GS’de Konuşacak Laf Çok-FB’de Konuşacak Mecal Yok

Şubat 12, 2009, 10:33 pm | Fenerbahçe, Galatasaray, MHK, ozhano, Uncategorized kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Bugün işten eve gelip tv kanalları arasında zap yaparken GS TV’de Adnan Sezgin-Haldun Üstünel ikilisinin yaptığı basın toplantısına rastladım. Hatırlarsanız bundan bir süre önce Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’in yaptığına benzer bir basın toplantısı konsepti hazırlanmış. Adnan Sezgin ve ekürisi ile basın mensupları karşı karşıya,LCD TV de yanlarında toplantıya başladılar. Yine hatırlarsınız ki, Yıldırım Demirören toplantıda yaklaşık yontma taş devrinden günümüze Beşiktaş aleyhine yapılan hakem hatalarını Ahmet Çakar ya da Erman Toroğlu edasıyla irdelerken GS’deki ekürimizin derdi Oğuz Sarvan’ın bir gün önce GS’nin basın bildirisine karşı yaptığı monoloğu irdelelemekti. Toplantı başladı ve Oğuz Sarvan’ın neredeyse her cümlesi cevaplandırıldı. Açıkçası yaptıkları yorumlardan bazıları benim de Sarvan’ın açıklamalarından sonra düşündüklerimdi. Ancak ne gerek var. Yapılan hatalara tepki olarak gerekli açıklama tüm kamuoyuna duyurulmuş ve gerekli yerlere GS’nin gücü gösterilmiş. Bunun ardından GS’nin yapacağı her açıklama ya da uygulama haklı iken (şayet haklılarsa) haksız yere düşürebilir bu kulübü. Zaten Oğuz Sarvan’ın sözlerinden “Ben bu işi ancak bu kadar yapabiliyorum. Hakemlerin gelişmesine yönelik hiçbir uygulamam yok.” sonucunu tüm izleyenler çıkarmış. Bunun daha üzerine gitmeye ne gerek var. Dediğim gibi yönetim bu durumu uzattıkça GS diğer takımlara antipatik gelmeye ve işler sarpa sarmaya başlayacaktır. Önümüzde buna benzer bir FB örneği var zaten. Önceki sezonlarda hep kavga hep tartışma içinde oldular hem TFF hem de MHK ile. Ellerine ne geçti? Koskoca bir hiç. Peki sonuçta ne duruma düştüler? Türkiye’deki en antipatik kulüp. Belki de şu an, yapılan bariz hakem hatalarına karşı suskun kalmalarının sebebi bu.
Diğer taraftan MHK Başkanı Oğuz Sarvan’ın basın toplantısı yapmasına hiç bir anlam veremedim. Zaten konuyla ilgili TFF bir bildiri yayınlamış. MHK, TFF’den ayrı bir kurum mu ki ayriyeten açıklama yapma gereği duydu? Ne gerek var tekrardan bir basın toplantısı yapmaya? Amacı neydi, hala daha çözebilmiş değilim. Ama Sarvan’ın toplantıdaki konuşmasının tam metnini okuyunca adama gerçekten acıdım. “Yapamıyorum,edemiyorum,elimdekiler bu, arkadan gelen hakemlerin hiçbiri bir işe yaramıyor, kimseye yaranamıyorum, ben bin kere dedim günahınızı dağıtır gibi kart dağıtmayın diye ama kartların yazıldığı defterin kağıtlarını yetiremiyoruz, ben ne yapayım daha”. Utanmasa ağlayacak, “hata yapan hakemin sahaya girip kulağını mı çekeyim”veya “girip ben mi yöneteyim maçları” diyecek. Zaten yaptığı açıklamadan sonra klasman hakemlerinin Oğuz Sarvan’a azıcık güveni varsa o da bitmiştir herhalde. Resmen kendini kurtarmak için maç verilmeyen ya da nadir verilen hakem grubunu ateşe attı. Özür falan dilemedi ama şekil olarak özrü kabahatinden beter lafı cuk oturdu konuşmasından sonra.Valla Oğuz Sarvan iyi hakem eğitmeni midir bilmem ama emin olduğum bir şey var ki eğer GS’ye 90. dakikada golü atan Mehmet Eren Boyraz’ı yakalarsa çok fena yapacak kanımca.
Bir söz de Fenerbahçe ve onun vefakar taraftarına. Haluk Ulusoy döneminde yapılan her hakem hatasından sonra ne olursa olsun hem taraftar hem yönetim cümbür cemaat Ulusoy’a giydiyordu. Ama şimdi yönetimin sesi hiç çıkmıyor. Hem de o zamanlardakine göre çok daha bariz hatalar varken. Taraftar ise cılız tepkiler koyuyor. O tepkiler de yine hataları yapan hakemlerin Ulusoy’un tetikçisi oldukları yönünde. Yani onlar da bu durumla ilgili tepkilerini ancak Haluk Ulusoy üzerinden yapabiliyorlar. Bazılarınız takımda ne var, ne oynuyor ki, hakem hatası olsa ne olacak diyebilir. Ama bir gözünüzün önünde canlandırın. TFF Başkanı Haluk Ulusoy, FB’nin berbat oynadığı bir maç ve iki bariz hakem hatası ile iki gol yemiş takım. Ne olurdu sizce? Takımın performansı mı yoksa hakemin hataları mı konuşulurdu? Ya da susulur muydu acaba?

