Atları da Vururlar!

Şubat 10, 2009, 1:52 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Geldiği gün belliydi aslında kovulacağı. Sert EPL karakterine uygun bir oyun anlayışına sahip olmadan Chelsea gibi bir takımın başıa geçip, takıma oyun kurucu pozisyonunda Deco’yu monte etmeye çalışmasıyla birlikte üzerine bahisler açılmaya başlamıştı. Ben bu kadar dayanabileceğini bile beklemiyordum şahsen. Aralık gibi kovulmasını bekliyordum, şansı yaver gitti, diğer takımların enteresan puan kayıplarıyla hep zirvede kaldı. Ama sezon ilerledikçe Ada’nın büyüklerinin EPL tecrübesi faktörü ve işi ciddiye alma yaklaşımı ön plana çıkmaya başladı. Her geçen gün United, Liverpool, arsenal oyuncuları kuvvetlenirken, Maviler çaptan düştü. İkili mücadelelerde rakiplerine boyun eğmeye başladılar. Yetmedi bu güçsüzleşen takıma bir de Quaresma’yı getirdi Scolari. Kendi idam fermanını hazırladı gün be gün.

Aragones Fenerbahçe’yi sankibir İspanyol takımı, oyuncuları sanki İspanyollarmış gibi gördüğü için bugün sarı kanarya uçamıyor. Scolari de tpkı meslektaşı gibi bir turnuvada Portekiz Milli Takımını idare edercesine idare etmeye çalıştıı için Maviler gerilerde kaldı. İşte o yüzden Mavi günleri bitti Scolari’nin. İnsan düşünmeden yapamıyor şimdi, ya ScolariFener’e evet deyip Türkiye’ye gelse, Portekiz karakterindeki Fenerbahçe’ye alternatifi Aragones’ten daha faydalı olmaz mıydı? Decosu Alex, Carvalhosu Lugano, Quaresması Kazım, Ronaldosu Deivid, Meirelesi Selçuk olmaz mıydı misal. Şimdi Aragones bugün kovulsa ve Fenerbahçe Başkanı olsam getirmez miydim Scolari’yi Kadıköy’e…

Reklamlar

>Atları da Vururlar!

Şubat 10, 2009, 1:52 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Geldiği gün belliydi aslında kovulacağı. Sert EPL karakterine uygun bir oyun anlayışına sahip olmadan Chelsea gibi bir takımın başıa geçip, takıma oyun kurucu pozisyonunda Deco’yu monte etmeye çalışmasıyla birlikte üzerine bahisler açılmaya başlamıştı. Ben bu kadar dayanabileceğini bile beklemiyordum şahsen. Aralık gibi kovulmasını bekliyordum, şansı yaver gitti, diğer takımların enteresan puan kayıplarıyla hep zirvede kaldı. Ama sezon ilerledikçe Ada’nın büyüklerinin EPL tecrübesi faktörü ve işi ciddiye alma yaklaşımı ön plana çıkmaya başladı. Her geçen gün United, Liverpool, arsenal oyuncuları kuvvetlenirken, Maviler çaptan düştü. İkili mücadelelerde rakiplerine boyun eğmeye başladılar. Yetmedi bu güçsüzleşen takıma bir de Quaresma’yı getirdi Scolari. Kendi idam fermanını hazırladı gün be gün.

Aragones Fenerbahçe’yi sankibir İspanyol takımı, oyuncuları sanki İspanyollarmış gibi gördüğü için bugün sarı kanarya uçamıyor. Scolari de tpkı meslektaşı gibi bir turnuvada Portekiz Milli Takımını idare edercesine idare etmeye çalıştıı için Maviler gerilerde kaldı. İşte o yüzden Mavi günleri bitti Scolari’nin. İnsan düşünmeden yapamıyor şimdi, ya ScolariFener’e evet deyip Türkiye’ye gelse, Portekiz karakterindeki Fenerbahçe’ye alternatifi Aragones’ten daha faydalı olmaz mıydı? Decosu Alex, Carvalhosu Lugano, Quaresması Kazım, Ronaldosu Deivid, Meirelesi Selçuk olmaz mıydı misal. Şimdi Aragones bugün kovulsa ve Fenerbahçe Başkanı olsam getirmez miydim Scolari’yi Kadıköy’e…

Oyun Kurucusuz Oyun

Şubat 10, 2009, 1:39 am | Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın


Nelson’ın sakatlığı sonrası Clippers maçı son derece kolay geçmiş Hidayet, Lee, Redick, Johnson oyun kurucu pozisyonunu gayet iyi kotarmışlardı. Indiana ve Nets maçları Clippers’a göre çok daha ölçücü olacaktı oyun kurucusuz nasıl oynadığını görebilmek için Magic’in. Indiana O’Brien’ın Magic’e süpürülmemek arzusu ve gayretiyle bu maça çok iyi hazırlandığındığını 1. saniyeden son saniyeye kadar ispatladı. Maç içinde bir ara farkı 15 sayıya kadar çıkardılar. Ancak özellikle Hidayet’in iadı ve Howard’ın topladığı ribauntlarla maça asılmaya çalışırken Redick sürpriz bir katkı vererek Magic’i oyunda tuttu. Son 2 topta maçın Magic adına en iyi iki ismi Hidayet ve Redick’in harcadığı toplar bir manada maçı hakeden Indiana’ya getirirken tüm Magic taraftarını çok üzen nokta rakip 31’de 28 serbest atş sokarken Magic’in 33’te 21 isabet bulmasıydı. Bazen cidden kanayan bir yara haline gelen bu serbest atış işinde Howard’a belki toleransımız var ama kısalar kaçırdığında tam anlamıyla sinir oluyoruz.

Sonraki maç bir önceki gece spektaküler bir performans ortaya koyan ama Carter’ı sakatlığa kaybeden Nets ileydi. her ne kadar pg pozisyonunda Johnson başlamış olsa da oyun olduğu sürenin neredeyse tamamında hücumda oyun kurma işini yine Hidayet yaptı. Tıpkı Pacers maçında olduğu gibi sadece Johnson’la paylaştılar oyun kurma görevini. Son derece de başarılıydı yine Hidayet. Oyun kurma teriminin basketboldaki en basit açıklaması herhalde “hücumda en müsait pozisyondaki takım arkadaşını topla buluşturmak” olarak açıklanabilir. Nelson’ın bu sezonun sadece belli maçlarında yaptığı bu işi Hidayet onun yokluğunda her maç sanki kariyerini pg olarak geçirmiş gibi yapıyor. Nelson’ın olmadığı bu maçlardaki asist ortalaması 8.3. Bu ortalama NBA 5.liği demek asist istatistiğinde. Pg olarak oynamak Hidayet’in şut seçimlerini de oldukça değiştirdi. Post-up yapıyorya da gerçekten çok boş şutları kullanıyor Hidayet. Her ne kadar penetre boşlukları yaratıyor olsa de Pietrus ve Lewis’in bunları kullanmıyor olması, oyun ilerledikçe Hidayet’in penetrelerine yol açıyor, rakibin savunma dengesini bozmak için. Zaten bir çok asistini drive out’larla yapan Hidayet bir de sayı bulmak için penetre edince ciddi mental yorgunluk yaşadığını seziyorum ekrandan gördüğüm kadarıyla. Bir çok işi bir arada yapmak zorunda kaldığı için fiziken de yoruluyor maç sonuna doğal olarak. Bunun çözümü ancak Lue’nun süre alması ve Johnson’ın Nelson’ın nefret ettiğimiz tarzında oynamaktan vaz geçip topu başkalarına servis etmeyi hatırlamasıyla gerçekleşir.

Denver maçı oyun kurucuz oyunun, Point Forward çözümünün gerçek bir ölçüsü olabilir bu manada Çarşamba akşamı. Billups gibi bir oyun kurucu ve Anthony gibi bir üç numara karşısında Hidayet’in performansı sezonun geri kalanına ve play-off’lara ışık tutacaktır.

Hidayet yine dışarıda pozisyon almış müsait durumdaki bir arkadaşını beslemek için içeri penetre etmiş, pas hazırlığında.

>Oyun Kurucusuz Oyun

Şubat 10, 2009, 1:39 am | Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
Nelson’ın sakatlığı sonrası Clippers maçı son derece kolay geçmiş Hidayet, Lee, Redick, Johnson oyun kurucu pozisyonunu gayet iyi kotarmışlardı. Indiana ve Nets maçları Clippers’a göre çok daha ölçücü olacaktı oyun kurucusuz nasıl oynadığını görebilmek için Magic’in. Indiana O’Brien’ın Magic’e süpürülmemek arzusu ve gayretiyle bu maça çok iyi hazırlandığındığını 1. saniyeden son saniyeye kadar ispatladı. Maç içinde bir ara farkı 15 sayıya kadar çıkardılar. Ancak özellikle Hidayet’in iadı ve Howard’ın topladığı ribauntlarla maça asılmaya çalışırken Redick sürpriz bir katkı vererek Magic’i oyunda tuttu. Son 2 topta maçın Magic adına en iyi iki ismi Hidayet ve Redick’in harcadığı toplar bir manada maçı hakeden Indiana’ya getirirken tüm Magic taraftarını çok üzen nokta rakip 31’de 28 serbest atş sokarken Magic’in 33’te 21 isabet bulmasıydı. Bazen cidden kanayan bir yara haline gelen bu serbest atış işinde Howard’a belki toleransımız var ama kısalar kaçırdığında tam anlamıyla sinir oluyoruz.

