Kaptan’ın Yüreği

Kasım 4, 2008, 11:35 pm | Gerrard, UCL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Steven Gerrard çok büyük bir futbolcu, büyük bir kaptan. Liverpool’un kendi evinde Atletico’ya maçı vermesine sadece saniyeler kala yine kırmızıları ipten aldı. Maç bitmek üzereyken sol taraftan yaptığı ortaya Kuyt çıktı, defansın müdahalesiyle ortada kalan topa adeta dediler gibi koşarak gelen adam soldan o ortayı çıkaran Gerrard’dı. Ölümüne geldi adeta orada bir şeyler olacağı gelişinden belliydi. Keza öyle dengesiz çıktıyı kafaya sanki Pernia tarafından ciddi şekilde itilmiş ve düşürülmüş gibi gözüktü. Hannsson kendi kendine veremedi ve yardımcısına danıştı. Yardımcı adeta Gerrard’ın yüreğine kurban olurcasına verdi penaltıyı, kaptan ve yardımcı ipten aldılar Liverpool’u. Ama ne yardımcıya ne de Hannsson’a kızabiliyorum, sadece ölümüne koşan, bütün maç hiç durmadan kendini yırtarcasına savaşan Gerrard’a helal olsun demek geliyor içimden. Bulduğu tek golün üzerine altın bulmuşcasına yatan Agirre’yi de anlıyorum, ama artık istemiyorum ben bu futbolu ve yine yeniden Gerrard’a hayranlıkla tebessüm ediyorum. Kocaman bir yüreği var onun! Maçta anlatılacak çok şey var belki ama benim için maç Gerrard!

Reklamlar

>Kaptan’ın Yüreği

Kasım 4, 2008, 11:35 pm | Gerrard, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Steven Gerrard çok büyük bir futbolcu, büyük bir kaptan. Liverpool’un kendi evinde Atletico’ya maçı vermesine sadece saniyeler kala yine kırmızıları ipten aldı. Maç bitmek üzereyken sol taraftan yaptığı ortaya Kuyt çıktı, defansın müdahalesiyle ortada kalan topa adeta dediler gibi koşarak gelen adam soldan o ortayı çıkaran Gerrard’dı. Ölümüne geldi adeta orada bir şeyler olacağı gelişinden belliydi. Keza öyle dengesiz çıktıyı kafaya sanki Pernia tarafından ciddi şekilde itilmiş ve düşürülmüş gibi gözüktü. Hannsson kendi kendine veremedi ve yardımcısına danıştı. Yardımcı adeta Gerrard’ın yüreğine kurban olurcasına verdi penaltıyı, kaptan ve yardımcı ipten aldılar Liverpool’u. Ama ne yardımcıya ne de Hannsson’a kızabiliyorum, sadece ölümüne koşan, bütün maç hiç durmadan kendini yırtarcasına savaşan Gerrard’a helal olsun demek geliyor içimden. Bulduğu tek golün üzerine altın bulmuşcasına yatan Agirre’yi de anlıyorum, ama artık istemiyorum ben bu futbolu ve yine yeniden Gerrard’a hayranlıkla tebessüm ediyorum. Kocaman bir yüreği var onun! Maçta anlatılacak çok şey var belki ama benim için maç Gerrard!

Turkcell Kıyma Makinesi Ligi

Kasım 4, 2008, 5:24 pm | Acayip İşler, Futbol, Sıkıntı, TSL kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum


Turkcell Süper Lig’in adını değiştirmek farz oldu artık. Neredeyse hoca değiştirmeyen takım kalmadı. Bugün Tolunay Kafkas, Bülent Uygun ve Ersun Yanal’ı bir kenara koyduğumuzda herkes topun ağzında. 3 maç üstüste kaybettiğin an biletin kesiliyor. Nasıl bir lig burası, millet bu kadar parayı nereden buluyor anlamak mümkün değil. Sonra düşünüyoruz kara kara, niye Anadolu’dan şampiyon çıkmıyor diye. Ya bırak Allah aşkına şu şartlar altında çıkması mümkün mü?!? Lig ideri Trabzon’un hocası Yanal’ı Trabzon medyası her hafta yerden yere vuruyor. Yıllar sonra hem kadro hem sıralama olarak adeta yeniden doğmuş bir takımın hocasına bu yapılır mı arkadaş! Çıkmaz Anadolu’dan şampiyon falan. Kıym makinesi bu kulüplerin hepsi, her sene önce hocaları sonra topçuları geçiriyorlar o makineden.