Son olarak da hem Arda Turan hem de Aziz Yıldırım’ın özel hayatları ile ilgili saçma haberler yayınlara bir sözüm var;
UTANMALISINIZ!

>GS’de Konuşacak Laf Çok-FB’de Konuşacak Mecal Yok

Şubat 12, 2009, 10:33 pm | Fenerbahçe, Galatasaray, MHK, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Bugün işten eve gelip tv kanalları arasında zap yaparken GS TV’de Adnan Sezgin-Haldun Üstünel ikilisinin yaptığı basın toplantısına rastladım. Hatırlarsanız bundan bir süre önce Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’in yaptığına benzer bir basın toplantısı konsepti hazırlanmış. Adnan Sezgin ve ekürisi ile basın mensupları karşı karşıya,LCD TV de yanlarında toplantıya başladılar. Yine hatırlarsınız ki, Yıldırım Demirören toplantıda yaklaşık yontma taş devrinden günümüze Beşiktaş aleyhine yapılan hakem hatalarını Ahmet Çakar ya da Erman Toroğlu edasıyla irdelerken GS’deki ekürimizin derdi Oğuz Sarvan’ın bir gün önce GS’nin basın bildirisine karşı yaptığı monoloğu irdelelemekti. Toplantı başladı ve Oğuz Sarvan’ın neredeyse her cümlesi cevaplandırıldı. Açıkçası yaptıkları yorumlardan bazıları benim de Sarvan’ın açıklamalarından sonra düşündüklerimdi. Ancak ne gerek var. Yapılan hatalara tepki olarak gerekli açıklama tüm kamuoyuna duyurulmuş ve gerekli yerlere GS’nin gücü gösterilmiş. Bunun ardından GS’nin yapacağı her açıklama ya da uygulama haklı iken (şayet haklılarsa) haksız yere düşürebilir bu kulübü. Zaten Oğuz Sarvan’ın sözlerinden “Ben bu işi ancak bu kadar yapabiliyorum. Hakemlerin gelişmesine yönelik hiçbir uygulamam yok.” sonucunu tüm izleyenler çıkarmış. Bunun daha üzerine gitmeye ne gerek var. Dediğim gibi yönetim bu durumu uzattıkça GS diğer takımlara antipatik gelmeye ve işler sarpa sarmaya başlayacaktır. Önümüzde buna benzer bir FB örneği var zaten. Önceki sezonlarda hep kavga hep tartışma içinde oldular hem TFF hem de MHK ile. Ellerine ne geçti? Koskoca bir hiç. Peki sonuçta ne duruma düştüler? Türkiye’deki en antipatik kulüp. Belki de şu an, yapılan bariz hakem hatalarına karşı suskun kalmalarının sebebi bu.
Diğer taraftan MHK Başkanı Oğuz Sarvan’ın basın toplantısı yapmasına hiç bir anlam veremedim. Zaten konuyla ilgili TFF bir bildiri yayınlamış. MHK, TFF’den ayrı bir kurum mu ki ayriyeten açıklama yapma gereği duydu? Ne gerek var tekrardan bir basın toplantısı yapmaya? Amacı neydi, hala daha çözebilmiş değilim. Ama Sarvan’ın toplantıdaki konuşmasının tam metnini okuyunca adama gerçekten acıdım. “Yapamıyorum,edemiyorum,elimdekiler bu, arkadan gelen hakemlerin hiçbiri bir işe yaramıyor, kimseye yaranamıyorum, ben bin kere dedim günahınızı dağıtır gibi kart dağıtmayın diye ama kartların yazıldığı defterin kağıtlarını yetiremiyoruz, ben ne yapayım daha”. Utanmasa ağlayacak, “hata yapan hakemin sahaya girip kulağını mı çekeyim”veya “girip ben mi yöneteyim maçları” diyecek. Zaten yaptığı açıklamadan sonra klasman hakemlerinin Oğuz Sarvan’a azıcık güveni varsa o da bitmiştir herhalde. Resmen kendini kurtarmak için maç verilmeyen ya da nadir verilen hakem grubunu ateşe attı. Özür falan dilemedi ama şekil olarak özrü kabahatinden beter lafı cuk oturdu konuşmasından sonra.Valla Oğuz Sarvan iyi hakem eğitmeni midir bilmem ama emin olduğum bir şey var ki eğer GS’ye 90. dakikada golü atan Mehmet Eren Boyraz’ı yakalarsa çok fena yapacak kanımca.