Sonraki maç bir önceki gece spektaküler bir performans ortaya koyan ama Carter’ı sakatlığa kaybeden Nets ileydi. her ne kadar pg pozisyonunda Johnson başlamış olsa da oyun olduğu sürenin neredeyse tamamında hücumda oyun kurma işini yine Hidayet yaptı. Tıpkı Pacers maçında olduğu gibi sadece Johnson’la paylaştılar oyun kurma görevini. Son derece de başarılıydı yine Hidayet. Oyun kurma teriminin basketboldaki en basit açıklaması herhalde “hücumda en müsait pozisyondaki takım arkadaşını topla buluşturmak” olarak açıklanabilir. Nelson’ın bu sezonun sadece belli maçlarında yaptığı bu işi Hidayet onun yokluğunda her maç sanki kariyerini pg olarak geçirmiş gibi yapıyor. Nelson’ın olmadığı bu maçlardaki asist ortalaması 8.3. Bu ortalama NBA 5.liği demek asist istatistiğinde. Pg olarak oynamak Hidayet’in şut seçimlerini de oldukça değiştirdi. Post-up yapıyorya da gerçekten çok boş şutları kullanıyor Hidayet. Her ne kadar penetre boşlukları yaratıyor olsa de Pietrus ve Lewis’in bunları kullanmıyor olması, oyun ilerledikçe Hidayet’in penetrelerine yol açıyor, rakibin savunma dengesini bozmak için. Zaten bir çok asistini drive out’larla yapan Hidayet bir de sayı bulmak için penetre edince ciddi mental yorgunluk yaşadığını seziyorum ekrandan gördüğüm kadarıyla. Bir çok işi bir arada yapmak zorunda kaldığı için fiziken de yoruluyor maç sonuna doğal olarak. Bunun çözümü ancak Lue’nun süre alması ve Johnson’ın Nelson’ın nefret ettiğimiz tarzında oynamaktan vaz geçip topu başkalarına servis etmeyi hatırlamasıyla gerçekleşir.

Denver maçı oyun kurucuz oyunun, Point Forward çözümünün gerçek bir ölçüsü olabilir bu manada Çarşamba akşamı. Billups gibi bir oyun kurucu ve Anthony gibi bir üç numara karşısında Hidayet’in performansı sezonun geri kalanına ve play-off’lara ışık tutacaktır.

Hidayet yine dışarıda pozisyon almış müsait durumdaki bir arkadaşını beslemek için içeri penetre etmiş, pas hazırlığında.

Gösteri Devam Ediyor…

Şubat 9, 2009, 12:28 am | Futbol, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

Artık bıçak kemiğe dayandı bana göre. Eğer Türkiye’den Avrupa’da maç yöneten bir ve iki numaralı hakem Selçuk Dereli ve Cüneyt Çakır ise yazık bu Türkiye’nin haline. Bu olay sadece yönettikleri son iki maçla alakalı değil. İkisinin de bugüne kadar sansasyon olmamış maçı yok. Futbol seyircisi artık bıktı “bu hakemlerle lig bitecek sakin olmak lazım” laflarından. Yönettikleri her maçta maçın önüne geçmek için özellikle çaba sarfettiler. Avrupa’da maç yöneten üst düzey! denilen bu iki hakem her maçta kartlarını havada uçuruyorlar. Kalemlerinin mürekkebi bitiyor sarı ve kırmızı kartları alanları defterlerine yazmaktan. Maç ne kadar savaş halinde geçerse geçsin, hakem ortamı sakinleştirme gibi bir yola başvuramaz mı? Sakın yazdıklarımın Gs ve Fb maçlarıyla alakalı olduğunu düşünmeyin tekrar ediyorum. Neredeyse her hafta maç yönetiyorlar ve her hafta yeni showlar sergiliyorlar Türkiye’nin değişik illerinde. Tabi ne olursa olsun gözlemcilerden düşük not almadıkları için Avrupa’da hakem seçimini yapanlar da çok iyi zannediyorlar bu iki hakemi. Özellikle Selçuk Dereli’nin bazı Avrupa maçlarını izledim. Futbolcularla o kadar iyi bir iletişim halinde ki anlatamam size. Pozisyonlara genel de yakın ve doğru kararlar veriyor. Avrupa’da bu kadar iyi maçlar yönetirken nasıl oluyor da Türkiye’de rezil ediyorsun mesleğini. Anlam veremediğim bu. Ön yargılı mı çıkıyor ya da yumuşak davranırsam tepeme çıkarlar diye mi düşünüyor bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Bu iki hakem Türkiye ile Avrupa maçları arasında çifte standard uyguluyor. Bu arada Cüneyt Çakır’ı soruyorsanız o zaten Allahlık. Cüneyt Çakır bu ülkede top-class hakem olabiliyorsa Avrupa’da maç yönetebiliyorsa yazık. Bu adamın babası (eski hakem) bunu hiç mi eleştirmiyor hiç mi laf söylemiyor acaba. Kısacası eğer bu iki hakem bizim ülkemizin hakemlik açısından Avrupa’ya açılan kapısıysa ve eğer MHK bu şekilde Süper Lig hakem havuzunu 8-10 hakemle sürdürmeyi düşünürse Allah Türk futbolunun sonunu hayretsin. Zaten ne MHK yönetiminin ne de TFF yönetiminin uzun soluklu yönetimler olacağını düşünmüyorum. (Tam işte kimsenin dokunamayacağı bir adam derken terk-i diyar eyledin Hasan Doğan. Sen bu Futbol kaosunu sona erdirecek tek adamdın. Belki de o kadar iyi biriydin ki Allah bunlarla mı uğraşacaksın dedi ve yanına aldı seni. Allah mekanını cennet eylesin.) Gösteri derken AraGOnes’ten bahsetmemek olmaz. Eğer maç 1-0 Fb aleyhine iken 58. dakikada Alex ve Guiza çıkıp Semih ve Kazım oyuna giriyorsa bu maçla ilgili yorum yapmanın fazla anlamı olmadığını düşünüyorum. Aragones’in sözleşmesinin içeriğini bilmiyorum ama eğer t.d. beni kov diye bas bas bağırıyorsa başkana ve başkan o t.d.’yi kovmuyorsa o sözleşmede kimsenin bilmediği ya da var olmasını istemediği bir madde olabilir.(Eğer sözleşme süresi bitmeden t.d. ün görevine son verilirse t.d. sözleşme boyunca alacağı ücretin tamamını klüpten tahsil eder. Bknz. Vicente Del Bosque-8Milyon euro) Baksanıza üstteki resimde “Acaba daha ne yapsam da kovdurabilsem kendimi” diye kara kara düşünüyor:)

P.s. Tekrar bir baktım da uyuyor da olabilir gibi geldi bana. Hemen haksızlık etmeyelim.
Konyaspor-Beşiktaş maçı ise Mustafa Denizli’nin takıma koymaya çalıştığı mantalitenin iflasıdır. Beşiktaş 2009 yılında hiç yenilmedi. Ama kazandığı tüm maçları tek farklı kazandı. Amaç her maçta sağlam defans nasıl olsa bir gol atarız oldu. Ama bu sefer Denizli’nin istediği gibi olmadı. Bu güne kadar kazandığı hiçbir maç da taraftarına zevk vermedi bana göre. Gelecek haftaki Trabzonspor maçı Beşiktaş için ya tamam ya devam maçı olacak ve gerçekten çok sıkıntılı geçecek. Galatasaray’a fazla diyebilecek birşey yok. Takımın teknik direktörü belli değil, görünen ise teknik direktör vasfına sahip değil. Futbolcuları neden kaynaklandığı tam olarak bilinemeyen uzun süreli sakatlık derdindeler. Var olanlar da iyi niyetli bir şekilde mücadele ediyorlar. Bazen iyi bazen kötü. Sakatlar varken idare edilmeye çalışılıyor bana göre. Ama artık Lincoln’e dur denmeli. Taraftar Lincoln’ü ilahlaştırdıkça Lincoln takıma ihanet ediyor. Birisi ona bulunduğu klübün dingonun ahırı olmadığını söylemeli. Ve eğer hakem hakem olsaydı maçı çoktan kaybetmişlerdi. Ancak şundan da eminim ki Gs sezon içinde hiçbir zaman Fb’nin şu anki aciz durumuna düşmeyecektir. Bir süre daha bu şekilde debelenmeye devam eder. BAL’ına (Baros-Arda-Lincoln) bir de oz büyücüsünün sihri eklenince seri galibiyetlerin geleceği düşüncesindeyim. Trabzonspor, kodamanlar birbirini yerken ben aradan sıyrılıp devam edeyim havasında ve devam ediyor da. Helal olsun Ersun Yanal’a helal olsun takıma helal olsun yönetime ve tabiki taraftarına. Bu hafta biraz da şansla Ankaragücünü yenseler de özünde gayet iyi takımlar ve eminim ki lig sonuna kadar şampiyonluk potasında olacaklar.
Sivasspor da aynı Trabzonspor gibi. Şu ana kadar Ts dışında hiçbir klübün yapamadığını bırakın, konuşmayı bile düşünmediği şampiyonluk yolunda bu hafta da yara almadılar. Ama ilerleyen haftalarda özellikle Anadolu takımları ile oynayacakları deplasman maçlarında beklemedikleri puan kayıpları yaşayacaklarını düşünüyorum. Diğer taraftan Bülent Uygun gittikçe antipatik gelmeye başladı hem bana hem de onu Sivasspor taraftarından sonra en çok seven Fener taraftarına. Bknz. Fenerbahçeli taraftarlar forum sitesi. Bülent Uygun eğer bir rol model arıyorsan Fatih Terim ya da Mourinho gibi olmaktansa geçen haftalarda laf çaktığın Arsene Wenger ya da Alex Ferguson gibi ol. Eğer bu halin kişiliğinin bir yansımasıysa o zaman işinde çok ileriye gidebilirsin ama sevilmezsin ve desteklenmezsin. Ve Gaziantep. Sakatları iyileşti. Geliyor gümbür gümbür haberiniz olsun.

