Aragones-Güiza L.t.d Ş.t.i

Ocak 25, 2009, 10:01 pm | Fenerbahçe, Futbol, ozhano, Trabzonspor kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Öncelikle hem Trabzonsporlu hem de Fenerbahçeli futbolcuları tebrik etmek lazım. 0-0 biten bir maç nasıl zevkli olur bunu tüm Türkiye’ye gösterdi sahadaki futbolcular. Maçın başlamasıyla pozisyonlar ardı ardına geldi. Başlama düdüğü çaldıktan 10 saniye sonra ilk pozisyon Fenerbahçe’den geldi. O pozisyonun devamında da Trabzonspor %99’luk gol pozisyonunu elde etti. Ama iki takımın futbolcuları maçın genelinde olduğu gibi son vuruşlarda başarısız oldular. Maçın özetini henüz izlemedim ama Lig Tv’nin bu maçın 3 dakikalık görüntülerini nasıl oluşturacağını çok merak ediyorum.. Çoğu 0-0’lık maçta üç dakikayı bırakın bir dakikalık görüntü çıkarmakta zorlanan çalışanlar bu sefer de tam tersini yaşıyorlardır. Allah kolaylık versin.
Maça Trabzonspor açısından bakacak olursak Ersun Yanal sistem olarak bir deplasman takımının Fenerbahçe’ye karşı nasıl oynayacağını gösterdi. En iyi oyuncusu Egemen Korkmaz’dı bana göre. Orta sahayı kalabalık tuttular. Fenerbahçeli orta saha oyuncularının özellikle Emre ve Deivid’in rahat pas yapmasını engellediler. Orta sahada kaptıkları topları Yattara ve Selçuk İnan ile buluşturdular. Ancak bu iki oyuncu çoğu final pasında başarılı olamadılar. Burada Yattara’ya bir paragraf açmak istiyorum. Roberto Carlos’un herhalde defansif anlamda Türkiye Ligi’nde hiçbir maçta bu kadar başı dönmemiştir. Baş başa kaldıkları tüm pozisyonlarda Yattara, Carlos’u ekarte edip geçti. Ama az önce de dediğim gibi sonrasını getiremedi. Maçın Trabzonspor açısından en verimsiz oyuncusu Colman’dı. Aldığı her topu ezdi. Pas tercihlerinin çoğu yanlıştı. Kısacası bu maçta idare etti. Diğer taraftan Umut ve Gökhan 3-5 maçlık gol pozisyonu kaçırma sayısını bir maçta elde ettiler. Bir ileri uç oyuncusunun bu kadar gol kaçırma lüksü olamaz.

Fenerbahçe tarafından maça baktığımızda ilk onbir zaten beklenen onbirdi. Fenerbahçe’nin bu maçtaki en iyi oyuncusu maçın da adamı olan Volkan Demirel’di. Volkan Babacan korkusu demekki Demirel’in performansını arttırdı. Saraçoğlu’nda maçın adamının Fener kalecisinin olması maçla ilgili analizin nasıl olacağını gösteriyor zaten. Kurtardı ha kurtardı. Hele ilk dakikalar tam bir libero gibiydi. Yönetime “üç kuruş beş kuruşu düşünmeyin sözleşmemi yenileyin” mesajını verdi. Defansif anlamda Fenerbahçe defansı Trabzonluları ofsayta düşürmek amacını güden bir plan oluşturdular. Ancak Trabzonspor ilk yarım saatte aynı sebepten üç gol pozisyonu yakalayınca alan savunmasına geçtiler. Gökhan ve Carlos ofansa yardım edeceğiz derken defansı çoğu zaman unuttular. Düşünün ki sezon başından beri, gol pozisyonunu bırakın, orta sahayı geçmeye imtina eden Hrboje Cale iki gol pozisyonunu eritti. Ama ofansif anlamda özellikle Carlos iyiydi. Orta sahasında Emre beklediğimden daha iyi bir maç çıkardı. Topu ileri doğru götürmeye çalıştı. Ama Trabzon orta sahası Fener yarı alanında öyle bir pres uyguladı ki rahat bir pas veremedi. Aynı şey Alex ve Deivid için de geçerli idi.

