedir? Nerededir? Gelecek sezon gelecek midir? Ve daha bir çok soru akıllara takılan. Emin olun onlar da en az benim kadar bilgisizler zamanında o kadar para verip aldıkları bu oyuncu hakkında.

Yazık çok yazık.

Editsel hareket:

Carrusca’nın Cruz Azul Futbol Kulübü’ne kiralık olarak gittiği ve orada auta çıktığını öğrendik. Tüm Galatasaray camiasına hayırlı uğurlu olsun. Eee o zaman ne yapıyor bu adam? Kale vuruşunu kim atacak?

Acaba Galatasaray yöneticileri ozhano’nun olduğu kadar Carrusca hakkında bilgiye sahipler mi? Bir bilen varsa ya da bu out’un manası neyse açıklayın, yazıktır, günahtır.

Editsel hareket 2

transfermarkt.de sitesinde Carrusca’nın internet sitesi olarak verilen adrese gittik, gördük, hayret ettik! Şaka bir yana adam cidden sırra kadem basmış durumda, yukarıdaki satırlarda kötü yola mı düştü acep diye espri yapmıştık ama gerçek olma olasılığı çok yükseldi. Allah korusun gerçekten bu çocuk kötü yola mı düştü acep?

Editsel hareket 3

Carrusca’nın 21 Şubat 2009 tarihli bir fotoğrafına ulaştık flickr’dan. Fotoğrafta Carrusca’nın kolu kırık olarak gözükmekte. Fotoğraf altı yazısı da sezonu kapattığını anlatmakta. İyi de sezonu kapayan, kolu kırık bu oğlan nerede, ne yapar, ne yer, ne içer? Acaba bizim sayın yönetimimizin bu durumdan haberi var mı? Gerçekten merak ediyorum. Yönetimden tanıdığı olan biri sorarsa ve beni bilgilendirirse çok memnun olurum.

Kayıp Aranıyor! Bir Yudum İnsan…

Nisan 20, 2009, 9:40 am | Futbol, Galatasaray, ozhano kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

26 yaşında 1.72m boyunda 68 kilo kıvır kıvır kıvır saçlı bu Arjantinli futbolcuyu Galatasaray sattı mı kiraladı mı, dövdü mü, öldürdü mü, kötü yola mı düştü, nerede, ne yapıyor, futbol mu oynuyor yoksa ticarete vs. falan atıldı da biz mi bilmiyoruz. En son Meksika civarlarında görüldüğü hakkında bilgiler geldi. Boy kilo bilgileri en son görüldüğü zamanlara göre verilmiştir. Şu andaki fiziki durumu hakkında bilgiye ulaşılamamıştır. Bilenlerin insanlık namına yardım etmesi rica olunur. (Ne hale düştük biz ya)

Not: Son gelen bilgilere göre hala daha Galatasaray’ın sözleşmeli futbolcusuymuş. Bilgi: http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=30&kisiId=980953

O zaman nerede bu adam? Bu kulüp bu adam hakkında neden hiçbir açıklama yapmıyor? Performansı nedir? Nerededir? Gelecek sezon gelecek midir? Ve daha bir çok soru akıllara takılan. Emin olun onlar da en az benim kadar bilgisizler zamanında o kadar para verip aldıkları bu oyuncu hakkında.

Yazık çok yazık.

Editsel hareket:

Carrusca’nın Cruz Azul Futbol Kulübü’ne kiralık olarak gittiği ve orada auta çıktığını öğrendik. Tüm Galatasaray camiasına hayırlı uğurlu olsun. Eee o zaman ne yapıyor bu adam? Kale vuruşunu kim atacak?

Acaba Galatasaray yöneticileri ozhano’nun olduğu kadar Carrusca hakkında bilgiye sahipler mi? Bir bilen varsa ya da bu out’un manası neyse açıklayın, yazıktır, günahtır.

Editsel hareket 2

transfermarkt.de sitesinde Carrusca’nın internet sitesi olarak verilen adrese gittik, gördük, hayret ettik! Şaka bir yana adam cidden sırra kadem basmış durumda, yukarıdaki satırlarda kötü yola mı düştü acep diye espri yapmıştık ama gerçek olma olasılığı çok yükseldi. Allah korusun gerçekten bu çocuk kötü yola mı düştü acep?