Tüm bunlar ışığında sezon sonunda Süper Ligdeki sıralama bana göre şöyle olacak:

1. Trabzonspor
2. Galatasaray
3. Sivasspor
4. Beşiktaş
5. Gaziantepspor
6. Fenerbahçe
7. Ankaraspor
8. Bursaspor

Sizden de sıralama bekliyorum. Lig sonunda bu sıralamalar üzerine yorumlarımızı yaparız. Ama Aragones aynı performansı sergilerse sıralamada daha aşağıya düşmesi de muhtemel. Fb’de işlerin yoluna girmesi için ya Aragones gidecek ya da Brezilyalılar. Sizce hangisi?

>Gösteri Devam Ediyor…

Şubat 9, 2009, 12:28 am | Futbol, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Artık bıçak kemiğe dayandı bana göre. Eğer Türkiye’den Avrupa’da maç yöneten bir ve iki numaralı hakem Selçuk Dereli ve Cüneyt Çakır ise yazık bu Türkiye’nin haline. Bu olay sadece yönettikleri son iki maçla alakalı değil. İkisinin de bugüne kadar sansasyon olmamış maçı yok. Futbol seyircisi artık bıktı “bu hakemlerle lig bitecek sakin olmak lazım” laflarından. Yönettikleri her maçta maçın önüne geçmek için özellikle çaba sarfettiler. Avrupa’da maç yöneten üst düzey! denilen bu iki hakem her maçta kartlarını havada uçuruyorlar. Kalemlerinin mürekkebi bitiyor sarı ve kırmızı kartları alanları defterlerine yazmaktan. Maç ne kadar savaş halinde geçerse geçsin, hakem ortamı sakinleştirme gibi bir yola başvuramaz mı? Sakın yazdıklarımın Gs ve Fb maçlarıyla alakalı olduğunu düşünmeyin tekrar ediyorum. Neredeyse her hafta maç yönetiyorlar ve her hafta yeni showlar sergiliyorlar Türkiye’nin değişik illerinde. Tabi ne olursa olsun gözlemcilerden düşük not almadıkları için Avrupa’da hakem seçimini yapanlar da çok iyi zannediyorlar bu iki hakemi. Özellikle Selçuk Dereli’nin bazı Avrupa maçlarını izledim. Futbolcularla o kadar iyi bir iletişim halinde ki anlatamam size. Pozisyonlara genel de yakın ve doğru kararlar veriyor. Avrupa’da bu kadar iyi maçlar yönetirken nasıl oluyor da Türkiye’de rezil ediyorsun mesleğini. Anlam veremediğim bu. Ön yargılı mı çıkıyor ya da yumuşak davranırsam tepeme çıkarlar diye mi düşünüyor bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Bu iki hakem Türkiye ile Avrupa maçları arasında çifte standard uyguluyor. Bu arada Cüneyt Çakır’ı soruyorsanız o zaten Allahlık. Cüneyt Çakır bu ülkede top-class hakem olabiliyorsa Avrupa’da maç yönetebiliyorsa yazık. Bu adamın babası (eski hakem) bunu hiç mi eleştirmiyor hiç mi laf söylemiyor acaba. Kısacası eğer bu iki hakem bizim ülkemizin hakemlik açısından Avrupa’ya açılan kapısıysa ve eğer MHK bu şekilde Süper Lig hakem havuzunu 8-10 hakemle sürdürmeyi düşünürse Allah Türk futbolunun sonunu hayretsin. Zaten ne MHK yönetiminin ne de TFF yönetiminin uzun soluklu yönetimler olacağını düşünmüyorum. (Tam işte kimsenin dokunamayacağı bir adam derken terk-i diyar eyledin Hasan Doğan. Sen bu Futbol kaosunu sona erdirecek tek adamdın. Belki de o kadar iyi biriydin ki Allah bunlarla mı uğraşacaksın dedi ve yanına aldı seni. Allah mekanını cennet eylesin.) Gösteri derken AraGOnes’ten bahsetmemek olmaz. Eğer maç 1-0 Fb aleyhine iken 58. dakikada Alex ve Guiza çıkıp Semih ve Kazım oyuna giriyorsa bu maçla ilgili yorum yapmanın fazla anlamı olmadığını düşünüyorum. Aragones’in sözleşmesinin içeriğini bilmiyorum ama eğer t.d. beni kov diye bas bas bağırıyorsa başkana ve başkan o t.d.’yi kovmuyorsa o sözleşmede kimsenin bilmediği ya da var olmasını istemediği bir madde olabilir.(Eğer sözleşme süresi bitmeden t.d. ün görevine son verilirse t.d. sözleşme boyunca alacağı ücretin tamamını klüpten tahsil eder. Bknz. Vicente Del Bosque-8Milyon euro) Baksanıza üstteki resimde “Acaba daha ne yapsam da kovdurabilsem kendimi” diye kara kara düşünüyor:)

P.s. Tekrar bir baktım da uyuyor da olabilir gibi geldi bana. Hemen haksızlık etmeyelim.
Konyaspor-Beşiktaş maçı ise Mustafa Denizli’nin takıma koymaya çalıştığı mantalitenin iflasıdır. Beşiktaş 2009 yılında hiç yenilmedi. Ama kazandığı tüm maçları tek farklı kazandı. Amaç her maçta sağlam defans nasıl olsa bir gol atarız oldu. Ama bu sefer Denizli’nin istediği gibi olmadı. Bu güne kadar kazandığı hiçbir maç da taraftarına zevk vermedi bana göre. Gelecek haftaki Trabzonspor maçı Beşiktaş için ya tamam ya devam maçı olacak ve gerçekten çok sıkıntılı geçecek. Galatasaray’a fazla diyebilecek birşey yok. Takımın teknik direktörü belli değil, görünen ise teknik direktör vasfına sahip değil. Futbolcuları neden kaynaklandığı tam olarak bilinemeyen uzun süreli sakatlık derdindeler. Var olanlar da iyi niyetli bir şekilde mücadele ediyorlar. Bazen iyi bazen kötü. Sakatlar varken idare edilmeye çalışılıyor bana göre. Ama artık Lincoln’e dur denmeli. Taraftar Lincoln’ü ilahlaştırdıkça Lincoln takıma ihanet ediyor. Birisi ona bulunduğu klübün dingonun ahırı olmadığını söylemeli. Ve eğer hakem hakem olsaydı maçı çoktan kaybetmişlerdi. Ancak şundan da eminim ki Gs sezon içinde hiçbir zaman Fb’nin şu anki aciz durumuna düşmeyecektir. Bir süre daha bu şekilde debelenmeye devam eder. BAL’ına (Baros-Arda-Lincoln) bir de oz büyücüsünün sihri eklenince seri galibiyetlerin geleceği düşüncesindeyim. Trabzonspor, kodamanlar birbirini yerken ben aradan sıyrılıp devam edeyim havasında ve devam ediyor da. Helal olsun Ersun Yanal’a helal olsun takıma helal olsun yönetime ve tabiki taraftarına. Bu hafta biraz da şansla Ankaragücünü yenseler de özünde gayet iyi takımlar ve eminim ki lig sonuna kadar şampiyonluk potasında olacaklar.
Sivasspor da aynı Trabzonspor gibi. Şu ana kadar Ts dışında hiçbir klübün yapamadığını bırakın, konuşmayı bile düşünmediği şampiyonluk yolunda bu hafta da yara almadılar. Ama ilerleyen haftalarda özellikle Anadolu takımları ile oynayacakları deplasman maçlarında beklemedikleri puan kayıpları yaşayacaklarını düşünüyorum. Diğer taraftan Bülent Uygun gittikçe antipatik gelmeye başladı hem bana hem de onu Sivasspor taraftarından sonra en çok seven Fener taraftarına. Bknz. Fenerbahçeli taraftarlar forum sitesi. Bülent Uygun eğer bir rol model arıyorsan Fatih Terim ya da Mourinho gibi olmaktansa geçen haftalarda laf çaktığın Arsene Wenger ya da Alex Ferguson gibi ol. Eğer bu halin kişiliğinin bir yansımasıysa o zaman işinde çok ileriye gidebilirsin ama sevilmezsin ve desteklenmezsin. Ve Gaziantep. Sakatları iyileşti. Geliyor gümbür gümbür haberiniz olsun.

Tüm bunlar ışığında sezon sonunda Süper Ligdeki sıralama bana göre şöyle olacak:

1. Trabzonspor
2. Galatasaray
3. Sivasspor
4. Beşiktaş
5. Gaziantepspor
6. Fenerbahçe
7. Ankaraspor
8. Bursaspor

Sizden de sıralama bekliyorum. Lig sonunda bu sıralamalar üzerine yorumlarımızı yaparız. Ama Aragones aynı performansı sergilerse sıralamada daha aşağıya düşmesi de muhtemel. Fb’de işlerin yoluna girmesi için ya Aragones gidecek ya da Brezilyalılar. Sizce hangisi?

Tyronn Lue Magic’te

Şubat 6, 2009, 11:16 am | Milwaukee Bucks, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Nelson’ın sakatlanması ile beraber oyun kurucu rotasyonunda büyük sıkıntı yaşayan Orlando Magic çözümü Milwaukee Bucks’ın yedek oyun kurucusu Tyronn Lue’yu transfer etmekte buldu. Daha önce bir Toronto maçında Stan Van Gundy ile ciddi şekildetartıştığını ve bu olaydan sonra Magic’te bir daha kolay kolay forma bulamayacağını yazdığım Bogans Bucks’ın yolunu tutarken 11 yıllık NBA tecrübesi olan eski Magicli Lue yeniden Orlando’ya dönmüş oldu. Takas Bogans+para = Lue şeklinde gerçekleşti.