Ve ileri uç, Muhteşem Güizaaa! Bu adamı gördükçe Kezman gözümde daha çok büyüyor. Bazıları Kezman’ın ne farkı var diye düşünebilir. Kezman en azından bağırıyordu, çağırıyordu, isyan ediyordu, kavga ediyordu, kırmızı kart görüyordu yani maçta olduğunu hissettiriyordu. Bu adam gol atmaktan geçtim sahada arkadaşları ile iletişim bile kurmuyor. Forvet mi yi bırakın futbolcu mu ya da geçen sezon 25-30 gol atan adam bu mu? Bana göre bu, sistemle ya da uyumla alakalı da değil. “Özel yaşantısında sorunları var ondan oynayamıyor” lafını da kabul etmiyorum. Emre ile ikisinin maliyeti kontratları bitinceye kadar kalırlarsa 100 milyon TL. Bu para İspanya’dan gelmedi Türkiye’nin parası. Bu paraları istiyorken profesyonelim diyorsun. O zaman saha içinde de profesyonel olacaksın. O düşünceleri sahaya çıkarken saha kenarında bırakacaksın. Bunu yapamıyorsan babana gidip “Ben oynayamayacağım” diyeceksin. Ama Güiza, pas vereceği yerde şut atıyor. Duracağı yerde koşuyor. Koşacağı yerde duruyor. Güiza’dan maç içinde köy ya da kasaba olmayacağı 45 dakikanın sonunda belli ama Mr. Aragones üvey çocuğunun üzerine toz kondurmuyor ve 85 dakika oyunda tutuyor. Artı bir iddiam olacak. Bu Aragones kanımca Semih Şentürk’ü tanımıyor. Ne olduğunu bilmiyor. Basit bir forvet zannediyor. Tabi Güiza çıkarken de yarım sezon ona sabreden Fener taraftarı protesto ediyor. Sonuna kadar da haklılar. Aragones bugün ona yarın sana, bunu unutma. Sanma ki bu taraftar her dediğine eyvallah diyecek. “Ben İspanya’yı şampiyon yaptım.” havasıyla yaklaşırsan seni sezon sonu gelmeden kapının önüne koyar bu taraftar. Dışarıya hep destek tam destek sözleri içeride giderek büyüyen bir protestoya dönüşüyor. Farkında mısın bilmiyorum. Kısacası Güiza, Fener’den gider başka takımda kazanır parasını ama senin de başını yer böyle gidersen. Semih 85’te girecek bir oyuncu değil. Artı Uğur Boral’da ne gördün de oyundan çıkardın. İlk yarının en iyilerindendi. Ama sen gittin Kazım’ı aldın. Alex’i çıkarıp Josica’yu alırken amacın neydi skoru korumak mı çok merak ediyorum. İspanya’ya yolculuk zamanın yaklaşıyor. Maçın hakemi Bünyamin Gezer genelde iyi bir yönetim gösterdi. Ama yayında gördüğüm birkaç pozisyonda oyuncularla konuşması esnasında dudak hareketlerinden yanlış anlamadıysam diyaloglarını biraz yumuşatması gerekir. Sonuçta o futbolcular azar işitmeye çıkmıyorlar maça. Yan hakemler ise tek kelimeyle muhteşemdi. Tüm ofsayt pozisyonlarını çok iyi süzdüler. Dünkü Sivas-Galatasaray maçındaki yan hakem facialarından sonra iyi yan hakemlerin de olduğunu görmek mutluluk vericiydi.

Son bir söz de Fenerbahçe yönetimine. Maç bitince güvenlik sebebiyle bekletilen Trabzon taraftarına çay servisi yapmanız alkışlanacak bir hareket. Tebrik ediyorum. Ancak bu sezon Fenerbahçe şampiyon olsa bile hatalarınızı dikkatli bir şekilde analiz etmeniz lazım. Hoş, etmeyip bu şekilde devam ederseniz rakip takım taraftarlarını mutlu edersiniz. Aragones için söylediklerim sizler için de geçerli. Takım taraftarlığı insanlara olan değil renklere olan sevgidir. Herkesi susturabilir ama taraftarı susturamazsınız. Teşekkür edilir ve gönderilirsiniz . Bunu unutmayın.