Editsel hareket 3

Carrusca’nın 21 Şubat 2009 tarihli bir fotoğrafına ulaştık flickr’dan. Fotoğrafta Carrusca’nın kolu kırık olarak gözükmekte. Fotoğraf altı yazısı da sezonu kapattığını anlatmakta. İyi de sezonu kapayan, kolu kırık bu oğlan nerede, ne yapar, ne yer, ne içer? Acaba bizim sayın yönetimimizin bu durumdan haberi var mı? Gerçekten merak ediyorum. Yönetimden tanıdığı olan biri sorarsa ve beni bilgilendirirse çok memnun olurum.

>Rehavetin Bedeli

Nisan 20, 2009, 8:25 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>3. çeyrekte bir ara farkı 18 sayıya çıkaran Orlando Magic, geçen sezondan beri bir türlü kurtulamadığı hastalığına yine tuuldu: Rehavet. Karşında genç bir takım var, fark o kadar açılmış, moralleri bozuk gençler çabuk atışlar arıyor. Artık bu noktada tek yapmak gereken tempoyu oldukça düşürmek, saati tüketmek, en iyi adamlarına topu indirmek. Hiçbirini yapmadı Van Gundy’nin öğrencileri. 18 sayı öne geçmek maç kazandırmıyor, son ddük çaldığında önde olmak kazandırıyor. Bu mağlubiyet çok iyi bir ders oldu Orlando Magic takımına ve Van Gundy’e. DiLeo ve öğrencilerini tebrik ediyorum, özellikle de son topta suratında Hidayet’in kolu varken o muhteşem şutu çıkarıp maçı bitiren Iguodala’yı, sırf o şuttan değil muhteşem oyunundan dolayı da.

Dün gece içinde maç tecrübesinin ne kadar önemli bir etmen olduğunu gördük şutör performansında. Lewis 3 maç, Hidayet 2 maç kenarda oturmuş, 10 gündür maça çıkmamışlardı. Çaylak Lee ise tüm maçlarda görev almış ve fiziken hazır durumdaydı. Sixers maça başlarken hafta içinde yazdığım gibi Howard’a yoğunlaştı. İkili hatta zaman zaman üçlü sıkıştırmalar geldi. Howard da topu dışarıya çıkarmadı çoğunlukla ve faul almaya çalıştı. Aldı da ve hatta bir çok da basket buldu. Ancak DiLeo’nun sürpriz hamlesi Hidayet üzerineydi. Hidayet rakip sahada topu her aldığında penetre yollarını tıkayacak ikili sıkıştırmalara maruz kaldı. Maç boyu sadece 2 penetre yapabildi, ilk adımını atacağı yerde hep bir Sixerslı vardı. Kayarak savunma yapan Sixers Lee’yi riske etti maç boyunca. İlk 4 şutunu kaçırdıktan sonra iyice rahatladılar ancak bu sefer Lee çaylak duvarından geçti ve arka arkaya isabetlerle takımını oyunda tuttu. Yine de Lee’yi riske etmeye devam etti Sixers. Lee daha ne kadar atabilir ya da Magic daha ne kadar Lee üzerinden oynayabilir diye düşündüler sanırım. Haklıydılar. Lee bu takımın ilk beşindeki 5. skor opsiyonu ve işler kızıştığında diğerlerinden ona pek de top kalmıyor. Son çeyrekte skor kafa kafaya geldiği dakikalarda Alston ve Lewis’in buldukları boş atışları sayı yapamamaları Sixers’ı ileriye taşıyan başka bir faktör oldu. Iguodala’nın 2.2 saniye kala yaptığı basketle öne geçen rakibini Van Gundy’nin son hücumda maçı uzatmaya götürmeden yenmek istemesi takımının fiziksel durumuna güvenemediğinin bir göstergesiydi, öte yandan bu hücumu Hidayet üzerinden kullanması bütün maçı kötü oynamış da olsa ona ne kadar güvendiğini gösteren bir işaretti. DiLeo’nun taktiklerini maç kazandıran hale getiren de son çeyrekteki Donyell Marshall hamlesiydi. Üçlük fakiri Sixers’ın kadrosunda neredeyse hiç düşünülmeyen Marshall, son çeyrekte ilk kez oyuna girdi ve 15 yıllık tecrübesini Magic potasına akıttı son çeyrekte ve genç Sixers’a momentum getiren adam oldu. Sanırım diğer maçlarda DiLeo onu daha çok kullanacaktır.

