Alexandre Aja

Ocak 13, 2009, 10:39 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Az önce P2’yi seyrettim. Uzun zamandır izlencekler listemin başındaydı. Alexandre Aja filmi olması nedeniyle çok önemliydi benim için. Haute Tension’ı izlediğimde hayran olmuştum Aja’ya. Craven’la beraber imza attıkları The Hills Have Eyes’ta bayağı iyi bir iş çıkarmıştı. Mirrors’ta zaten yerimizden hoplamıştık. P2 pek sinemalarda gözükmedi, daha ziyade DVD piyasasında yer buldu kendine. Aja’nın yapımcı ve senaryo yazarı olarak imzasını koyduğu bir filmdi, yani onun çocuğuydu bu film. Hem Rachel Nichols’ün (Nichols’ü takipçileri Alias’ın son sezonundan Rachel Gibson rolünden hatırlarlar) hem de Wes Bentley’in oyunları çok beğenilmişti ve ben çatlıyordum. İzledim ve zevk aldım, izledim ve etkilendim. Aja gerçekten bu işi çok iyi biliyor. Hikaye her an her gün yaşayabileceğimiz cinsten bir hikaye, burada hiç bir şeyini anlatmıyorum filmin, izlemek isteyenlerene kötülük yapacak değilim, ama herkesin başına gelebilecek cinsten bir kabus bu. Aynısı olmaz belki ama benzerleri mümkün. Mekanlar, çekimler, oyunculuklar muazzam. Yönetmen Franck Khalfoun’u da kutlamak gerek. Haute Tension’da Jimmy rolündeydi izleyenler için. Anlaşılan o ki Aja ile yola devam edecek bundan sonra da. İlk yönetmenlik deneyimi son derece başarılı. Ayrıca filmde bir ara televizyonda haber geçen muhabir rolünde kısa bir rolü de var. Sanırım onu da eğlencelik olarak koymuşlar. Her neyse film müthiş, Aja daha 30 yaşında imza attığı bunca başarılı projeyle günümüzün Wes Craven, hatta abartalım Hitchcock’u olma yolunda ilerliyor. Ben de çekeceği her yeni filmi heyecanla bekliyorum.

Reklamlar

>Alexandre Aja

Ocak 13, 2009, 10:39 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Az önce P2’yi seyrettim. Uzun zamandır izlencekler listemin başındaydı. Alexandre Aja filmi olması nedeniyle çok önemliydi benim için. Haute Tension’ı izlediğimde hayran olmuştum Aja’ya. Craven’la beraber imza attıkları The Hills Have Eyes’ta bayağı iyi bir iş çıkarmıştı. Mirrors’ta zaten yerimizden hoplamıştık. P2 pek sinemalarda gözükmedi, daha ziyade DVD piyasasında yer buldu kendine. Aja’nın yapımcı ve senaryo yazarı olarak imzasını koyduğu bir filmdi, yani onun çocuğuydu bu film. Hem Rachel Nichols’ün (Nichols’ü takipçileri Alias’ın son sezonundan Rachel Gibson rolünden hatırlarlar) hem de Wes Bentley’in oyunları çok beğenilmişti ve ben çatlıyordum. İzledim ve zevk aldım, izledim ve etkilendim. Aja gerçekten bu işi çok iyi biliyor. Hikaye her an her gün yaşayabileceğimiz cinsten bir hikaye, burada hiç bir şeyini anlatmıyorum filmin, izlemek isteyenlerene kötülük yapacak değilim, ama herkesin başına gelebilecek cinsten bir kabus bu. Aynısı olmaz belki ama benzerleri mümkün. Mekanlar, çekimler, oyunculuklar muazzam. Yönetmen Franck Khalfoun’u da kutlamak gerek. Haute Tension’da Jimmy rolündeydi izleyenler için. Anlaşılan o ki Aja ile yola devam edecek bundan sonra da. İlk yönetmenlik deneyimi son derece başarılı. Ayrıca filmde bir ara televizyonda haber geçen muhabir rolünde kısa bir rolü de var. Sanırım onu da eğlencelik olarak koymuşlar. Her neyse film müthiş, Aja daha 30 yaşında imza attığı bunca başarılı projeyle günümüzün Wes Craven, hatta abartalım Hitchcock’u olma yolunda ilerliyor. Ben de çekeceği her yeni filmi heyecanla bekliyorum.

Aaaa Kalli Yaşıyormuş!