Bu lig de lsa olsa Turkcell Kıyma Makinesi Ligi olur. En iyi KIYAN kazansın!

>Turkcell Kıyma Makinesi Ligi

Kasım 4, 2008, 5:24 pm | Acayip İşler, Futbol, Sıkıntı, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
Turkcell Süper Lig’in adını değiştirmek farz oldu artık. Neredeyse hoca değiştirmeyen takım kalmadı. Bugün Tolunay Kafkas, Bülent Uygun ve Ersun Yanal’ı bir kenara koyduğumuzda herkes topun ağzında. 3 maç üstüste kaybettiğin an biletin kesiliyor. Nasıl bir lig burası, millet bu kadar parayı nereden buluyor anlamak mümkün değil. Sonra düşünüyoruz kara kara, niye Anadolu’dan şampiyon çıkmıyor diye. Ya bırak Allah aşkına şu şartlar altında çıkması mümkün mü?!? Lig ideri Trabzon’un hocası Yanal’ı Trabzon medyası her hafta yerden yere vuruyor. Yıllar sonra hem kadro hem sıralama olarak adeta yeniden doğmuş bir takımın hocasına bu yapılır mı arkadaş! Çıkmaz Anadolu’dan şampiyon falan. Kıym makinesi bu kulüplerin hepsi, her sene önce hocaları sonra topçuları geçiriyorlar o makineden.

Bu lig de lsa olsa Turkcell Kıyma Makinesi Ligi olur. En iyi KIYAN kazansın!

Iverson – Billups Takası ve Joe Dumars

Kasım 4, 2008, 3:34 pm | Denver Nuggets, Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Profesyonel takım sporlarında herhalde dün itibariyle Dünya’nın en önemli gelişmesidir Iverson – Billups takası. Dün NBAKolik’ten hem patronumuz (he he) hem de kardeşimiz Memet haber verdi gelişmeyi telefonda bana. Ben de o sıra Tango kursundan çıkmış eve dönüyordum. Abartmıyorum elim ayağım titredi haberi ilk duyduğumda, yanımdakiler de hayati bir haber falan aldığımı sandı verdiğim tepki üzerine. Halbuki o an yaşadığım hızlı bir flash back ve hemen akabinde ışık hızında bir flash forward idi.

Flash back’in nedeni Iverson. Bir anda Sixers’ı finallere taşıdığı dönem ve o zamanki kadro yapısı geldi aklıma. Detroit’in şu kadrosunun tartışmasız 1 numaralı yıldızı ve lideri olacak Iverson. Patlayıcı yapısı ve deliciği ile Pistonları ciddi anlamda yağlayacak. Billups’ın liderliğindeki Pistonların tek önemli sayı opsiyonu Hamilton iken şimdi bu sayı 2’ye çıkmış olacak. Iverson’lı takımda, Iverson savunma dengelerini bozacağı için Wallace ve Prince’ten de daha fazla verim alınacaktır. Ötesinde bu hamle bir Joe Dumars harikasıdır, keza Iverson’ın 22 milyon civarındaki kontratı bu sene bitiyor. Diğer biten kontratlarla birleştirildiğinde Pistons’ın bir anda 30 milyon civarında cap space’i açılıyor ki, yaşı ilerleyen Wallace ve Iverson’ı takımda tutun veya tutmayın en az 2 yıldızı kadronuza katabileceğiniz bir konuma geliyorsunuz. İşte bu da Joe Dumars farkı.

