Benim Hala Umudum Var

Ocak 21, 2009, 11:34 pm | Futbol, ozhano, Sakaryaspor kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Ne oluyor sana Sakaryaspor? Sen değil misin yıllardır Türk Futboluna yeni yeni yetenekler ekleten? Sen değil misin onlarca teknik direktör vs. yetiştiren? Ne hale düştün. Neler oluyor içinde çözemiyorum. Sadece belediye miydi seni yaşatan bunca zamandır? Ne oldu da geçen sezonun son 3-5 maçına kadar garanti Süper Ligde derken şimdi “hedefimiz Bank Asya 1. Ligde kalmak” sözlerine maruz kaldın? Bu kadar mı spordan uzak siyasetçilerin ki devre arasında almak istediğin oyuncuların hepsini siyasetle Diyarbakırspor’a kaptırdın. Bu kadar mı kötü yönetildin ki oyuncularının yarısı elini kolunu sallaya sallaya gitti. Bu kadar mı düştün? Hiç mi kalkacak halin yok? Altay Karşıyaka Göztepe gibi futbolun mihenk taşlarından sonra sıra sende mi? Hayır hayır buna inanmak istemiyorum. Mutlaka birşeyler olmalı. Birileri birşeyler yapmalı. Nitekim yapıldı. Geçen hafta İstanbul’da toplandı Sakarya şehrinin ileri gelenleri ve Sakaryaspor’u önemseyen herkes. Şansal Büyüka’sından Turhan Sofuoğlu’na Bülent Uygun’una kadar herkes oradaydı. Sorunlar görüşüldü. Çözüm önerileri sunuldu. Hadi artık Sakarya şehri. Bize de düşen iyiyken olduğu gibi kötü olduğunda da Sakaryasporumuzun yanında olmak. Sakarya’nın daha da gelişmesi için Sakaryaspor’a ihtiyacı var. Sakaryasporun da bizlere. Hadi hep beraber tutalım kolundan takımımızın. Kaldıralım onu tekrar o heybetli günlerine dönsün. Gaziantep Belediye yenilgisi son olsun. Bu sene yaşadıklarımız kulağımıza küpe olsun. Gelecek sezon hatalarımızı tekrarlamayıp esas ligimize dönelim. Hadi Abdulvahit, hadi Özgürcan, hadi Burak, hadi Süleyman. Gün küllerinizden doğma günüdür. Çoğunun aksine;

BENİM HALA UMUDUM VAR…

>Benim Hala Umudum Var

Ocak 21, 2009, 11:34 pm | Futbol, ozhano, Sakaryaspor kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Ne oluyor sana Sakaryaspor? Sen değil misin yıllardır Türk Futboluna yeni yeni yetenekler ekleten? Sen değil misin onlarca teknik direktör vs. yetiştiren? Ne hale düştün. Neler oluyor içinde çözemiyorum. Sadece belediye miydi seni yaşatan bunca zamandır? Ne oldu da geçen sezonun son 3-5 maçına kadar garanti Süper Ligde derken şimdi “hedefimiz Bank Asya 1. Ligde kalmak” sözlerine maruz kaldın? Bu kadar mı spordan uzak siyasetçilerin ki devre arasında almak istediğin oyuncuların hepsini siyasetle Diyarbakırspor’a kaptırdın. Bu kadar mı kötü yönetildin ki oyuncularının yarısı elini kolunu sallaya sallaya gitti. Bu kadar mı düştün? Hiç mi kalkacak halin yok? Altay Karşıyaka Göztepe gibi futbolun mihenk taşlarından sonra sıra sende mi? Hayır hayır buna inanmak istemiyorum. Mutlaka birşeyler olmalı. Birileri birşeyler yapmalı. Nitekim yapıldı. Geçen hafta İstanbul’da toplandı Sakarya şehrinin ileri gelenleri ve Sakaryaspor’u önemseyen herkes. Şansal Büyüka’sından Turhan Sofuoğlu’na Bülent Uygun’una kadar herkes oradaydı. Sorunlar görüşüldü. Çözüm önerileri sunuldu. Hadi artık Sakarya şehri. Bize de düşen iyiyken olduğu gibi kötü olduğunda da Sakaryasporumuzun yanında olmak. Sakarya’nın daha da gelişmesi için Sakaryaspor’a ihtiyacı var. Sakaryasporun da bizlere. Hadi hep beraber tutalım kolundan takımımızın. Kaldıralım onu tekrar o heybetli günlerine dönsün. Gaziantep Belediye yenilgisi son olsun. Bu sene yaşadıklarımız kulağımıza küpe olsun. Gelecek sezon hatalarımızı tekrarlamayıp esas ligimize dönelim. Hadi Abdulvahit, hadi Özgürcan, hadi Burak, hadi Süleyman. Gün küllerinizden doğma günüdür. Çoğunun aksine;