Ocak 13, 2009, 4:22 pm | Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Galatasaray’da ne olduğu, ne görev yaptığı tam olarak bilinmeyen, kaçsa da, istifa etse de zorla geri getirilen Futbol’da ikili ilişkiler profesörü (!) Kalli’nin nerede olduğu uzun süredir merak konusuydu. Yurt dışında maç mı izliyor, TSL’deki rakipleri mi analiz ediyor, altyapıya mı bakıyor, Skibbe’ye akıl hocalığı mı yapıyor ya da Almanya’da mı Türkiye’de mi bilinmeyen beyaz saçlı adamın kimileri ölmüş olabileceğini bile söylüyordu. biz de umudu kesmiştik açıkçası uzun süre göremeyince. Ama bugünkü Galatasaray antremanında içimiz rahatladı, Kalli yaşıyormuş! Yine eşofmanlarını çekmiş, antrenman esnasında yeşillere inmiş, Lincoln’ü bir kenara çekip 10 dk sobet etmiş! Allah razı olsun senden! Lincoln de seni bekliyordu zaten. Brezilyalı’nın performansı düşerse 2.yarıda suçlusunu da bulduk bugünden. Hangisine sevinelim bilemedim, suçluyu yakaladığımıza mı, yoksa suçlunun yaşadığına hem de aramızda olduğuna mı?

>Aaaa Kalli Yaşıyormuş!

Ocak 13, 2009, 4:22 pm | Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Galatasaray’da ne olduğu, ne görev yaptığı tam olarak bilinmeyen, kaçsa da, istifa etse de zorla geri getirilen Futbol’da ikili ilişkiler profesörü (!) Kalli’nin nerede olduğu uzun süredir merak konusuydu. Yurt dışında maç mı izliyor, TSL’deki rakipleri mi analiz ediyor, altyapıya mı bakıyor, Skibbe’ye akıl hocalığı mı yapıyor ya da Almanya’da mı Türkiye’de mi bilinmeyen beyaz saçlı adamın kimileri ölmüş olabileceğini bile söylüyordu. biz de umudu kesmiştik açıkçası uzun süre göremeyince. Ama bugünkü Galatasaray antremanında içimiz rahatladı, Kalli yaşıyormuş! Yine eşofmanlarını çekmiş, antrenman esnasında yeşillere inmiş, Lincoln’ü bir kenara çekip 10 dk sobet etmiş! Allah razı olsun senden! Lincoln de seni bekliyordu zaten. Brezilyalı’nın performansı düşerse 2.yarıda suçlusunu da bulduk bugünden. Hangisine sevinelim bilemedim, suçluyu yakaladığımıza mı, yoksa suçlunun yaşadığına hem de aramızda olduğuna mı?

2 Hoca 2 Soru

Ocak 13, 2009, 3:58 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Rafa Benitez’in adı Schuster kovulduktan sonra Real Madrid için geçmişti. Ne o bir anda bırakıp gidebildi senelerin yatırımını ne de Liverpool bıraktı onu. Real de sezon sonuna kadar Tottenham gazisi Juande Ramos’u iş başına getirdi sezon sonuna kadar. Geçtiğimiz günlerde Liverpool yönetimi ile anlaştığı açıklandı Benitez’in, imza bu hafta başında atılacaktı, ama halen resmileşen bir şey, atılan bir imza yok. Liverpool taraftarı ve yönetimi fena halede işkillenmiş vaziyette. Benitez’in hala imza atmamasının arkasındaki gerçek nedir, eğer Real çıkarsa… Soru 1: Benitez neden imzalamıyor?
Mourinho’dan sonra Grant 3-4 gömlek ufak gelmişti Chelsea’ye. Çok adama el uzattılar ama Scolari’yi çekip aldılar. Hedef kuşkusuz şampiyonluktu. Deco eklemesiyel çıktılar yola, fena da gitmiyorlardı açıkçası, ama bizdeki Fenerbahçe – Galatasaray çekişmesi gibi bir şeye dönüşmüş durumda son yıllarda Manchester ile çekişmeleri. Bir de 3 fark yiyince hem de berbat bir oyun sonrasında Scolari için çanlar çalmaya başladı Stamford Bridge’de. Güven azaldı, taraftar bir farklı bakmaya başladı. Son senelerdeki en ağır mağlubiyetlerden birini tatmak kuşkusuz çok canlarını acıttı. Scolari’nin Mourinho gibi bir karizması, Mourinho gibi kredisi yok o koltukta. Artık işi çok zor, attığı her adımda dikkat etmeli, bastığı ilk çürük tahtanın altı uçurum. Soru 2: Scolari Chelsea’de sezon sonunu görür mü?