Denver açısından bakarsak Iverson takasının takımı daha bir takım yapacağını hemen söyleyebiliriz. Özellikle Melo ve Iverson’ın şutları bir türlü paylaşamaması diğer oyuncuları oyundan düşürüp, bunların performansını azaltan bir faktördü. Billups gibi atmaktan çok attırmayı düşünen ve gerektiği zaman devreye giren bir oyun kurucunuz var ise işte o zaman takım olabilirsiniz, hele birde bu oyun kurucu sizin memleketlinizse daha da bir içten daha da bir zevkle kuracaktır o oyunu. Artık bu takımın en büyük yıldızı Melo. İyileşen Nene, sağlıklı kalabilirse Kenyon Martin, Smith, Kleiza, Carter, Atkins gibi adamlarla Denver artık daha dengeli bir takım. Pota alında eksikleri olduğu aşikar ama bütçe dengesi kurayım derken de bir anda süper takım kurmanız imkansız. Burada bir de tabi Denver GM’i Mark Warkentein’i kutlamak gerekir ki, dağıldı denilen takımı yeniden rekabetçi bir yapıya büründürmüştür. Aksi görüşler bir hayli dile getirilecek hatta “ne yapmaya çalışıyor bu adam!” denilecektir. Bence şu hareketi doğrudur Warkentein’ın. Takımda liderliği tam olarak ele alamamamış ve yine tam anlamıyla da mutluluğu bulamamış, potansiyel olarak sorun çıkarmaya meyilli bir süper yıldız yerine, takımı takım haline getirebilecek bir adam almıştır en nihayetinde. Üstelik bazı oyuncuların kontratını satın alır ve kafasındaki diğer ufak mali hamleleri de yapabilirsa sezon sonu Nuggets capinde mid-level için önemli bir yer kalacak ve Nuggets lüks vergisinden bir hayli uzakta durabilecektir.

Takasın aslı Iverson’a karşılık Billups + McDyess + Samb ama burada Dyess ve Samb kesinlikle rol oyuncuları olacaktır. Denver’ın Dyess’ı takımda tutmayıp gelecek sene cap boşaltmayı düşüneceğini, Samb’in de tutulursa en fazla antrenman oyuncusu olarak takımda barındırılacağını düşünüyorum. Öte yandan Iverson’ın tekrar Doğu’ya gelmesi 2. sırayı hedefleyen bir Magic Fanatiği olarak asabımı bozsa da, Denver’ın Dyess’ı bırakma, bırakılan Dyess’ı bizim havada kapma olasılığını düşününce bozulan asabımın yavaş yavaş düzelme eğilimine girdiğini, hatta keyfimin çakırlaşmaa başladığını, yüzümde tatlı bir tebessüm oluştuğunu söyleyebilirim.

Bu takas bize bir kez daha Joe Dumars’ın, Darko Milicic seçimi hariç, ne kadar akıllı, ne kadar önemli bir strateji uzmanı olduğunu göstermiştir. Benim gözümde bu adam bir GM değil kesinlikle Başbakan ya da Devlet başkanı gibi bir adamdır. Keşke fırsatım olsa da tek bir gün geçirebilsem Dumars’la, hatta şöyle bir el yüz falan sürsem bana da bulaşsa onda olan her neyse.

Bütün bu anlattıklarım 3-5 saniye içinde yaşadığım o fırtınalı flash back ve forward kırması anlarda aklımdan geçenler. Çok mu yoğun düşünüyorum ben arkadaş 😀

>Iverson – Billups Takası ve Joe Dumars

Kasım 4, 2008, 3:34 pm | Denver Nuggets, Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Profesyonel takım sporlarında herhalde dün itibariyle Dünya’nın en önemli gelişmesidir Iverson – Billups takası. Dün NBAKolik’ten hem patronumuz (he he) hem de kardeşimiz Memet haber verdi gelişmeyi telefonda bana. Ben de o sıra Tango kursundan çıkmış eve dönüyordum. Abartmıyorum elim ayağım titredi haberi ilk duyduğumda, yanımdakiler de hayati bir haber falan aldığımı sandı verdiğim tepki üzerine. Halbuki o an yaşadığım hızlı bir flash back ve hemen akabinde ışık hızında bir flash forward idi.

Flash back’in nedeni Iverson. Bir anda Sixers’ı finallere taşıdığı dönem ve o zamanki kadro yapısı geldi aklıma. Detroit’in şu kadrosunun tartışmasız 1 numaralı yıldızı ve lideri olacak Iverson. Patlayıcı yapısı ve deliciği ile Pistonları ciddi anlamda yağlayacak. Billups’ın liderliğindeki Pistonların tek önemli sayı opsiyonu Hamilton iken şimdi bu sayı 2’ye çıkmış olacak. Iverson’lı takımda, Iverson savunma dengelerini bozacağı için Wallace ve Prince’ten de daha fazla verim alınacaktır. Ötesinde bu hamle bir Joe Dumars harikasıdır, keza Iverson’ın 22 milyon civarındaki kontratı bu sene bitiyor. Diğer biten kontratlarla birleştirildiğinde Pistons’ın bir anda 30 milyon civarında cap space’i açılıyor ki, yaşı ilerleyen Wallace ve Iverson’ı takımda tutun veya tutmayın en az 2 yıldızı kadronuza katabileceğiniz bir konuma geliyorsunuz. İşte bu da Joe Dumars farkı.

