Taraftar Kimdir?

Şubat 15, 2009, 10:08 pm | Beşiktaş, Futbol, Galatasaray, ozhano, Trabzonspor kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Maçın içeriğiyle ilgili çok şey söylenebilir. Beklemediğim kadar iyi bir Bjk ve kötü bir Ts vardı İnönü Stadı’nın çimlerinde. Açıkçası maç başlangıcında iki takımın 11’lerini gördüğümde saldıran tarafın Ts, mücadele edecek ve konraataklarla gol arayacak takımın Bjk olacağını düşündüm. Fakat maç başladı ve Bjk atakları dalga dalga Ts kalesine gelişti.Ancak ne var ki gol Ts adına bir kontraatak sonrası Gökhan Ünal’ın ayağından geldi. Tabiki de golde M. Denizli’nin Bjk’ye geldiğinden beri takımın yumuşak karnı olan defansın arasına yapılan atağın etkisi vardı ve bu sefer de canını yaktı Bjk’nin. Gol dakikasından sonra Bjk taraftarının artık sabrının tükeneceğini ve t.d.-yönetim aleyhine bağırmaya başlayacağını bekledim. Gol dakikasına müteakip bir müddet taraftar sessizliğe büründü. Büyük ihtimalle takımın gayretinin muhakemesini yaptılar ve bu devam ederken ilk yarı sona erdi. İkinci yarıda bir taraftar takımı nasıl gaza getirir, nasıl ateşler bunu gördük İnönü’de. Bu kadar güzel birliktelik, bu kadar güzel bir ses uyumu olur mu? Benim bile tv’nin başında tüylerim diken diken oldu ve o sahada olsam geberene kadar koşardım dedim kendi kendime. Rakip takım da negatif yönde oldukça etkilendi. Taraftar istedikçe daha çok bağırdı, bağırdıkça takımını daha da çoşturdu, coşturdukça Bjk’nın atakları daha da sıklaştı, sıklaştıkça Ts daha da geri çekildi ve bana göre akıllarında “acaba daha ne kadar dayanacağız” diye bir düşünce muhakkak geçti. Sonuç olarak Bjk’nın golü biraz geç de olsa geldi ve maç berabere bitti. Maç sonunda üç puanı kaybeden bir Bjk takımı ile takımının gayretini alkışlayan Bjk taraftarı ve bir puan kazanan Ts takımı oldu. Ama maçın kahramanı maç sonu görüntülerde ortaya çıktı. Bjk takımı hiçbir kimse çağırmaksızın biraraya toplandı ve maç başlangıcından bitişine kadar kendilerine tam destek veren taraftarının yanına gidip onları alkışladı. Çünkü kendileri de maçtan 1 puanı alanın taraftar olduğunu biliyorlardı. Çünkü biraz abartı olacak ama Bobo’yu sokan taraftardı. Hücuma başlatan da, rakibi kilitleyen, korkutan da taraftardı. Geldiği zamandan beri söyledim yine söyleyeceğim. Yusuf’a verilen para gösterilen ilginin onda biri Aydın Karabulut’a gösterilse şu an kafası rahat, gencecik ve Yusuf’tan potansiyeli daha yüksek bir futbolcu daha olacaktı Bjk’nın kadrosunda. Bu futbolcu yine Bjk’nin kadrosunda ama artık ne kadar verimli olur onu bilemiyorum. Yusuf eğer taraftarı kendine çekmek istiyorsa en az İ. Üzülmez kadar oynamalıdır ki, Üzülmez bile taraftarın homurtularıyla zaman zaman karşılaşıyor. Nihayetinde Bjk’nin üstün olduğu bir maç izledik. Ama bunun sebebi bana göre takımın iyi ve etkili futbolu değil, Ts’li Ersun Yanal’ın oynattığı korkak futboldu. Eminim bu beraberliği Bjk yönetimi ve t.d. si iyi gibi göstereceklerdir. Ancak İnönü’de alınmış bir beraberlik hiçbir zaman Bjk için iyi diye nitelendirilemez, nitelendirilmemelidir.