Maçın hakkı konusunda ibre Trabzonspor tarafındaydı. Netice olarak 0-0 ama çok zevkli çok hızlı geçen bir maç oldu. Ama maçtan aklımda kalan, onlarca pozisyon değil, Semih Şentürk’ün 85’te oyuna girmesi oldu. Tekrar söylüyorum: “Aragones bu Güiza’ya güvenme. Senin başını yiyecek.” Benden söylemesi…

Reklamlar

>Aragones-Güiza L.t.d Ş.t.i

Ocak 25, 2009, 10:01 pm | Fenerbahçe, Futbol, ozhano, Trabzonspor kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Öncelikle hem Trabzonsporlu hem de Fenerbahçeli futbolcuları tebrik etmek lazım. 0-0 biten bir maç nasıl zevkli olur bunu tüm Türkiye’ye gösterdi sahadaki futbolcular. Maçın başlamasıyla pozisyonlar ardı ardına geldi. Başlama düdüğü çaldıktan 10 saniye sonra ilk pozisyon Fenerbahçe’den geldi. O pozisyonun devamında da Trabzonspor %99’luk gol pozisyonunu elde etti. Ama iki takımın futbolcuları maçın genelinde olduğu gibi son vuruşlarda başarısız oldular. Maçın özetini henüz izlemedim ama Lig Tv’nin bu maçın 3 dakikalık görüntülerini nasıl oluşturacağını çok merak ediyorum.. Çoğu 0-0’lık maçta üç dakikayı bırakın bir dakikalık görüntü çıkarmakta zorlanan çalışanlar bu sefer de tam tersini yaşıyorlardır. Allah kolaylık versin.
Maça Trabzonspor açısından bakacak olursak Ersun Yanal sistem olarak bir deplasman takımının Fenerbahçe’ye karşı nasıl oynayacağını gösterdi. En iyi oyuncusu Egemen Korkmaz’dı bana göre. Orta sahayı kalabalık tuttular. Fenerbahçeli orta saha oyuncularının özellikle Emre ve Deivid’in rahat pas yapmasını engellediler. Orta sahada kaptıkları topları Yattara ve Selçuk İnan ile buluşturdular. Ancak bu iki oyuncu çoğu final pasında başarılı olamadılar. Burada Yattara’ya bir paragraf açmak istiyorum. Roberto Carlos’un herhalde defansif anlamda Türkiye Ligi’nde hiçbir maçta bu kadar başı dönmemiştir. Baş başa kaldıkları tüm pozisyonlarda Yattara, Carlos’u ekarte edip geçti. Ama az önce de dediğim gibi sonrasını getiremedi. Maçın Trabzonspor açısından en verimsiz oyuncusu Colman’dı. Aldığı her topu ezdi. Pas tercihlerinin çoğu yanlıştı. Kısacası bu maçta idare etti. Diğer taraftan Umut ve Gökhan 3-5 maçlık gol pozisyonu kaçırma sayısını bir maçta elde ettiler. Bir ileri uç oyuncusunun bu kadar gol kaçırma lüksü olamaz.

Fenerbahçe tarafından maça baktığımızda ilk onbir zaten beklenen onbirdi. Fenerbahçe’nin bu maçtaki en iyi oyuncusu maçın da adamı olan Volkan Demirel’di. Volkan Babacan korkusu demekki Demirel’in performansını arttırdı. Saraçoğlu’nda maçın adamının Fener kalecisinin olması maçla ilgili analizin nasıl olacağını gösteriyor zaten. Kurtardı ha kurtardı. Hele ilk dakikalar tam bir libero gibiydi. Yönetime “üç kuruş beş kuruşu düşünmeyin sözleşmemi yenileyin” mesajını verdi. Defansif anlamda Fenerbahçe defansı Trabzonluları ofsayta düşürmek amacını güden bir plan oluşturdular. Ancak Trabzonspor ilk yarım saatte aynı sebepten üç gol pozisyonu yakalayınca alan savunmasına geçtiler. Gökhan ve Carlos ofansa yardım edeceğiz derken defansı çoğu zaman unuttular. Düşünün ki sezon başından beri, gol pozisyonunu bırakın, orta sahayı geçmeye imtina eden Hrboje Cale iki gol pozisyonunu eritti. Ama ofansif anlamda özellikle Carlos iyiydi. Orta sahasında Emre beklediğimden daha iyi bir maç çıkardı. Topu ileri doğru götürmeye çalıştı. Ama Trabzon orta sahası Fener yarı alanında öyle bir pres uyguladı ki rahat bir pas veremedi. Aynı şey Alex ve Deivid için de geçerli idi.