Gerek forumlarda gerekse Salata’daki yaılarımda Smith’in geniş çaplı bir takasa girmeyeceğini ve her ne kadar çok önemli takas potansiyeli bulunsa da Hidayet’i takas etmeyeceğini söylemiştim. Dediğim de çıktı diyerek biraz ukalalık yapayım. Benzer yorumları dün Sevgli Eray Sözen’de blogunda dile getirmişti, Smith takas yapamaz. Bulduğu çözüm pek de fena gözükmüyor şimdilik. 2003-2004 sezonunda Magic ve 2004-2005 sezonunda Atlanta’da kariyerinin en verimli dönemlerini geçiren Lue tıpkı Johnson gibi kariyerinin bazı dönemlerinde patlayıcı maçlar çıkarsa da genellikle tamamlayıcı oyuncu olarak görev almıştı hep. 2 sezondur gözden düşmüş olsa ve aldığı süreler 15 dakika civarında kalsa da en azından pas vermeyi bilen bir oyuncu olması Magic rotasyonunda iyi bir alternatif olmasını sağlayacaktır. Onun kadroda bulunması Johnson’ı rekabet nedeniyle yukarılara çekecek ve daha az oyun kurucu görevi üstlenecek olan Hidayet daha çok verim verecektir.

Günü kurtarmak açısından iyibir hamle. Hem Bucks hem Magic kazandı bu sayede. Redd’in sezonu kapadığı 2 numarada Bogans Bucks için, Nelson’ın sezonu kapadığı 1 numarada Lue Magic için derinlik sağlayacak adamlar oldular.

>Tyronn Lue Magic’te

Şubat 6, 2009, 11:16 am | Milwaukee Bucks, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Nelson’ın sakatlanması ile beraber oyun kurucu rotasyonunda büyük sıkıntı yaşayan Orlando Magic çözümü Milwaukee Bucks’ın yedek oyun kurucusu Tyronn Lue’yu transfer etmekte buldu. Daha önce bir Toronto maçında Stan Van Gundy ile ciddi şekildetartıştığını ve bu olaydan sonra Magic’te bir daha kolay kolay forma bulamayacağını yazdığım Bogans Bucks’ın yolunu tutarken 11 yıllık NBA tecrübesi olan eski Magicli Lue yeniden Orlando’ya dönmüş oldu. Takas Bogans+para = Lue şeklinde gerçekleşti.

Gerek forumlarda gerekse Salata’daki yaılarımda Smith’in geniş çaplı bir takasa girmeyeceğini ve her ne kadar çok önemli takas potansiyeli bulunsa da Hidayet’i takas etmeyeceğini söylemiştim. Dediğim de çıktı diyerek biraz ukalalık yapayım. Benzer yorumları dün Sevgli Eray Sözen’de blogunda dile getirmişti, Smith takas yapamaz. Bulduğu çözüm pek de fena gözükmüyor şimdilik. 2003-2004 sezonunda Magic ve 2004-2005 sezonunda Atlanta’da kariyerinin en verimli dönemlerini geçiren Lue tıpkı Johnson gibi kariyerinin bazı dönemlerinde patlayıcı maçlar çıkarsa da genellikle tamamlayıcı oyuncu olarak görev almıştı hep. 2 sezondur gözden düşmüş olsa ve aldığı süreler 15 dakika civarında kalsa da en azından pas vermeyi bilen bir oyuncu olması Magic rotasyonunda iyi bir alternatif olmasını sağlayacaktır. Onun kadroda bulunması Johnson’ı rekabet nedeniyle yukarılara çekecek ve daha az oyun kurucu görevi üstlenecek olan Hidayet daha çok verim verecektir.

Günü kurtarmak açısından iyibir hamle. Hem Bucks hem Magic kazandı bu sayede. Redd’in sezonu kapadığı 2 numarada Bogans Bucks için, Nelson’ın sezonu kapadığı 1 numarada Lue Magic için derinlik sağlayacak adamlar oldular.

Başka Ne Beliyorduk Ki?

Şubat 5, 2009, 3:15 pm | Bundesliga, Futbol, Milli Takım kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Mesut Alman Milli Takımını seçti, iyi de zaten başka ne bekliyorduk ki?!?

>Başka Ne Beliyorduk Ki?

Şubat 5, 2009, 3:15 pm | Bundesliga, Futbol, Milli Takım kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Mesut Alman Milli Takımını seçti, iyi de zaten başka ne bekliyorduk ki?!?

Beckham Milan’da Kalmak İstiyor Ama Neden?

Şubat 5, 2009, 11:33 am | Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Başlığı okuyunca bir çok kişinin aklına tekrar Milli Takım’da oynamak, Avrupa’da tekrar gündeme gelmek gibi konular gelebilir. Hatta bazıları uzun zamandır yakalamadığı arkadaşlık ortamını Milan’da yakaladı, onu sahiplendiler fikrini de savunabilir. Ama ben konuyu bu noktadan farklı bir yere çekmek istiyorum. Çektiğim o yerde de karşımıza çıkan isim David değil Victoria.

Spice Girls’ün eski yıldızı ve estetik ameliyat eseri Victoria Beckham, asıl adıyla Victoria Caroline Adams, David Beckham ile evlendikten sonra onun kariyerine yön veren isim oldu. Manchester’dan olaylı ayrılışı ve Real Madrid’e attığı imzanın hep Victoria’nın baskısı ve kişisel hırsları nedeniyle gerçekleştiği söylenmekte. Avrupa’nın en önde gelen ticari pazarlarından biri olan Futbol Endüstrisinden pay alabilmek için kendi müzik geçmişiyle birlikte David’in popülerliğini kullanarak daha çok şan, şöhret ve para peşine düştüğünü dşünüyorum ben kendi adıma. Röportajlarında ve ekrandaki her görütüsünde kibirli ve kendine aşırı güvenen bir duruş sergileyen Victoria, David Beckham’la evlendikten sonra Spice Girls’ü bırakarak solo albümler yapmaya ve iş dünyasına yönelmiş. Özellikle moda sektöründe bir çok firmanın tanıtım ve reklam organizasyonlarında yer almış, daha sonra bazı firmalar için moda editörlüğü yapmış ve en sonunda eşi David’in de adını kullanarak “dvb” markasını piyasaya sürmüş. Hem gözlü hem de kozmetik alanında firmayı büyütmek için çalışmalarına devam etmekte.
David Beckham’ın LA Galaxy’e transferi uzun süre boyunca konuşuldu Avrupa’da. Amacı Amerikalılar’a tekrar futbolu hatırlatmak ve popülerliğini arttırmak olarak lanse edildi. Ama buna inanan pek kimse olmadı açıkçası. Bu transferin gizli amacının Victoria’nın önlenemez Hollywood tutkusu olduğu, Avrupa’dayken en büyük hayali olan Hollywood filmlerinden rol kaparak sinema sektörüne kapağı atmak ve temellerini attığı ticari işlerine Amerika’da yeni bir pazar açmak olduğu hep iddia edildi. Ancak işlerin istediği gibi gitmediği ve sadece Heidi Klum’un sunduğu moda yarışması Project Runway’de misafir jüri üyesi ve Ugly Betty adlı komedi dizisinde 1 bölüm misafir sanatçı olarak rol bulabildi Victoria. Sabırsız ve kibirli yapısından dolayı yeni bir çıkış yolu arayabileceği ve kabağın David’in başına patlayabileceği düşünülürken bir anda Milan transferi mevzusu ortaya çıktı ve David apar topar İtalya’ya transfer oldu. Moda’nın Avrupa’daki en önemli merkezlerinden biri olan Milano şehri ve David’in Avrupa’daki popürlerliği birleşince David’in Milan’da kalması Victoria için uygun bir çözüm haline geldi. Mart ayna kadar İtalya’dayım diyen David bir anda ağız değiştirip mümkünse Amerika’ya dönmek istemiyorum demeye başladı. Bu sırada değişen tek şey Avrupa’ya dönen Victoria’nın magazin tarafından tekrar aranan kadın haline gelmesiydi.

Velhasıl kelam David Beckham’ın kariyeri Victoria’nın hedefleri doğrultusunda yön buluyor. Ve eminim ki bir şekilde David Avrupa’da kalacak, çünkü Victoria öyle istiyor.

>Beckham Milan’da Kalmak İstiyor Ama Neden?

Şubat 5, 2009, 11:33 am | Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Başlığı okuyunca bir çok kişinin aklına tekrar Milli Takım’da oynamak, Avrupa’da tekrar gündeme gelmek gibi konular gelebilir. Hatta bazıları uzun zamandır yakalamadığı arkadaşlık ortamını Milan’da yakaladı, onu sahiplendiler fikrini de savunabilir. Ama ben konuyu bu noktadan farklı bir yere çekmek istiyorum. Çektiğim o yerde de karşımıza çıkan isim David değil Victoria.