Ts tarafından maça baktığımızda gol ve defansif bir futboldan başka hiçbirşey göremedim. Yattara gün geçtikçe daha da eriyor, Hüseyin şampiyonluğu hedefleyen bu takımın futbolcusu değil. ama çoğu maç olduğu gibi bu maçta da takdiri hakeden iki oyuncu var: Song ve Tony Silva. Ersun Yanal takımının potansiyelini defansif yönde kullanmayı tercih etti bu maçta, takımı açısından önemli olan bir puanı aldı ve Bjk deplasmanından sırasını savdı.

Son olarak bu zamana kadar hep söylediğim bir şey bir kere daha ortaya çıktı bu akşam: Taraftar skordan önce takımından gayret bekliyor. Takım o gayreti gösterdikten sonra sonuna kadar destekliyor takımını. Fb taraftarının da beklediği bu gayreti sahada görmek değil mi? Gs taraftarı için bir şey demeyeceğim. Çünkü maçlarda stadı dolduramayan bir takımın taraftarı sahada oynayandan da, kenardaki t.d. den de ya da yöneticilerden de birşey bekleyemez, beklememelidir. Tutturmuşlar bir “Saldır Galatasaray” maç başlıyor o, maç bitiyor o. Artık yenilikler bekleniyor Gs taraftarından. Ya da doygunluk geldi taraftara da. Artık sadece Avrupa maçlarını takıyorlar. Başka maçlar umurlarında değil.

Soru: M. Denizli’nin 88. dakikada Erkan Zengin’i almasının sebebi neydi? Takım paldır küldür saldırırken oyunu neden soğuttu ve ne düşündü acaba? Ya da bu oyuncu o kadar maharetli mi ki 5 dakikada oyunu değiştirecekti? Veya zaman geçirmek için mi yaptı? Kısacası ben geldiğinden beri anlamıyorum bu T.d. ümüzü. Belki de algılarım kapalıdır ona karşı. Ne dersiniz?
Reklamlar

>Taraftar Kimdir?