Ve ileri uç, Muhteşem Güizaaa! Bu adamı gördükçe Kezman gözümde daha çok büyüyor. Bazıları Kezman’ın ne farkı var diye düşünebilir. Kezman en azından bağırıyordu, çağırıyordu, isyan ediyordu, kavga ediyordu, kırmızı kart görüyordu yani maçta olduğunu hissettiriyordu. Bu adam gol atmaktan geçtim sahada arkadaşları ile iletişim bile kurmuyor. Forvet mi yi bırakın futbolcu mu ya da geçen sezon 25-30 gol atan adam bu mu? Bana göre bu, sistemle ya da uyumla alakalı da değil. “Özel yaşantısında sorunları var ondan oynayamıyor” lafını da kabul etmiyorum. Emre ile ikisinin maliyeti kontratları bitinceye kadar kalırlarsa 100 milyon TL. Bu para İspanya’dan gelmedi Türkiye’nin parası. Bu paraları istiyorken profesyonelim diyorsun. O zaman saha içinde de profesyonel olacaksın. O düşünceleri sahaya çıkarken saha kenarında bırakacaksın. Bunu yapamıyorsan babana gidip “Ben oynayamayacağım” diyeceksin. Ama Güiza, pas vereceği yerde şut atıyor. Duracağı yerde koşuyor. Koşacağı yerde duruyor. Güiza’dan maç içinde köy ya da kasaba olmayacağı 45 dakikanın sonunda belli ama Mr. Aragones üvey çocuğunun üzerine toz kondurmuyor ve 85 dakika oyunda tutuyor. Artı bir iddiam olacak. Bu Aragones kanımca Semih Şentürk’ü tanımıyor. Ne olduğunu bilmiyor. Basit bir forvet zannediyor. Tabi Güiza çıkarken de yarım sezon ona sabreden Fener taraftarı protesto ediyor. Sonuna kadar da haklılar. Aragones bugün ona yarın sana, bunu unutma. Sanma ki bu taraftar her dediğine eyvallah diyecek. “Ben İspanya’yı şampiyon yaptım.” havasıyla yaklaşırsan seni sezon sonu gelmeden kapının önüne koyar bu taraftar. Dışarıya hep destek tam destek sözleri içeride giderek büyüyen bir protestoya dönüşüyor. Farkında mısın bilmiyorum. Kısacası Güiza, Fener’den gider başka takımda kazanır parasını ama senin de başını yer böyle gidersen. Semih 85’te girecek bir oyuncu değil. Artı Uğur Boral’da ne gördün de oyundan çıkardın. İlk yarının en iyilerindendi. Ama sen gittin Kazım’ı aldın. Alex’i çıkarıp Josica’yu alırken amacın neydi skoru korumak mı çok merak ediyorum. İspanya’ya yolculuk zamanın yaklaşıyor. Maçın hakemi Bünyamin Gezer genelde iyi bir yönetim gösterdi. Ama yayında gördüğüm birkaç pozisyonda oyuncularla konuşması esnasında dudak hareketlerinden yanlış anlamadıysam diyaloglarını biraz yumuşatması gerekir. Sonuçta o futbolcular azar işitmeye çıkmıyorlar maça. Yan hakemler ise tek kelimeyle muhteşemdi. Tüm ofsayt pozisyonlarını çok iyi süzdüler. Dünkü Sivas-Galatasaray maçındaki yan hakem facialarından sonra iyi yan hakemlerin de olduğunu görmek mutluluk vericiydi.