Spice Girls’ün eski yıldızı ve estetik ameliyat eseri Victoria Beckham, asıl adıyla Victoria Caroline Adams, David Beckham ile evlendikten sonra onun kariyerine yön veren isim oldu. Manchester’dan olaylı ayrılışı ve Real Madrid’e attığı imzanın hep Victoria’nın baskısı ve kişisel hırsları nedeniyle gerçekleştiği söylenmekte. Avrupa’nın en önde gelen ticari pazarlarından biri olan Futbol Endüstrisinden pay alabilmek için kendi müzik geçmişiyle birlikte David’in popülerliğini kullanarak daha çok şan, şöhret ve para peşine düştüğünü dşünüyorum ben kendi adıma. Röportajlarında ve ekrandaki her görütüsünde kibirli ve kendine aşırı güvenen bir duruş sergileyen Victoria, David Beckham’la evlendikten sonra Spice Girls’ü bırakarak solo albümler yapmaya ve iş dünyasına yönelmiş. Özellikle moda sektöründe bir çok firmanın tanıtım ve reklam organizasyonlarında yer almış, daha sonra bazı firmalar için moda editörlüğü yapmış ve en sonunda eşi David’in de adını kullanarak “dvb” markasını piyasaya sürmüş. Hem gözlü hem de kozmetik alanında firmayı büyütmek için çalışmalarına devam etmekte.
David Beckham’ın LA Galaxy’e transferi uzun süre boyunca konuşuldu Avrupa’da. Amacı Amerikalılar’a tekrar futbolu hatırlatmak ve popülerliğini arttırmak olarak lanse edildi. Ama buna inanan pek kimse olmadı açıkçası. Bu transferin gizli amacının Victoria’nın önlenemez Hollywood tutkusu olduğu, Avrupa’dayken en büyük hayali olan Hollywood filmlerinden rol kaparak sinema sektörüne kapağı atmak ve temellerini attığı ticari işlerine Amerika’da yeni bir pazar açmak olduğu hep iddia edildi. Ancak işlerin istediği gibi gitmediği ve sadece Heidi Klum’un sunduğu moda yarışması Project Runway’de misafir jüri üyesi ve Ugly Betty adlı komedi dizisinde 1 bölüm misafir sanatçı olarak rol bulabildi Victoria. Sabırsız ve kibirli yapısından dolayı yeni bir çıkış yolu arayabileceği ve kabağın David’in başına patlayabileceği düşünülürken bir anda Milan transferi mevzusu ortaya çıktı ve David apar topar İtalya’ya transfer oldu. Moda’nın Avrupa’daki en önemli merkezlerinden biri olan Milano şehri ve David’in Avrupa’daki popürlerliği birleşince David’in Milan’da kalması Victoria için uygun bir çözüm haline geldi. Mart ayna kadar İtalya’dayım diyen David bir anda ağız değiştirip mümkünse Amerika’ya dönmek istemiyorum demeye başladı. Bu sırada değişen tek şey Avrupa’ya dönen Victoria’nın magazin tarafından tekrar aranan kadın haline gelmesiydi.

Velhasıl kelam David Beckham’ın kariyeri Victoria’nın hedefleri doğrultusunda yön buluyor. Ve eminim ki bir şekilde David Avrupa’da kalacak, çünkü Victoria öyle istiyor.

Nazire

Şubat 5, 2009, 11:31 am | Cleveland Cavs, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Nazire

Şubat 5, 2009, 11:31 am | Cleveland Cavs, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Johnson’dan Nostaljik Performans ve Son Gelişmeler

Şubat 5, 2009, 11:08 am | LA Clippers, Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Anthony Johnson kariyerinin hiç bir sezonunda çift haneli sayı ortalaması tuturamamış, 5 asist ortalamasını yakalayamamış bir oyunkurucudur. Oynadığı takımlarda, ki 7 ayrı takımda 11 ayrı trasfer yapmıştır, hep tamamlayıcı oyuncu, 4.5 opsiyon alrak bulunmuştur. Ama ne zamanki o takımların ağa baaları sakatlanmışsa hep sorumluluk almış ve şutör performansıyla 20 üzeri sayılara imza atmış, takımın yıldızı geri dönünce sesini çıkarmadan işini yapmaya devam etmiştir. Bu sezon da onun için farklı geçmiyor. NElson sakatken ilk beşte, o varken Nelson’ı dinlendirmek için sahada. Dün akşam yine o frsatı yakaladı ve uzunca bir dönem başlayacağı ilk beşteki bu sezonun en iyi şut performansını yakaladı. %75’le 6 üçlük isabeti bulurken maçı 25 sayı ile bitirmesi sevindiriciydi. Kendine güvenini iyice oturtacak bir şut performansıydı. Ancak açıkça söylemek gerekirse bir oyun kurucu gibi değil, şutör gard gibiydi sahada. Oyun kurma işini yapanlarsa dönüşümlü olarak Hidayet, Lee ve Redick oldular. Nelson’ı hep eleştirdiğimiz nokta olan pas dağıtmama noktasında Johnson Nelson’dan da gerideydi. Bugün belki Clippers gibi bir rakibe karşı farklı bir galibiyet alınmış olabilir Magic ama mutlak suretle bir oyun kurucuya ihtiyaç var. Johnson pas vermeyi düşünür ve topu paylaşırsa sıkıntı hafifler ama, Smith’in açıklamaları bir takas ya da serbest oyuncu imzasını işaret etmekte.

Lewis’in pek de iyi olmadığı, Howard’ın fazla kasmadığı, Hidayet’in iyi oynadığı maçın ayrıntılarına fazla girmeden oyun kurucu noktasındaki gelişmelerden biraz bahsetmek gerek. Şu an için takas olması durumunda Oklahoma’dan Earl Watson, Portland’dan Hidayet’li bir pakete karşılık Frye ve Rodriguez ya da Blake’in adı geçiyor. Sezon başında basketbolu bırakan J-Will’in yeniden baskete döndürülmesi ya da Maccabi’ye giden Arroyo’nun bonservisi ödenerek sezon sonuna kadar getirilmesi gündemde. Şahsi kanaatim ufak çaplı bir takas ve takımın nüvesine dokunmadan Earl Watson’ın alınması ama bakalım şartlar neler gösterecek.

>Johnson’dan Nostaljik Performans ve Son Gelişmeler

Şubat 5, 2009, 11:08 am | LA Clippers, NBA, OKC, Orlando Magic, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Anthony Johnson kariyerinin hiç bir sezonunda çift haneli sayı ortalaması tuturamamış, 5 asist ortalamasını yakalayamamış bir oyunkurucudur. Oynadığı takımlarda, ki 7 ayrı takımda 11 ayrı trasfer yapmıştır, hep tamamlayıcı oyuncu, 4.5 opsiyon alrak bulunmuştur. Ama ne zamanki o takımların ağa baaları sakatlanmışsa hep sorumluluk almış ve şutör performansıyla 20 üzeri sayılara imza atmış, takımın yıldızı geri dönünce sesini çıkarmadan işini yapmaya devam etmiştir. Bu sezon da onun için farklı geçmiyor. NElson sakatken ilk beşte, o varken Nelson’ı dinlendirmek için sahada. Dün akşam yine o frsatı yakaladı ve uzunca bir dönem başlayacağı ilk beşteki bu sezonun en iyi şut performansını yakaladı. %75’le 6 üçlük isabeti bulurken maçı 25 sayı ile bitirmesi sevindiriciydi. Kendine güvenini iyice oturtacak bir şut performansıydı. Ancak açıkça söylemek gerekirse bir oyun kurucu gibi değil, şutör gard gibiydi sahada. Oyun kurma işini yapanlarsa dönüşümlü olarak Hidayet, Lee ve Redick oldular. Nelson’ı hep eleştirdiğimiz nokta olan pas dağıtmama noktasında Johnson Nelson’dan da gerideydi. Bugün belki Clippers gibi bir rakibe karşı farklı bir galibiyet alınmış olabilir Magic ama mutlak suretle bir oyun kurucuya ihtiyaç var. Johnson pas vermeyi düşünür ve topu paylaşırsa sıkıntı hafifler ama, Smith’in açıklamaları bir takas ya da serbest oyuncu imzasını işaret etmekte.

Lewis’in pek de iyi olmadığı, Howard’ın fazla kasmadığı, Hidayet’in iyi oynadığı maçın ayrıntılarına fazla girmeden oyun kurucu noktasındaki gelişmelerden biraz bahsetmek gerek. Şu an için takas olması durumunda Oklahoma’dan Earl Watson, Portland’dan Hidayet’li bir pakete karşılık Frye ve Rodriguez ya da Blake’in adı geçiyor. Sezon başında basketbolu bırakan J-Will’in yeniden baskete döndürülmesi ya da Maccabi’ye giden Arroyo’nun bonservisi ödenerek sezon sonuna kadar getirilmesi gündemde. Şahsi kanaatim ufak çaplı bir takas ve takımın nüvesine dokunmadan Earl Watson’ın alınması ama bakalım şartlar neler gösterecek.

NBAKolik’te Muazzam Tartışma

Şubat 4, 2009, 11:37 am | NBA, Nbakolik, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

NBAKolik.com’um 3 seneden fazla süredir Orlando Magic yazarıyım. Özellikle Çoban Salata başladıktan sonra bir hayli boşlamıştım forumu ama şu Nelson’ın All-Star seçilmesi tekrar foruma akmama neden oldu. Şu aşağıdaki linkten erişilebilecek forum sayfasında en baştan itibaren girilen Nelson tartışması, Magic ekseninde içine Hidayet’i de alarak öylesine bir genişledi ki, muazzam bir hal aldı. Çok zevk alarak dahil olduğum, memleketimin gençlerinde ne basketbol ateşi varmış be arkadaş dediğim atışmalar yaşadık, yaşıyoruz. Basketbol ve NBA meraklısına tavsiye ederim. Buyrun bir bakın. Tartışma 15. sayfada başlıyor ve halen devam etmekte.