Denver açısından bakarsak Iverson takasının takımı daha bir takım yapacağını hemen söyleyebiliriz. Özellikle Melo ve Iverson’ın şutları bir türlü paylaşamaması diğer oyuncuları oyundan düşürüp, bunların performansını azaltan bir faktördü. Billups gibi atmaktan çok attırmayı düşünen ve gerektiği zaman devreye giren bir oyun kurucunuz var ise işte o zaman takım olabilirsiniz, hele birde bu oyun kurucu sizin memleketlinizse daha da bir içten daha da bir zevkle kuracaktır o oyunu. Artık bu takımın en büyük yıldızı Melo. İyileşen Nene, sağlıklı kalabilirse Kenyon Martin, Smith, Kleiza, Carter, Atkins gibi adamlarla Denver artık daha dengeli bir takım. Pota alında eksikleri olduğu aşikar ama bütçe dengesi kurayım derken de bir anda süper takım kurmanız imkansız. Burada bir de tabi Denver GM’i Mark Warkentein’i kutlamak gerekir ki, dağıldı denilen takımı yeniden rekabetçi bir yapıya büründürmüştür. Aksi görüşler bir hayli dile getirilecek hatta “ne yapmaya çalışıyor bu adam!” denilecektir. Bence şu hareketi doğrudur Warkentein’ın. Takımda liderliği tam olarak ele alamamamış ve yine tam anlamıyla da mutluluğu bulamamış, potansiyel olarak sorun çıkarmaya meyilli bir süper yıldız yerine, takımı takım haline getirebilecek bir adam almıştır en nihayetinde. Üstelik bazı oyuncuların kontratını satın alır ve kafasındaki diğer ufak mali hamleleri de yapabilirsa sezon sonu Nuggets capinde mid-level için önemli bir yer kalacak ve Nuggets lüks vergisinden bir hayli uzakta durabilecektir.

Takasın aslı Iverson’a karşılık Billups + McDyess + Samb ama burada Dyess ve Samb kesinlikle rol oyuncuları olacaktır. Denver’ın Dyess’ı takımda tutmayıp gelecek sene cap boşaltmayı düşüneceğini, Samb’in de tutulursa en fazla antrenman oyuncusu olarak takımda barındırılacağını düşünüyorum. Öte yandan Iverson’ın tekrar Doğu’ya gelmesi 2. sırayı hedefleyen bir Magic Fanatiği olarak asabımı bozsa da, Denver’ın Dyess’ı bırakma, bırakılan Dyess’ı bizim havada kapma olasılığını düşününce bozulan asabımın yavaş yavaş düzelme eğilimine girdiğini, hatta keyfimin çakırlaşmaa başladığını, yüzümde tatlı bir tebessüm oluştuğunu söyleyebilirim.

Bu takas bize bir kez daha Joe Dumars’ın, Darko Milicic seçimi hariç, ne kadar akıllı, ne kadar önemli bir strateji uzmanı olduğunu göstermiştir. Benim gözümde bu adam bir GM değil kesinlikle Başbakan ya da Devlet başkanı gibi bir adamdır. Keşke fırsatım olsa da tek bir gün geçirebilsem Dumars’la, hatta şöyle bir el yüz falan sürsem bana da bulaşsa onda olan her neyse.

Bütün bu anlattıklarım 3-5 saniye içinde yaşadığım o fırtınalı flash back ve forward kırması anlarda aklımdan geçenler. Çok mu yoğun düşünüyorum ben arkadaş 😀

Hastalık Nedenleri : Hasta Magic

Kasım 4, 2008, 3:14 pm | Chicago Bulls, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın


Dün Geceki Orlando – Chicago maçı hastalığın teşhisine önemli katkı veren bir maç oldu. Herkesin bildiği ancak çok net şekilde dillendiremediği Magic bench’inin yetersizliği bir kez daha gün yüzüne çıktı. Lewis – Hidayet – Howard’ın içinde olduğu kombinasyon her fırsatta rakibi domine ederken, iş Nelson ve yedeklere kaldığında inanılmaz bir zorlanma yaşanıyor. İlk 3 maçta takıma kazandırılmaya çalışılan Redick’ten istenen verim alınamayınca Magic yine 3 kşinin eline bakar hale geldi. Son 2 maçta Bogans’ın emekçi performansı dışında Magic yedek sırasından kim kalksa takım bir adım geriye gidiyor. Anthony Johson’ı da hariç tutmak gerek keza o da olmasa PG mevkii tam anlamıyla bir kara delik formatına bürünecek.