BENİM HALA UMUDUM VAR…

Müthiş Bir Maçtı!

Ocak 21, 2009, 10:25 pm | Futbol, Hayat kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Her hafta Çarşamba akşamları iş sonrası 6-7 halı sahada işten arkadaşlarla maç yapıyoruz. 20 kişilik gruptan o hafta müsait olan 12-14 kişiyle kıran kırana ama gönül kırmadan top oynuyoruz. Asıl mevkim savunma olmasına karşın 2 haftadır ayağımda ve karnımdaki ağrılardan dolayı kaleye geçiyorum. Geçen hafta ilk yarı inanılmaz kötü bir kalecilik performansı sonrası 2. devre ayağım ısınınca ağrımın azalmasıyla kaleden çıkıp savunmada arkadaşların açıklarını kapatmış ve son dakika golüyle maçı kazanmamızda katkı sahibi olmuştum. Sevgili blog partnerim ozhano da rakipteydi ve maç boyu 100 km üzerinde hızlara sahip olduğunu bacağımda 2 gün kalan top izinden çıkardığım 2 çok sert şutunu savuşturarak kendisini golle tanıştırmamıştım.

Bu hafta da dediğim gibi ağrılarım dolayısıyla kaleye geçtim. Bu haftanın organizasyonu yapan Sevgili ozhano maç saatini unutup bir arkadaşımız da su yapınca maça 5’e5 ve 10 kişi başladık. İlerleyen dakikalarda telefonla evden ulaştığımız ozhano‘nun rakibe katılmasıyla maçı 1 kişi eksik oynamamıza karşın daha 15. dakikada 4-0 öne geçmemizin getirdiği dolduruş ve 6 kişiye yenilmeme inancıyla 2. yarıda yorulmamıza rağmen maçı bırakmadık. Son 3 dakikada öne geçmemize karşın maç 10-10 berabere bitti. Son golde de rakibin 0’a 3 geldiğini söylemem gerek. Tabi şimdi bunları anlatırken asıl önemli konuya gelmem şart. Sanıyorum 14-16 yaş arasında mahalle çapında yaptığım kalecilik günlerim de dahil olmak üzere kısa kalecilik dönemimin en verimli anlarını yaşadım bir kaç saat önce. Karşı karşıya 20’den fazla golü çıkardım. Hani öyle uzaktan şut, karambol falan değil, bildiğin bire bir, forvet, kaleci ve top üçlüsünden ibaret anlardı. Üstüne üstlük bu pozisyonlardan en azından 7-8 tanesi Sevgili kardeşim ozhano ile başbaşa kaldığımız anlardı. Bana bire bir de bugün sadece 1 gol atabilirken çıkardığım gollerde adeta saç baş yoldu, isyan etti! Keza köşeden çıkardım, yerden çıkardım, havadan çıkardım, şutunu çıkardım, plasesini çıkardım, ince gördü çıkardım! Öyle böyle de değil ayakla, bacakla, elle, kafayla, gözle çıkardım yetmedi bir şutunu kaba etimle çıkardım!