Muazzam Tartışma

>NBAKolik’te Muazzam Tartışma

Şubat 4, 2009, 11:37 am | NBA, Nbakolik, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>NBAKolik.com’um 3 seneden fazla süredir Orlando Magic yazarıyım. Özellikle Çoban Salata başladıktan sonra bir hayli boşlamıştım forumu ama şu Nelson’ın All-Star seçilmesi tekrar foruma akmama neden oldu. Şu aşağıdaki linkten erişilebilecek forum sayfasında en baştan itibaren girilen Nelson tartışması, Magic ekseninde içine Hidayet’i de alarak öylesine bir genişledi ki, muazzam bir hal aldı. Çok zevk alarak dahil olduğum, memleketimin gençlerinde ne basketbol ateşi varmış be arkadaş dediğim atışmalar yaşadık, yaşıyoruz. Basketbol ve NBA meraklısına tavsiye ederim. Buyrun bir bakın. Tartışma 15. sayfada başlıyor ve halen devam etmekte.

Muazzam Tartışma

Herkes Pek Bir Mutlu

Şubat 4, 2009, 12:06 am | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum




>Herkes Pek Bir Mutlu

Şubat 4, 2009, 12:06 am | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>


Jameer Nelson Sezonu Kapadı

Şubat 3, 2009, 11:40 pm | NBA, Orlando Magic, Sakatlık kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Dallas maçı yazısında nasıl sakatlandığını anlatmıştım Nelson’ın. Omuz sakatlığının çekilen MR sonrasında çok ciddi olduğu anlaşılmış. Nelson’ın omzunun sadece yerinden çıkmadığı, omuz kapsülünün de yırtıldığı tesit edilmiş. Benzer bir sakatlığı yaşayan takım arkadaşı Tony Battie’nin sahalara dönmesinin tam 1 sezon aldığını hatırlatmak isterim. Bu sakatlığın sonu eninde sonunda ameliyattır, ameliyatsız bir çözümü olmamakla beraber, omuz yerine oturtulduktan sonra 4 ila 6 haftalık dinlenme süresi verilir. Bu süre sonunda omuz sargılanarak tekrar spor yapılabilir ancak omuz kapsülü iyileşmez bir karakterde olduğu için omuz çıkması tekrarlayabilir. En çok beyzbolcuların muzdarip olduğu bir sakatlıktır aslında bu ama darbeler ve dengesiz düşüşler sonrası diğer spor dallarında görülmekte, tıpkı Nelson’ın yaşadığı gibi. Bu sakatlığın, torn labrum, bir ameliyatından alınmış görüntüler var şu adreste meraklısına.

Şu an itibariyle Orlando Magic’in başı büyük belada diyebiliriz, çünkü kadroda saf oyun kurucu olarak kalan tek adam Anthony Johnson ve bu sezon ne verdiği, ne oynadığı ortada. Sezon başı kampında 3. seçenek olarak takıma alınan Mike Wilks kontrat imzalar imzalamaz sezonu kapamıştı hatırlarsınız. Bu durumda Magic’in elinde bir takas ya da Wilks başta olmak üzere takımdan birini göndermekten başka seçeneği kalmıyor. İlk fırsatta bir oyun kurucu edinmeliler yoksa bütün yok Hidayet’in üzerine binecek ve hem sezonu hem de play-off’ları tek başına Hidayet’in kaldırması mümkün gözükmüyor. 2-3 güne kadar bu işin kokusu çıkar hep beraber bakarız gidişata. Nelson eğer sakatlanmasa bu sezon ilk kez All-Star olacak ve yetenek yarışmasında da sahne alacaktı. Kısmet değilmiş diye buna diyorlar demek ki…

>Jameer Nelson Sezonu Kapadı

Şubat 3, 2009, 11:40 pm | NBA, Orlando Magic, Sakatlık kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Dallas maçı yazısında nasıl sakatlandığını anlatmıştım Nelson’ın. Omuz sakatlığının çekilen MR sonrasında çok ciddi olduğu anlaşılmış. Nelson’ın omzunun sadece yerinden çıkmadığı, omuz kapsülünün de yırtıldığı tesit edilmiş. Benzer bir sakatlığı yaşayan takım arkadaşı Tony Battie’nin sahalara dönmesinin tam 1 sezon aldığını hatırlatmak isterim. Bu sakatlığın sonu eninde sonunda ameliyattır, ameliyatsız bir çözümü olmamakla beraber, omuz yerine oturtulduktan sonra 4 ila 6 haftalık dinlenme süresi verilir. Bu süre sonunda omuz sargılanarak tekrar spor yapılabilir ancak omuz kapsülü iyileşmez bir karakterde olduğu için omuz çıkması tekrarlayabilir. En çok beyzbolcuların muzdarip olduğu bir sakatlıktır aslında bu ama darbeler ve dengesiz düşüşler sonrası diğer spor dallarında görülmekte, tıpkı Nelson’ın yaşadığı gibi. Bu sakatlığın, torn labrum, bir ameliyatından alınmış görüntüler var şu adreste meraklısına.

Şu an itibariyle Orlando Magic’in başı büyük belada diyebiliriz, çünkü kadroda saf oyun kurucu olarak kalan tek adam Anthony Johnson ve bu sezon ne verdiği, ne oynadığı ortada. Sezon başı kampında 3. seçenek olarak takıma alınan Mike Wilks kontrat imzalar imzalamaz sezonu kapamıştı hatırlarsınız. Bu durumda Magic’in elinde bir takas ya da Wilks başta olmak üzere takımdan birini göndermekten başka seçeneği kalmıyor. İlk fırsatta bir oyun kurucu edinmeliler yoksa bütün yok Hidayet’in üzerine binecek ve hem sezonu hem de play-off’ları tek başına Hidayet’in kaldırması mümkün gözükmüyor. 2-3 güne kadar bu işin kokusu çıkar hep beraber bakarız gidişata. Nelson eğer sakatlanmasa bu sezon ilk kez All-Star olacak ve yetenek yarışmasında da sahne alacaktı. Kısmet değilmiş diye buna diyorlar demek ki…

Born to Score

Şubat 3, 2009, 10:16 am | LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kobe Bryant NBA’in tartışılmaz gelmiş geçmiş en büyük skorerlerinden ve oyuncularından biri. Aktif oyuncular arasında 50 sayı ve üzerinde skor yaptığı 24 maçla bu alanda lig lideri. Tüm NBA sezonlarında da tepede olduğu aşikar, bunla ilgili bir istatistik bulursam burada paylaşırız. Bu sabaha karşı Knicks deplasmanında kariyerinin 25. 50 sayı üzeri maçına imza attı ve kaydettiği 61 sayıyla MSG’da Jordan’a ait en fazla sayı atma rekorunu da kırdı Bryant. Aldığı parayı fazlasıyla hak eden, her geçen sene arkadaşlarını birer kademe yukarı taşıyan, sorunlarından sıyrılarak kusursuz bir lider haline gelen muhteşem bir oyuncu. Aşağıda dün geceye kadar Bryant’ın 50 sayı ve üzerinde skor kaydettiği maçlar var. En sol sütun attığı sayı, en sağ sütun ise oynadığı dakika. Knicks maçı bu listenin 4. sırasında artık.

81 Jan. 22, 2006 Toronto Raptors W 122-104 Los Angeles 42
65 March 16, 2007 * Portland Trail Blazers W 116-111 (OT) Los Angeles 50
62 Dec. 20, 2005 Dallas Mavericks W 112-90 Los Angeles 33
60 March 22, 2007 * Memphis Grizzlies W 121-119 Memphis 45
58 Dec. 29, 2006 Charlotte Bobcats L 124-133 (OT) Charlotte 54
56 Jan. 14, 2002 Memphis Grizzlies W 120-81 Los Angeles 34
55 March 28, 2003 Washington Wizards W 108-94 Los Angeles 41
53 March 28, 2008 Memphis Grizzlies L 111-114 (OT) Los Angeles 42
53 March 30, 2007 Houston Rockets L 104-107 (OT) Los Angeles 47
53 Dec. 15, 2006 Houston Rockets W 112-101 (2OT) Los Angeles 54
52 Mar. 2, 2008 Dallas Mavericks W 108-104 (OT) Los Angeles 51
52 Nov. 30, 2006 Utah Jazz W 132-102 Los Angeles 34
52 Feb. 18, 2003 Houston Rockets W 106-99 (2OT) Los Angeles 54
51 Apr. 7, 2006 Phoenix Suns L 96-107 Phoenix 42
51 Feb. 12, 2003 Denver Nuggets W 113-102 Denver 31
51 Jan. 19, 2006 Sacramento Kings L 109-118 (OT) Sacramento 44
51 Dec. 6, 2000 Golden State Warriors L 122-125 (OT) Golden State 51
50 April 15, 2007 Seattle Sonics W 109-98 Los Angeles 42
50 April 12, 2007 Los Angeles Clippers L 110-118 L.A. (home game) 48
50 March 23, 2007 * New Orleans/OKC Hornets W 111-105 New Orleans 47
50 March 18, 2007 * Minnesota Timberwolves W 109-102 Los Angeles 45
50 May 4, 2006 Phoenix Suns (playoffs) L 118-126 (OT) Los Angeles 52
50 Apr. 14, 2006 Portland Trail Blazers W 110-99 Los Angeles 44
50 Jan. 7, 2006 Los Angeles Clippers W 112-109 L.A. (road game) 45

>Born to Score

Şubat 3, 2009, 10:16 am | LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Kobe Bryant NBA’in tartışılmaz gelmiş geçmiş en büyük skorerlerinden ve oyuncularından biri. Aktif oyuncular arasında 50 sayı ve üzerinde skor yaptığı 24 maçla bu alanda lig lideri. Tüm NBA sezonlarında da tepede olduğu aşikar, bunla ilgili bir istatistik bulursam burada paylaşırız. Bu sabaha karşı Knicks deplasmanında kariyerinin 25. 50 sayı üzeri maçına imza attı ve kaydettiği 61 sayıyla MSG’da Jordan’a ait en fazla sayı atma rekorunu da kırdı Bryant. Aldığı parayı fazlasıyla hak eden, her geçen sene arkadaşlarını birer kademe yukarı taşıyan, sorunlarından sıyrılarak kusursuz bir lider haline gelen muhteşem bir oyuncu. Aşağıda dün geceye kadar Bryant’ın 50 sayı ve üzerinde skor kaydettiği maçlar var. En sol sütun attığı sayı, en sağ sütun ise oynadığı dakika. Knicks maçı bu listenin 4. sırasında artık.