Bulls maçının ilk devresinde bir ara 17 sayıya kadar farkı açan Magic, maçın sonunda nefes nefese kalarak ancak 3 sayıyla kazanabildi maçı (96-93). Lewis’in skorer, Howard’ın pota altını domine eden, Hidayet’in açıkları kapatıp şut sokamasa da akımı oynatan performansları getirdi galibiyeti. Basketbol bir takım oyunu ve Van Gundy bunu anlatmaya çalışsa da oyuncularına yedek sırası her ne kadar isim olarak iyi adamları içerse de bu haliyle yetersiz böyle giderse takviye ve takaslar konuşulabilir. Geçen sefer söylediklerimin arkasında duruyor, şu 10 maç geçsin o bize çok net fikir verir diyorum tekrar. Özellikle Stan Van Gundy’e geçen sene yaptıklarını gördükten sonra güvenim tam.

Bu arada Bulls’un draft1.sıra seçimi Rose’u ilk kez 48 dakika seyretme fırsatım oldu. Kendine güveni, lider duruşu ve oyun zekasıyla ilerinin çok önemli bir yıldızı olacak Rose. Birazcık şut çekmekten kendini uzaklaştırırsa Steve Nash-Chris Paul kırması tadında bir adam geliyor NBA’e. Bir de o Hinrich’e ne olmuş Allah aşkına!

>Hastalık Nedenleri : Hasta Magic

Kasım 4, 2008, 3:14 pm | Chicago Bulls, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
Dün Geceki Orlando – Chicago maçı hastalığın teşhisine önemli katkı veren bir maç oldu. Herkesin bildiği ancak çok net şekilde dillendiremediği Magic bench’inin yetersizliği bir kez daha gün yüzüne çıktı. Lewis – Hidayet – Howard’ın içinde olduğu kombinasyon her fırsatta rakibi domine ederken, iş Nelson ve yedeklere kaldığında inanılmaz bir zorlanma yaşanıyor. İlk 3 maçta takıma kazandırılmaya çalışılan Redick’ten istenen verim alınamayınca Magic yine 3 kşinin eline bakar hale geldi. Son 2 maçta Bogans’ın emekçi performansı dışında Magic yedek sırasından kim kalksa takım bir adım geriye gidiyor. Anthony Johson’ı da hariç tutmak gerek keza o da olmasa PG mevkii tam anlamıyla bir kara delik formatına bürünecek.

Bulls maçının ilk devresinde bir ara 17 sayıya kadar farkı açan Magic, maçın sonunda nefes nefese kalarak ancak 3 sayıyla kazanabildi maçı (96-93). Lewis’in skorer, Howard’ın pota altını domine eden, Hidayet’in açıkları kapatıp şut sokamasa da akımı oynatan performansları getirdi galibiyeti. Basketbol bir takım oyunu ve Van Gundy bunu anlatmaya çalışsa da oyuncularına yedek sırası her ne kadar isim olarak iyi adamları içerse de bu haliyle yetersiz böyle giderse takviye ve takaslar konuşulabilir. Geçen sefer söylediklerimin arkasında duruyor, şu 10 maç geçsin o bize çok net fikir verir diyorum tekrar. Özellikle Stan Van Gundy’e geçen sene yaptıklarını gördükten sonra güvenim tam.

Bu arada Bulls’un draft1.sıra seçimi Rose’u ilk kez 48 dakika seyretme fırsatım oldu. Kendine güveni, lider duruşu ve oyun zekasıyla ilerinin çok önemli bir yıldızı olacak Rose. Birazcık şut çekmekten kendini uzaklaştırırsa Steve Nash-Chris Paul kırması tadında bir adam geliyor NBA’e. Bir de o Hinrich’e ne olmuş Allah aşkına!

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.