Böylesine bir maç hatırlamıyorum bu kadar eğlendiğim, eğlendikçe ağrımı unuttum, unuttukça coştum, bir pozisyonda aynı golü 3 kez çıkardım, bir de baktım ki avaz avaz haykırıyorum, kendimden geçmişim. 105 kilo 1,87’lik bir adamı sakinleştirmek kolay değil tabi, saldılar gittim, baktım rakip kalede gol arıyorum! Çok eğlendim çok, ozhano‘ya da yazdırmadım ya golleri oh olsun!

Böyle de bir anım var…

Ha ha ne acayip bitirdim.

>Müthiş Bir Maçtı!

Ocak 21, 2009, 10:25 pm | Futbol, Hayat kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Her hafta Çarşamba akşamları iş sonrası 6-7 halı sahada işten arkadaşlarla maç yapıyoruz. 20 kişilik gruptan o hafta müsait olan 12-14 kişiyle kıran kırana ama gönül kırmadan top oynuyoruz. Asıl mevkim savunma olmasına karşın 2 haftadır ayağımda ve karnımdaki ağrılardan dolayı kaleye geçiyorum. Geçen hafta ilk yarı inanılmaz kötü bir kalecilik performansı sonrası 2. devre ayağım ısınınca ağrımın azalmasıyla kaleden çıkıp savunmada arkadaşların açıklarını kapatmış ve son dakika golüyle maçı kazanmamızda katkı sahibi olmuştum. Sevgili blog partnerim ozhano da rakipteydi ve maç boyu 100 km üzerinde hızlara sahip olduğunu bacağımda 2 gün kalan top izinden çıkardığım 2 çok sert şutunu savuşturarak kendisini golle tanıştırmamıştım.

Bu hafta da dediğim gibi ağrılarım dolayısıyla kaleye geçtim. Bu haftanın organizasyonu yapan Sevgili ozhano maç saatini unutup bir arkadaşımız da su yapınca maça 5’e5 ve 10 kişi başladık. İlerleyen dakikalarda telefonla evden ulaştığımız ozhano‘nun rakibe katılmasıyla maçı 1 kişi eksik oynamamıza karşın daha 15. dakikada 4-0 öne geçmemizin getirdiği dolduruş ve 6 kişiye yenilmeme inancıyla 2. yarıda yorulmamıza rağmen maçı bırakmadık. Son 3 dakikada öne geçmemize karşın maç 10-10 berabere bitti. Son golde de rakibin 0’a 3 geldiğini söylemem gerek. Tabi şimdi bunları anlatırken asıl önemli konuya gelmem şart. Sanıyorum 14-16 yaş arasında mahalle çapında yaptığım kalecilik günlerim de dahil olmak üzere kısa kalecilik dönemimin en verimli anlarını yaşadım bir kaç saat önce. Karşı karşıya 20’den fazla golü çıkardım. Hani öyle uzaktan şut, karambol falan değil, bildiğin bire bir, forvet, kaleci ve top üçlüsünden ibaret anlardı. Üstüne üstlük bu pozisyonlardan en azından 7-8 tanesi Sevgili kardeşim ozhano ile başbaşa kaldığımız anlardı. Bana bire bir de bugün sadece 1 gol atabilirken çıkardığım gollerde adeta saç baş yoldu, isyan etti! Keza köşeden çıkardım, yerden çıkardım, havadan çıkardım, şutunu çıkardım, plasesini çıkardım, ince gördü çıkardım! Öyle böyle de değil ayakla, bacakla, elle, kafayla, gözle çıkardım yetmedi bir şutunu kaba etimle çıkardım!

Böylesine bir maç hatırlamıyorum bu kadar eğlendiğim, eğlendikçe ağrımı unuttum, unuttukça coştum, bir pozisyonda aynı golü 3 kez çıkardım, bir de baktım ki avaz avaz haykırıyorum, kendimden geçmişim. 105 kilo 1,87’lik bir adamı sakinleştirmek kolay değil tabi, saldılar gittim, baktım rakip kalede gol arıyorum! Çok eğlendim çok, ozhano‘ya da yazdırmadım ya golleri oh olsun!

Böyle de bir anım var…

Ha ha ne acayip bitirdim.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.