Son bir söz de Fenerbahçe yönetimine. Maç bitince güvenlik sebebiyle bekletilen Trabzon taraftarına çay servisi yapmanız alkışlanacak bir hareket. Tebrik ediyorum. Ancak bu sezon Fenerbahçe şampiyon olsa bile hatalarınızı dikkatli bir şekilde analiz etmeniz lazım. Hoş, etmeyip bu şekilde devam ederseniz rakip takım taraftarlarını mutlu edersiniz. Aragones için söylediklerim sizler için de geçerli. Takım taraftarlığı insanlara olan değil renklere olan sevgidir. Herkesi susturabilir ama taraftarı susturamazsınız. Teşekkür edilir ve gönderilirsiniz . Bunu unutmayın.

Maçın hakkı konusunda ibre Trabzonspor tarafındaydı. Netice olarak 0-0 ama çok zevkli çok hızlı geçen bir maç oldu. Ama maçtan aklımda kalan, onlarca pozisyon değil, Semih Şentürk’ün 85’te oyuna girmesi oldu. Tekrar söylüyorum: “Aragones bu Güiza’ya güvenme. Senin başını yiyecek.” Benden söylemesi…

Bir Nelson Rezaleti

Ocak 25, 2009, 5:00 am | Miami Heat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Tam takım oyuncusu oldu, artık ön plana çıkmak için değil takımı için oynuyor derken 2 maçtır ayarı yine bozuldu Nelson’ın. Son periyotta 10 sayı yapmış olması ya da maçı 94-94’e getiren üçlüğü atmış olması hafifletmez bile takıma attığı kazığın etkisini. Tamam takım Boston mağlubiyetinden etkilenmiş, moraller bozuk, savunma yapmak ancak son periyotta akıllara gelmiş ama bu nedenlerin hiç biri Nelson’ı ve başına buyruk oyununu affettirmez. 94’ü getiren üçlükteki sut seçimi hatalıydı şansı yaver gitti ama son topta yaptığı asla ve asla affedilemez.

Van Gundy maçın başından sonuna kadar çok sinirliydi, sanırım ilk dakikadan itibaren olacakların farkındaydı. Bu haftanın oyuncusu ödülü gerçekten Nelson için hiç ama hiç iyi olmadı, tutturduğu istikrar ve oyun bir anda kocaman egosuna yem oldu gitti. 2 günlük ara ve Salı günü kendi sahasında çok yiyen Indiana ile oynanacak olması Magic için büyük bir toparlanma imkanı. Van Gundy yine elinden geleni yapıp 2 maç önceki Magic’i geri getirecektir.

Ha bu arada Wade’e inanılmaz saygı duyuyorum. Bu kadar hissettirmeden ve sakin bir yüz ifadesiyle böylesine muhteşem bir lider olmak nasıl bir meziyettir…

>Bir Nelson Rezaleti

Ocak 25, 2009, 5:00 am | Miami Heat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Tam takım oyuncusu oldu, artık ön plana çıkmak için değil takımı için oynuyor derken 2 maçtır ayarı yine bozuldu Nelson’ın. Son periyotta 10 sayı yapmış olması ya da maçı 94-94’e getiren üçlüğü atmış olması hafifletmez bile takıma attığı kazığın etkisini. Tamam takım Boston mağlubiyetinden etkilenmiş, moraller bozuk, savunma yapmak ancak son periyotta akıllara gelmiş ama bu nedenlerin hiç biri Nelson’ı ve başına buyruk oyununu affettirmez. 94’ü getiren üçlükteki sut seçimi hatalıydı şansı yaver gitti ama son topta yaptığı asla ve asla affedilemez.

Van Gundy maçın başından sonuna kadar çok sinirliydi, sanırım ilk dakikadan itibaren olacakların farkındaydı. Bu haftanın oyuncusu ödülü gerçekten Nelson için hiç ama hiç iyi olmadı, tutturduğu istikrar ve oyun bir anda kocaman egosuna yem oldu gitti. 2 günlük ara ve Salı günü kendi sahasında çok yiyen Indiana ile oynanacak olması Magic için büyük bir toparlanma imkanı. Van Gundy yine elinden geleni yapıp 2 maç önceki Magic’i geri getirecektir.

Ha bu arada Wade’e inanılmaz saygı duyuyorum. Bu kadar hissettirmeden ve sakin bir yüz ifadesiyle böylesine muhteşem bir lider olmak nasıl bir meziyettir…

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.