Şubat 15, 2009, 10:08 pm | Beşiktaş, Futbol, Galatasaray, ozhano, Trabzonspor kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Maçın içeriğiyle ilgili çok şey söylenebilir. Beklemediğim kadar iyi bir Bjk ve kötü bir Ts vardı İnönü Stadı’nın çimlerinde. Açıkçası maç başlangıcında iki takımın 11’lerini gördüğümde saldıran tarafın Ts, mücadele edecek ve konraataklarla gol arayacak takımın Bjk olacağını düşündüm. Fakat maç başladı ve Bjk atakları dalga dalga Ts kalesine gelişti.Ancak ne var ki gol Ts adına bir kontraatak sonrası Gökhan Ünal’ın ayağından geldi. Tabiki de golde M. Denizli’nin Bjk’ye geldiğinden beri takımın yumuşak karnı olan defansın arasına yapılan atağın etkisi vardı ve bu sefer de canını yaktı Bjk’nin. Gol dakikasından sonra Bjk taraftarının artık sabrının tükeneceğini ve t.d.-yönetim aleyhine bağırmaya başlayacağını bekledim. Gol dakikasına müteakip bir müddet taraftar sessizliğe büründü. Büyük ihtimalle takımın gayretinin muhakemesini yaptılar ve bu devam ederken ilk yarı sona erdi. İkinci yarıda bir taraftar takımı nasıl gaza getirir, nasıl ateşler bunu gördük İnönü’de. Bu kadar güzel birliktelik, bu kadar güzel bir ses uyumu olur mu? Benim bile tv’nin başında tüylerim diken diken oldu ve o sahada olsam geberene kadar koşardım dedim kendi kendime. Rakip takım da negatif yönde oldukça etkilendi. Taraftar istedikçe daha çok bağırdı, bağırdıkça takımını daha da çoşturdu, coşturdukça Bjk’nın atakları daha da sıklaştı, sıklaştıkça Ts daha da geri çekildi ve bana göre akıllarında “acaba daha ne kadar dayanacağız” diye bir düşünce muhakkak geçti. Sonuç olarak Bjk’nın golü biraz geç de olsa geldi ve maç berabere bitti. Maç sonunda üç puanı kaybeden bir Bjk takımı ile takımının gayretini alkışlayan Bjk taraftarı ve bir puan kazanan Ts takımı oldu. Ama maçın kahramanı maç sonu görüntülerde ortaya çıktı. Bjk takımı hiçbir kimse çağırmaksızın biraraya toplandı ve maç başlangıcından bitişine kadar kendilerine tam destek veren taraftarının yanına gidip onları alkışladı. Çünkü kendileri de maçtan 1 puanı alanın taraftar olduğunu biliyorlardı. Çünkü biraz abartı olacak ama Bobo’yu sokan taraftardı. Hücuma başlatan da, rakibi kilitleyen, korkutan da taraftardı. Geldiği zamandan beri söyledim yine söyleyeceğim. Yusuf’a verilen para gösterilen ilginin onda biri Aydın Karabulut’a gösterilse şu an kafası rahat, gencecik ve Yusuf’tan potansiyeli daha yüksek bir futbolcu daha olacaktı Bjk’nın kadrosunda. Bu futbolcu yine Bjk’nin kadrosunda ama artık ne kadar verimli olur onu bilemiyorum. Yusuf eğer taraftarı kendine çekmek istiyorsa en az İ. Üzülmez kadar oynamalıdır ki, Üzülmez bile taraftarın homurtularıyla zaman zaman karşılaşıyor. Nihayetinde Bjk’nin üstün olduğu bir maç izledik. Ama bunun sebebi bana göre takımın iyi ve etkili futbolu değil, Ts’li Ersun Yanal’ın oynattığı korkak futboldu. Eminim bu beraberliği Bjk yönetimi ve t.d. si iyi gibi göstereceklerdir. Ancak İnönü’de alınmış bir beraberlik hiçbir zaman Bjk için iyi diye nitelendirilemez, nitelendirilmemelidir.

Ts tarafından maça baktığımızda gol ve defansif bir futboldan başka hiçbirşey göremedim. Yattara gün geçtikçe daha da eriyor, Hüseyin şampiyonluğu hedefleyen bu takımın futbolcusu değil. ama çoğu maç olduğu gibi bu maçta da takdiri hakeden iki oyuncu var: Song ve Tony Silva. Ersun Yanal takımının potansiyelini defansif yönde kullanmayı tercih etti bu maçta, takımı açısından önemli olan bir puanı aldı ve Bjk deplasmanından sırasını savdı.

Son olarak bu zamana kadar hep söylediğim bir şey bir kere daha ortaya çıktı bu akşam: Taraftar skordan önce takımından gayret bekliyor. Takım o gayreti gösterdikten sonra sonuna kadar destekliyor takımını. Fb taraftarının da beklediği bu gayreti sahada görmek değil mi? Gs taraftarı için bir şey demeyeceğim. Çünkü maçlarda stadı dolduramayan bir takımın taraftarı sahada oynayandan da, kenardaki t.d. den de ya da yöneticilerden de birşey bekleyemez, beklememelidir. Tutturmuşlar bir “Saldır Galatasaray” maç başlıyor o, maç bitiyor o. Artık yenilikler bekleniyor Gs taraftarından. Ya da doygunluk geldi taraftara da. Artık sadece Avrupa maçlarını takıyorlar. Başka maçlar umurlarında değil.

Soru: M. Denizli’nin 88. dakikada Erkan Zengin’i almasının sebebi neydi? Takım paldır küldür saldırırken oyunu neden soğuttu ve ne düşündü acaba? Ya da bu oyuncu o kadar maharetli mi ki 5 dakikada oyunu değiştirecekti? Veya zaman geçirmek için mi yaptı? Kısacası ben geldiğinden beri anlamıyorum bu T.d. ümüzü. Belki de algılarım kapalıdır ona karşı. Ne dersiniz?

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.