81 Jan. 22, 2006 Toronto Raptors W 122-104 Los Angeles 42
65 March 16, 2007 * Portland Trail Blazers W 116-111 (OT) Los Angeles 50
62 Dec. 20, 2005 Dallas Mavericks W 112-90 Los Angeles 33
60 March 22, 2007 * Memphis Grizzlies W 121-119 Memphis 45
58 Dec. 29, 2006 Charlotte Bobcats L 124-133 (OT) Charlotte 54
56 Jan. 14, 2002 Memphis Grizzlies W 120-81 Los Angeles 34
55 March 28, 2003 Washington Wizards W 108-94 Los Angeles 41
53 March 28, 2008 Memphis Grizzlies L 111-114 (OT) Los Angeles 42
53 March 30, 2007 Houston Rockets L 104-107 (OT) Los Angeles 47
53 Dec. 15, 2006 Houston Rockets W 112-101 (2OT) Los Angeles 54
52 Mar. 2, 2008 Dallas Mavericks W 108-104 (OT) Los Angeles 51
52 Nov. 30, 2006 Utah Jazz W 132-102 Los Angeles 34
52 Feb. 18, 2003 Houston Rockets W 106-99 (2OT) Los Angeles 54
51 Apr. 7, 2006 Phoenix Suns L 96-107 Phoenix 42
51 Feb. 12, 2003 Denver Nuggets W 113-102 Denver 31
51 Jan. 19, 2006 Sacramento Kings L 109-118 (OT) Sacramento 44
51 Dec. 6, 2000 Golden State Warriors L 122-125 (OT) Golden State 51
50 April 15, 2007 Seattle Sonics W 109-98 Los Angeles 42
50 April 12, 2007 Los Angeles Clippers L 110-118 L.A. (home game) 48
50 March 23, 2007 * New Orleans/OKC Hornets W 111-105 New Orleans 47
50 March 18, 2007 * Minnesota Timberwolves W 109-102 Los Angeles 45
50 May 4, 2006 Phoenix Suns (playoffs) L 118-126 (OT) Los Angeles 52
50 Apr. 14, 2006 Portland Trail Blazers W 110-99 Los Angeles 44
50 Jan. 7, 2006 Los Angeles Clippers W 112-109 L.A. (road game) 45

Kaptan Güvertede, Ya Rafa?

Şubat 3, 2009, 5:38 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Liverpool’a sezon başında Tottenham’dan transfer olan Robbie Keane’in eski takımı tarafından istendiğini yazmıştık geçenlerde. Harry Redknapp Spurs’u eski günlerine döndürebilmek için tek çareyi eski toprakları toplamakta buldu. Ve bugün transferin son gününde kaptan başarıyla yuvaya geri döndürüldü. Anfield Road’a ve Rafa’ya bir türlü ısınamadı Keane ya da tam tersi mi demeli? 19 resmi maçta sadece 5 gol ve 90 dakika oynayabildiği 5 maç. Liverpool bu alışverişten 4 milyon sterlin zarar etti, 16 milyona verdi 20 milyona aldığı Keane’i. Benitez en azından Keane neden oynatılmıyor sorularından kurtuldu ama önemli bir alternatifini de kaybetti. Torres sakatlanırsa Liverpool’un golcüsü kim olacak muallak? Kuyt’u mu oraya çekecek Rafa yoksa 19 yaşındaki Nemeth’i koyacak forvete? Şu sıralar Benitez gelip Meryem Ana’yı bir ziyaret edip Hacı falan olsa, bol bol yalvarsa yeridir. Allah Torres’e sağlık versin yoksa senelerdir ilk kez bu kadar büyük şampiyonluk ihtimali olan Liverpool dağılır. Yoksa ısrarla sözleşme yenilemeyen Rafa’nın başka bir planı mı var?

Bu arada fotoğrafa biraz dikkatli bakılınca Keane’in yüzündeki o derin pişmanlık nasıl da okunuyor değil mi…

>Kaptan Güvertede, Ya Rafa?

Şubat 3, 2009, 5:38 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Liverpool’a sezon başında Tottenham’dan transfer olan Robbie Keane’in eski takımı tarafından istendiğini yazmıştık geçenlerde. Harry Redknapp Spurs’u eski günlerine döndürebilmek için tek çareyi eski toprakları toplamakta buldu. Ve bugün transferin son gününde kaptan başarıyla yuvaya geri döndürüldü. Anfield Road’a ve Rafa’ya bir türlü ısınamadı Keane ya da tam tersi mi demeli? 19 resmi maçta sadece 5 gol ve 90 dakika oynayabildiği 5 maç. Liverpool bu alışverişten 4 milyon sterlin zarar etti, 16 milyona verdi 20 milyona aldığı Keane’i. Benitez en azından Keane neden oynatılmıyor sorularından kurtuldu ama önemli bir alternatifini de kaybetti. Torres sakatlanırsa Liverpool’un golcüsü kim olacak muallak? Kuyt’u mu oraya çekecek Rafa yoksa 19 yaşındaki Nemeth’i koyacak forvete? Şu sıralar Benitez gelip Meryem Ana’yı bir ziyaret edip Hacı falan olsa, bol bol yalvarsa yeridir. Allah Torres’e sağlık versin yoksa senelerdir ilk kez bu kadar büyük şampiyonluk ihtimali olan Liverpool dağılır. Yoksa ısrarla sözleşme yenilemeyen Rafa’nın başka bir planı mı var?

Bu arada fotoğrafa biraz dikkatli bakılınca Keane’in yüzündeki o derin pişmanlık nasıl da okunuyor değil mi…

Balon Patladı

Şubat 3, 2009, 5:30 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

19 Milyon Sterlin tranfer ücreti, 9 Premier League maçı, 1 gol, Everton’a kiralık gidiş. Mark Hughes’un gelmiş geçmiş en büyük transfer fiyaskosu, EPL’in transfer balonu, João Alves de Assis Silva, dün patladı.

>Balon Patladı

Şubat 3, 2009, 5:30 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>19 Milyon Sterlin tranfer ücreti, 9 Premier League maçı, 1 gol, Everton’a kiralık gidiş. Mark Hughes’un gelmiş geçmiş en büyük transfer fiyaskosu, EPL’in transfer balonu, João Alves de Assis Silva, dün patladı.

Mourinho’nun Quaresma Bilmecesi

Şubat 3, 2009, 5:14 am | EPL, Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Quaresma’yı transferin son günlerinde Inter’e getirirken Mourinho ona çok güvendiğini ve kariyerindeki atlamayı Inter’de yapacağını söylüyordu. Daha adam Inter’e geleli 6 ayı geçmedi ama her ne olduysa araları açıldı. Pazar günü Torino karşısında Quaresma’yı kurtarıcı olarak oyuna alan Mourinho, akşamına aynı adamı Avrupa Kupaları oyuncu listesinden çıkardı. Quaresma’nın moralinin inanılmaz bozulduğu, acilen takımdan ayrılmak istediği söylendi. Transferin son gününde, piyasanın kapanmasına dakikalar kala Scolari milli takımdan oyuncusu olan Quaresma’ya sahip çıktı ve Chelsea oyuncuyu Inter’den kiraladı. Mourinho bir kaç haftadır Quaresma’nın taktiksel disipline sadık kalmadığından ve bir futbolcu olarak hala eksikleri olduğundan dert yanıyordu ancak bu kadar ileri gidip adamı sileceğini hiç birimiz düşünmemişizdir. Olan Inter’in 18 milyon Eurosuna oldu diyeceğiz artık. Bu moralle Ada’ya gelen Quaresma’dan verim alabilecek biri varsa o da Scolari’dir herhalde. Carvalho ve Deco’nun terapileri ve Scolari’nin babacanlığı birleşir Quaresma yeniden dirilir diyorum ben, ya da en azından futbola olan sevgim ve kendini verdiğinde futbolunu izlemek zevk olan bir adamı yeniden o haliyle sahalarda görmek istediğimden bu düşüncelerim.

>Mourinho’nun Quaresma Bilmecesi

Şubat 3, 2009, 5:14 am | EPL, Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Quaresma’yı transferin son günlerinde Inter’e getirirken Mourinho ona çok güvendiğini ve kariyerindeki atlamayı Inter’de yapacağını söylüyordu. Daha adam Inter’e geleli 6 ayı geçmedi ama her ne olduysa araları açıldı. Pazar günü Torino karşısında Quaresma’yı kurtarıcı olarak oyuna alan Mourinho, akşamına aynı adamı Avrupa Kupaları oyuncu listesinden çıkardı. Quaresma’nın moralinin inanılmaz bozulduğu, acilen takımdan ayrılmak istediği söylendi. Transferin son gününde, piyasanın kapanmasına dakikalar kala Scolari milli takımdan oyuncusu olan Quaresma’ya sahip çıktı ve Chelsea oyuncuyu Inter’den kiraladı. Mourinho bir kaç haftadır Quaresma’nın taktiksel disipline sadık kalmadığından ve bir futbolcu olarak hala eksikleri olduğundan dert yanıyordu ancak bu kadar ileri gidip adamı sileceğini hiç birimiz düşünmemişizdir. Olan Inter’in 18 milyon Eurosuna oldu diyeceğiz artık. Bu moralle Ada’ya gelen Quaresma’dan verim alabilecek biri varsa o da Scolari’dir herhalde. Carvalho ve Deco’nun terapileri ve Scolari’nin babacanlığı birleşir Quaresma yeniden dirilir diyorum ben, ya da en azından futbola olan sevgim ve kendini verdiğinde futbolunu izlemek zevk olan bir adamı yeniden o haliyle sahalarda görmek istediğimden bu düşüncelerim.