>2 Hoca 2 Soru

Ocak 13, 2009, 3:58 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Rafa Benitez’in adı Schuster kovulduktan sonra Real Madrid için geçmişti. Ne o bir anda bırakıp gidebildi senelerin yatırımını ne de Liverpool bıraktı onu. Real de sezon sonuna kadar Tottenham gazisi Juande Ramos’u iş başına getirdi sezon sonuna kadar. Geçtiğimiz günlerde Liverpool yönetimi ile anlaştığı açıklandı Benitez’in, imza bu hafta başında atılacaktı, ama halen resmileşen bir şey, atılan bir imza yok. Liverpool taraftarı ve yönetimi fena halede işkillenmiş vaziyette. Benitez’in hala imza atmamasının arkasındaki gerçek nedir, eğer Real çıkarsa… Soru 1: Benitez neden imzalamıyor?
Mourinho’dan sonra Grant 3-4 gömlek ufak gelmişti Chelsea’ye. Çok adama el uzattılar ama Scolari’yi çekip aldılar. Hedef kuşkusuz şampiyonluktu. Deco eklemesiyel çıktılar yola, fena da gitmiyorlardı açıkçası, ama bizdeki Fenerbahçe – Galatasaray çekişmesi gibi bir şeye dönüşmüş durumda son yıllarda Manchester ile çekişmeleri. Bir de 3 fark yiyince hem de berbat bir oyun sonrasında Scolari için çanlar çalmaya başladı Stamford Bridge’de. Güven azaldı, taraftar bir farklı bakmaya başladı. Son senelerdeki en ağır mağlubiyetlerden birini tatmak kuşkusuz çok canlarını acıttı. Scolari’nin Mourinho gibi bir karizması, Mourinho gibi kredisi yok o koltukta. Artık işi çok zor, attığı her adımda dikkat etmeli, bastığı ilk çürük tahtanın altı uçurum. Soru 2: Scolari Chelsea’de sezon sonunu görür mü?

Bolton Macera Arıyor

Ocak 13, 2009, 3:26 pm | Brezilya, EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Okocha belki de bir milattı Bolton için, spektaküler,bir hayli teknik, yetenekli ve lider oyuncu. O takımdan ayrıldıktan sonra ne benzerini bulabildiler ne yarısı kadarını. Sonraları Anelka bir esti geçti, seyir zevki verdi Bolton tribünlerine, the Reebok Stadium’u Okocha’dan sonra ayağa kaldıran ilk adamdı. İlginçtir ikisi de Fenerbahçe’den kaçarak çıkmıştı o stada. Şu sıralar gayet sönük olan Bolton Wanderers imajını yeniden ayağa kaldırmak, yeniden şahlandırmak için bir süredir bir şeyler yapma çabasındaydı yönetimleri. Sanırım gerçekten tribünleri ayaklandıracak birini buldular sonunda. Ama tribünlerin bir kısmı “Aman bu ne teknik!” diye ayağa fırlarken bir kısmı da “Aman nerden buldunuz bu uyumsuz adamı!” diye yerinden kalkacak. Bolton’un gündeminde şu anda bir dönemin transfer rekortmeni, yeni Pelesi, falan filanı Denilson var. Sao Paulo’da yetişip Real Betis’e rekor para ile gelen ama bir türlü gelişme sürecini tamamlayamayan, milli takımdan da kopmak zorunda kalıp sonrasında Fransa’yı, Suudi Arabistan’ı, Amerika’yı şöyle bir gezip tekrar kapağı Brezilya’ya Palmeiras’a atan Denilson’ın hala uluslararası pazarı olması ilginç. Bir türlü yurt dışında dikiş tutturamamış 31 yaşındaki sol ayak, tam adıyla Denilson de Oliveira Araujo Ada’ya gider mi? Kendine kalsa gider de Bolton nasıl ona güvenip parayı basar onu anlamak mümkün değil. Benim için uzak durulacak adamlar listesinde en üstlerde. Allah Bolton taraftarına sabır versin…

>Bolton Macera Arıyor

Ocak 13, 2009, 3:26 pm | Brezilya, EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Okocha belki de bir milattı Bolton için, spektaküler,bir hayli teknik, yetenekli ve lider oyuncu. O takımdan ayrıldıktan sonra ne benzerini bulabildiler ne yarısı kadarını. Sonraları Anelka bir esti geçti, seyir zevki verdi Bolton tribünlerine, the Reebok Stadium’u Okocha’dan sonra ayağa kaldıran ilk adamdı. İlginçtir ikisi de Fenerbahçe’den kaçarak çıkmıştı o stada. Şu sıralar gayet sönük olan Bolton Wanderers imajını yeniden ayağa kaldırmak, yeniden şahlandırmak için bir süredir bir şeyler yapma çabasındaydı yönetimleri. Sanırım gerçekten tribünleri ayaklandıracak birini buldular sonunda. Ama tribünlerin bir kısmı “Aman bu ne teknik!” diye ayağa fırlarken bir kısmı da “Aman nerden buldunuz bu uyumsuz adamı!” diye yerinden kalkacak. Bolton’un gündeminde şu anda bir dönemin transfer rekortmeni, yeni Pelesi, falan filanı Denilson var. Sao Paulo’da yetişip Real Betis’e rekor para ile gelen ama bir türlü gelişme sürecini tamamlayamayan, milli takımdan da kopmak zorunda kalıp sonrasında Fransa’yı, Suudi Arabistan’ı, Amerika’yı şöyle bir gezip tekrar kapağı Brezilya’ya Palmeiras’a atan Denilson’ın hala uluslararası pazarı olması ilginç. Bir türlü yurt dışında dikiş tutturamamış 31 yaşındaki sol ayak, tam adıyla Denilson de Oliveira Araujo Ada’ya gider mi? Kendine kalsa gider de Bolton nasıl ona güvenip parayı basar onu anlamak mümkün değil. Benim için uzak durulacak adamlar listesinde en üstlerde. Allah Bolton taraftarına sabır versin…

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.