Bir söz de Fenerbahçe ve onun vefakar taraftarına. Haluk Ulusoy döneminde yapılan her hakem hatasından sonra ne olursa olsun hem taraftar hem yönetim cümbür cemaat Ulusoy’a giydiyordu. Ama şimdi yönetimin sesi hiç çıkmıyor. Hem de o zamanlardakine göre çok daha bariz hatalar varken. Taraftar ise cılız tepkiler koyuyor. O tepkiler de yine hataları yapan hakemlerin Ulusoy’un tetikçisi oldukları yönünde. Yani onlar da bu durumla ilgili tepkilerini ancak Haluk Ulusoy üzerinden yapabiliyorlar. Bazılarınız takımda ne var, ne oynuyor ki, hakem hatası olsa ne olacak diyebilir. Ama bir gözünüzün önünde canlandırın. TFF Başkanı Haluk Ulusoy, FB’nin berbat oynadığı bir maç ve iki bariz hakem hatası ile iki gol yemiş takım. Ne olurdu sizce? Takımın performansı mı yoksa hakemin hataları mı konuşulurdu? Ya da susulur muydu acaba?

Son olarak da hem Arda Turan hem de Aziz Yıldırım’ın özel hayatları ile ilgili saçma haberler yayınlara bir sözüm var;
UTANMALISINIZ!

Hastayım Bu Şarkıya!

Şubat 12, 2009, 8:44 pm | Hayat, Müzik kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Bu şarkı her çaldığında bir tuhaf oluyorum, İçim bir fena oluyor arkadaş.

Time can never mend the careless whispers of a good friend
To the heart and mind, ignorance is kind
there’s no comfort in the truth
pain is all you’ll find

Should’ve known better

I feel so unsure
as I take your hand and lead you to the dance floor
as the music dies, something in your eyes
calls to mind the silver screen
and all its sad good-byes

I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste the chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

Time can never mend
the careless whispers of a good friend
to the heart and mind
ignorance is kind
there’s no comfort in the truth
pain is all you’ll find

I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste this chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

Never without your love

Tonight the music seems so loud
I wish that we could lose this crowd
Maybe it’s better this way
We’d hurt each other with the things we’d want to say

We could have been so good together
We could have lived this dance forever
But noone’s gonna dance with me
Please stay

And I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste the chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

(Now that you’re gone) Now that you’re gone
(Now that you’re gone) What I did’s so wrong
that you had to leave me alone

>Hastayım Bu Şarkıya!