Rafael Nadal

Şubat 3, 2009, 5:12 am | Tenis kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın



>Rafael Nadal

Şubat 3, 2009, 5:12 am | Tenis kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Üçlük Makinası Bozuldu

Şubat 3, 2009, 4:32 am | Dallas Mavericks, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Üçlük konusunda NBA’in önde gelen takımlarından Orlando Magic. Üçlük isabet yüzdesinde lig lideri ve üçlük savunmasında lig üçüncüsü konumunda Magic. NBa’in enteresan fikstürü nedeniyle bir çok takımın seyehatler yüzünden sorunlar yaşadıklarını biliyoruz. Bir nezerini de Magic yaşadı bu maçta. Daha dün gece Kanada’da Toronto ile oynamışken binlerce km yol gelip, sabaha karşı yattıktan sonra hem jetlag etkilerinden kurtulmak hem de Dallas gibi bir takımla oynamak hiç kolay değil. Dallas tarafı bu avantajı iyi değerlendirip bire birde çok sert savunma yapınca Howard’dan başka buna direnebilecek kuvvette bir adam çıkmadı Magic’te. Şuta mecbur kalındı, Dallas bir anlamda Magic şutunu riske etti ve kazandı. İlk satırlarda söylediğim iyi işleri yapan Magic sezonun en kötü üçlük performansına imza attı, 20’de 3. Yetmedi Nowitzki kendini savunan Lewis’i adeta paspasa çevirdi. Şut sokamayan Magic’te kafayı kullanan adam Hidayet oldu ve olabildiğince içeri yüklenerek faul almaya çalıştı, çizgiden skor üretmeye uğraştı. Ama maçın başından beri gözüken fiziki yorgunluk Magic’i esir aldı. Kuşkusuz sadece uzun yolculuk ve yorgunluk değildi Magic’i yenilgiye götüren. 3. çeyreğin hemen başında Jameer Nelson yanlış hatırlamıyorsam Dampier Nelson’a sert bir faul yaptı, omzu bir hayli açılan Nelson dengesini kaybedip bir de aynı omzun üzerine yere düşünce ciddi bir sakatlıkla karşı karşıya kaldı. David Steele’in söylediğine göre Nelson’ın sağ omzu çıkmış ve maç bitmeden hemen hastaneye doğru yola çıkarılmış. Kariyerinin en iyi sezonunu geçirirken bu sakatlık Nelson’ı ve Magic’i nasıl etkileyecek bekleyip görmek gerek. Umarım All-Star’a kadar iyileşir ve hayatının fırsatını kaçırmaz. Bu arada bir Magic taraftarı olarak Hollins’ten Barea’nın asistinde sayı, Barea’dan ise üçlük yemek beni acayip rahatsız etti. Bakalım sezon genelinde rezalet bir performans veren Anthony Johnson Nelson yokken neler yapacak?

>Üçlük Makinası Bozuldu

Şubat 3, 2009, 4:32 am | Dallas Mavericks, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Üçlük konusunda NBA’in önde gelen takımlarından Orlando Magic. Üçlük isabet yüzdesinde lig lideri ve üçlük savunmasında lig üçüncüsü konumunda Magic. NBa’in enteresan fikstürü nedeniyle bir çok takımın seyehatler yüzünden sorunlar yaşadıklarını biliyoruz. Bir nezerini de Magic yaşadı bu maçta. Daha dün gece Kanada’da Toronto ile oynamışken binlerce km yol gelip, sabaha karşı yattıktan sonra hem jetlag etkilerinden kurtulmak hem de Dallas gibi bir takımla oynamak hiç kolay değil. Dallas tarafı bu avantajı iyi değerlendirip bire birde çok sert savunma yapınca Howard’dan başka buna direnebilecek kuvvette bir adam çıkmadı Magic’te. Şuta mecbur kalındı, Dallas bir anlamda Magic şutunu riske etti ve kazandı. İlk satırlarda söylediğim iyi işleri yapan Magic sezonun en kötü üçlük performansına imza attı, 20’de 3. Yetmedi Nowitzki kendini savunan Lewis’i adeta paspasa çevirdi. Şut sokamayan Magic’te kafayı kullanan adam Hidayet oldu ve olabildiğince içeri yüklenerek faul almaya çalıştı, çizgiden skor üretmeye uğraştı. Ama maçın başından beri gözüken fiziki yorgunluk Magic’i esir aldı. Kuşkusuz sadece uzun yolculuk ve yorgunluk değildi Magic’i yenilgiye götüren. 3. çeyreğin hemen başında Jameer Nelson yanlış hatırlamıyorsam Dampier Nelson’a sert bir faul yaptı, omzu bir hayli açılan Nelson dengesini kaybedip bir de aynı omzun üzerine yere düşünce ciddi bir sakatlıkla karşı karşıya kaldı. David Steele’in söylediğine göre Nelson’ın sağ omzu çıkmış ve maç bitmeden hemen hastaneye doğru yola çıkarılmış. Kariyerinin en iyi sezonunu geçirirken bu sakatlık Nelson’ı ve Magic’i nasıl etkileyecek bekleyip görmek gerek. Umarım All-Star’a kadar iyileşir ve hayatının fırsatını kaçırmaz. Bu arada bir Magic taraftarı olarak Hollins’ten Barea’nın asistinde sayı, Barea’dan ise üçlük yemek beni acayip rahatsız etti. Bakalım sezon genelinde rezalet bir performans veren Anthony Johnson Nelson yokken neler yapacak?

Roethlisberger – Steelers – Warner

Şubat 3, 2009, 4:23 am | NFL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın


>Roethlisberger – Steelers – Warner

Şubat 3, 2009, 4:23 am | NFL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Rövanşı Almak

Şubat 2, 2009, 5:04 pm | NBA, Orlando Magic, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Geçen maçta Toronto Orlando’yu yenmiş ve play-off yolunda biraz silkinip kendine gelmeye çalışmıştı. Ancak sonrası pek istedikleri gitmedi onlar için. Toronto mağlubiyeti Orlando için ise bir şaha kalkış olmuş ve üst üste kaznılan maçlarla lig liderliğine kadar yürümüştü Magic. Toronto’daki bu son maç Magic açısından geçen mağlubiyetin acısını çıkarmak için bir fırsattı ve Van Gundy’nin adamları bu fırsatı kaçırmadılar. Nelson’ın All-Star moraliyle oyun kuruculuğu hatırladığı ve her zaman görmek istediğimiz oyununu sergilediği maçta yaptığı 10 asist Magic taraftarını az da olsa umutlandırdı. Hücum anlamında iyiydi ama önemli bir gerçek kendine göre uzun ve kuvvetli rakip oyun kurucuları tutmakta çok zorlanıyor. Magic Bosh’u çok iyi savunurken Howard’a indirdiği her top sayı oldu neredeyse. Bosh’un arkasında Howard’a bir alternatif olmaması Toronto’nun elini kolunu bağladı. Toronto çok iyi şutörleri olan bir takım olsa da dün gece bazı maçlarda şutların giremeyebileceğinin adeta ispatı olan bir maç yaşadılar. Magic için sırada Dallas maçı var. Back to back maçlarda herhalde oynamak istemeyeceğiniz en önemli takımlardan biri. Fast break takımı olması ve Kidd gibi Nelson’ı savunmada çok zorlayacak bir oyun kurucularının olması Magic’e sıkıntı yaratacaktır.

>Rövanşı Almak

Şubat 2, 2009, 5:04 pm | NBA, Orlando Magic, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Geçen maçta Toronto Orlando’yu yenmiş ve play-off yolunda biraz silkinip kendine gelmeye çalışmıştı. Ancak sonrası pek istedikleri gitmedi onlar için. Toronto mağlubiyeti Orlando için ise bir şaha kalkış olmuş ve üst üste kaznılan maçlarla lig liderliğine kadar yürümüştü Magic. Toronto’daki bu son maç Magic açısından geçen mağlubiyetin acısını çıkarmak için bir fırsattı ve Van Gundy’nin adamları bu fırsatı kaçırmadılar. Nelson’ın All-Star moraliyle oyun kuruculuğu hatırladığı ve her zaman görmek istediğimiz oyununu sergilediği maçta yaptığı 10 asist Magic taraftarını az da olsa umutlandırdı. Hücum anlamında iyiydi ama önemli bir gerçek kendine göre uzun ve kuvvetli rakip oyun kurucuları tutmakta çok zorlanıyor. Magic Bosh’u çok iyi savunurken Howard’a indirdiği her top sayı oldu neredeyse. Bosh’un arkasında Howard’a bir alternatif olmaması Toronto’nun elini kolunu bağladı. Toronto çok iyi şutörleri olan bir takım olsa da dün gece bazı maçlarda şutların giremeyebileceğinin adeta ispatı olan bir maç yaşadılar. Magic için sırada Dallas maçı var. Back to back maçlarda herhalde oynamak istemeyeceğiniz en önemli takımlardan biri. Fast break takımı olması ve Kidd gibi Nelson’ı savunmada çok zorlayacak bir oyun kurucularının olması Magic’e sıkıntı yaratacaktır.

« Önceki Sayfa

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.