Sözün özü bu mağlubiyet çok güzel bir ders oldu, rehavetin bedelini ağır ödediler. Aynı maçı bir daha oynamaz Magic. Seri buradan 4-1 de bitebilir ama kuvvetli ihtimal 4-2’ye uzamış durumda. Magic mutlaka deplasmanda yenecektir Sixers’ı, ama kaç kere?

Rehavetin Bedeli

Nisan 20, 2009, 8:25 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

3. çeyrekte bir ara farkı 18 sayıya çıkaran Orlando Magic, geçen sezondan beri bir türlü kurtulamadığı hastalığına yine tuuldu: Rehavet. Karşında genç bir takım var, fark o kadar açılmış, moralleri bozuk gençler çabuk atışlar arıyor. Artık bu noktada tek yapmak gereken tempoyu oldukça düşürmek, saati tüketmek, en iyi adamlarına topu indirmek. Hiçbirini yapmadı Van Gundy’nin öğrencileri. 18 sayı öne geçmek maç kazandırmıyor, son ddük çaldığında önde olmak kazandırıyor. Bu mağlubiyet çok iyi bir ders oldu Orlando Magic takımına ve Van Gundy’e. DiLeo ve öğrencilerini tebrik ediyorum, özellikle de son topta suratında Hidayet’in kolu varken o muhteşem şutu çıkarıp maçı bitiren Iguodala’yı, sırf o şuttan değil muhteşem oyunundan dolayı da.

Dün gece içinde maç tecrübesinin ne kadar önemli bir etmen olduğunu gördük şutör performansında. Lewis 3 maç, Hidayet 2 maç kenarda oturmuş, 10 gündür maça çıkmamışlardı. Çaylak Lee ise tüm maçlarda görev almış ve fiziken hazır durumdaydı. Sixers maça başlarken hafta içinde yazdığım gibi Howard’a yoğunlaştı. İkili hatta zaman zaman üçlü sıkıştırmalar geldi. Howard da topu dışarıya çıkarmadı çoğunlukla ve faul almaya çalıştı. Aldı da ve hatta bir çok da basket buldu. Ancak DiLeo’nun sürpriz hamlesi Hidayet üzerineydi. Hidayet rakip sahada topu her aldığında penetre yollarını tıkayacak ikili sıkıştırmalara maruz kaldı. Maç boyu sadece 2 penetre yapabildi, ilk adımını atacağı yerde hep bir Sixerslı vardı. Kayarak savunma yapan Sixers Lee’yi riske etti maç boyunca. İlk 4 şutunu kaçırdıktan sonra iyice rahatladılar ancak bu sefer Lee çaylak duvarından geçti ve arka arkaya isabetlerle takımını oyunda tuttu. Yine de Lee’yi riske etmeye devam etti Sixers. Lee daha ne kadar atabilir ya da Magic daha ne kadar Lee üzerinden oynayabilir diye düşündüler sanırım. Haklıydılar. Lee bu takımın ilk beşindeki 5. skor opsiyonu ve işler kızıştığında diğerlerinden ona pek de top kalmıyor. Son çeyrekte skor kafa kafaya geldiği dakikalarda Alston ve Lewis’in buldukları boş atışları sayı yapamamaları Sixers’ı ileriye taşıyan başka bir faktör oldu. Iguodala’nın 2.2 saniye kala yaptığı basketle öne geçen rakibini Van Gundy’nin son hücumda maçı uzatmaya götürmeden yenmek istemesi takımının fiziksel durumuna güvenemediğinin bir göstergesiydi, öte yandan bu hücumu Hidayet üzerinden kullanması bütün maçı kötü oynamış da olsa ona ne kadar güvendiğini gösteren bir işaretti. DiLeo’nun taktiklerini maç kazandıran hale getiren de son çeyrekteki Donyell Marshall hamlesiydi. Üçlük fakiri Sixers’ın kadrosunda neredeyse hiç düşünülmeyen Marshall, son çeyrekte ilk kez oyuna girdi ve 15 yıllık tecrübesini Magic potasına akıttı son çeyrekte ve genç Sixers’a momentum getiren adam oldu. Sanırım diğer maçlarda DiLeo onu daha çok kullanacaktır.

Sözün özü bu mağlubiyet çok güzel bir ders oldu, rehavetin bedelini ağır ödediler. Aynı maçı bir daha oynamaz Magic. Seri buradan 4-1 de bitebilir ama kuvvetli ihtimal 4-2’ye uzamış durumda. Magic mutlaka deplasmanda yenecektir Sixers’ı, ama kaç kere?

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.