Şubat 12, 2009, 8:44 pm | Hayat, Müzik kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu şarkı her çaldığında bir tuhaf oluyorum, İçim bir fena oluyor arkadaş.

Time can never mend the careless whispers of a good friend
To the heart and mind, ignorance is kind
there’s no comfort in the truth
pain is all you’ll find

Should’ve known better

I feel so unsure
as I take your hand and lead you to the dance floor
as the music dies, something in your eyes
calls to mind the silver screen
and all its sad good-byes

I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste the chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

Time can never mend
the careless whispers of a good friend
to the heart and mind
ignorance is kind
there’s no comfort in the truth
pain is all you’ll find

I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste this chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

Never without your love

Tonight the music seems so loud
I wish that we could lose this crowd
Maybe it’s better this way
We’d hurt each other with the things we’d want to say

We could have been so good together
We could have lived this dance forever
But noone’s gonna dance with me
Please stay

And I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste the chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

(Now that you’re gone) Now that you’re gone
(Now that you’re gone) What I did’s so wrong
that you had to leave me alone

O Kadar Oldu mu Gerçekten?

Şubat 12, 2009, 8:26 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Gerçekten zaman çok çabuk geçiyor, farkına varmadan neler yaşıyoruz. Çoban Salata’nın 501. gönderisi bu. Az önceki yazıyı yazarken farkına vardım o 500. yazımız olmuş günlükte. Büyük kısmını tek başıma götürdüm, sonradan “ozhano” katıldı birlikte karalıyoruz internetin elle tutulmaz, kalemle yazılmaz sayfalarına. İyi ki başlamışım Salata’ya, iyi ki hiç bırakmamışım peşini. Yüzünü hiç görmediğim, sesini hiç duymadığım bir çok dost edindim, her biri birbirinden kıymetli. Çoban Salata artık hayatımızın vaz geçilmez tadı, tadan herkes varolsun.

Ha bu arada 501 demişken “Benim hiç 501’im olmadı ağbi, hep kumaş giydirdiler bana…”

>O Kadar Oldu mu Gerçekten?

Şubat 12, 2009, 8:26 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Gerçekten zaman çok çabuk geçiyor, farkına varmadan neler yaşıyoruz. Çoban Salata’nın 501. gönderisi bu. Az önceki yazıyı yazarken farkına vardım o 500. yazımız olmuş günlükte. Büyük kısmını tek başıma götürdüm, sonradan “ozhano” katıldı birlikte karalıyoruz internetin elle tutulmaz, kalemle yazılmaz sayfalarına. İyi ki başlamışım Salata’ya, iyi ki hiç bırakmamışım peşini. Yüzünü hiç görmediğim, sesini hiç duymadığım bir çok dost edindim, her biri birbirinden kıymetli. Çoban Salata artık hayatımızın vaz geçilmez tadı, tadan herkes varolsun.

Ha bu arada 501 demişken “Benim hiç 501’im olmadı ağbi, hep kumaş giydirdiler bana…”

Fındığın Kabuğu Sert Geldi

Şubat 12, 2009, 7:51 pm | Denver Nuggets, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bir önceki Magic yazısında Denver maçının oyun kurucusu mevkisi için takım için bir ölçü olacağını söylemiştim. Billups’ın Magic’e ciddi sorun yarattığını en son geçen seneki play-offlardan hatırlıyorduk zaten, bu maçta sorun çıkarması da muhtemeldi. Ama açıkçası normal oyununu oynaması bile yetti onu savunmaya çalışan Johnson, Lue ve Lee’ye. Savunmada da biraz ağır geldi eşleştiği rakiplerine ve bir adım öne çıkardı takımını. Billups bir yana bu maçı Denver’a getiren isim Anthony oldu. All-Star’ın dışında kalan, geleneksel All-Star yemeğine davet edildiği halde gitmeyeceğini açıklayan ve tek başına bir takm olabileceğini göstermek isteyen Anthony hem savunmasıyla hem hücumuyla maça damgasını vurdu. Hidayet’i savunmada oldukça başarılı ve agresifti, üstüne hücumda yırtıcı ve dağıtıcıydı. Böyle olunca hem Anthony’i savunmaya çalışmak hem oyun kurmak çok zorladı Hidayet’i. Zaten alışık olmadığımız şekilde 6 faul aldı uzun bir aradan sonra. Lue’yu mecburen oynatmak zorunda kaldı SVG ama Billups karşısında şansı olmasını tabii ki beklemiyorduk.

Bu maçın Magic kenar yönetimi, genel yönetimi ve oyuncularına verdiği mesaj açık. Hidayet’in karşısındaki kısa forvet savunmada Hidayet’i ne kadar yorarsa, Magic’in maçı kazanma şansı o kadar azalmakta. Bunun 2 çözümü var gibi; 19 Şubat’a hala vakit varken bir takas ya da uzun beşe dönerek Johnson-Hidayet-Lewis-Battie-Howard kurgusuyla yeni bir oyun planı.

Magic’in işi zor, Nelson verimsiz haliyle bile sahada olsa başta Hidayet olmak üzere en azından diğer oyuncular gerçek verimlerini ve oyunlarını sahaya yansıtabiliyorlardı. Şu dizilişte Lee ve Redick pg savunmasına mecbur kalırken, Hidayet 2 katı yoruluyor, Lewis ise her şutu baskı altında kullanıyor. Uzun beş ve 2 numara savunan Hidayet kısa forveti tehlikeli takımlara karşı bir çözüm fikridir.

>Fındığın Kabuğu Sert Geldi

Şubat 12, 2009, 7:51 pm | Denver Nuggets, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bir önceki Magic yazısında Denver maçının oyun kurucusu mevkisi için takım için bir ölçü olacağını söylemiştim. Billups’ın Magic’e ciddi sorun yarattığını en son geçen seneki play-offlardan hatırlıyorduk zaten, bu maçta sorun çıkarması da muhtemeldi. Ama açıkçası normal oyununu oynaması bile yetti onu savunmaya çalışan Johnson, Lue ve Lee’ye. Savunmada da biraz ağır geldi eşleştiği rakiplerine ve bir adım öne çıkardı takımını. Billups bir yana bu maçı Denver’a getiren isim Anthony oldu. All-Star’ın dışında kalan, geleneksel All-Star yemeğine davet edildiği halde gitmeyeceğini açıklayan ve tek başına bir takm olabileceğini göstermek isteyen Anthony hem savunmasıyla hem hücumuyla maça damgasını vurdu. Hidayet’i savunmada oldukça başarılı ve agresifti, üstüne hücumda yırtıcı ve dağıtıcıydı. Böyle olunca hem Anthony’i savunmaya çalışmak hem oyun kurmak çok zorladı Hidayet’i. Zaten alışık olmadığımız şekilde 6 faul aldı uzun bir aradan sonra. Lue’yu mecburen oynatmak zorunda kaldı SVG ama Billups karşısında şansı olmasını tabii ki beklemiyorduk.

Bu maçın Magic kenar yönetimi, genel yönetimi ve oyuncularına verdiği mesaj açık. Hidayet’in karşısındaki kısa forvet savunmada Hidayet’i ne kadar yorarsa, Magic’in maçı kazanma şansı o kadar azalmakta. Bunun 2 çözümü var gibi; 19 Şubat’a hala vakit varken bir takas ya da uzun beşe dönerek Johnson-Hidayet-Lewis-Battie-Howard kurgusuyla yeni bir oyun planı.

Magic’in işi zor, Nelson verimsiz haliyle bile sahada olsa başta Hidayet olmak üzere en azından diğer oyuncular gerçek verimlerini ve oyunlarını sahaya yansıtabiliyorlardı. Şu dizilişte Lee ve Redick pg savunmasına mecbur kalırken, Hidayet 2 katı yoruluyor, Lewis ise her şutu baskı altında kullanıyor. Uzun beş ve 2 numara savunan Hidayet kısa forveti tehlikeli takımlara karşı bir çözüm fikridir.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.