Gül ki!

Ekim 6, 2008, 7:46 pm | Hayat, Müzik kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın




“Bu sabah terini kimler almış diye düşündüm kalktığımda
Hiç biri seni, hiç biri beni,hiç biri bizi anlamamış

Bu sabah telefonu hiç açmadım,çaldı durdu aldırmadım

Hiç birşey seni seni düşünmemi engellemez ben anladım bu sabah

Gül ki sevgilim,gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiçeğim
Gel biraz bana gel biraz daha arşa çıksın nağmelerim

Gül ki sevgilim, gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiçeğim

Gel biraz bana gel biraz daha arşa çıksın nağmelerim

Bu sabah adını boş kağıtlara yazdım astım duvarlara
Ben birtek seni eski günleri özledim canım anlasana

Bu sabah yatağın boş kısmını resimlerinle süsledim

Gördün halimi anla derdimi ne olur dön çok özledim bu sabah

Gül ki sevgilim, gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiçeğim
Gel biraz bana gel biraz daha arşa çıksın nağmelerim

Gül ki sevgilim, gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiçeğim

Gel biraz bana gel biraz daha arşa çıksın nağmelerim”

Reklamlar

>Gül ki!

Ekim 6, 2008, 7:46 pm | Hayat, Müzik kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>


“Bu sabah terini kimler almış diye düşündüm kalktığımda
Hiç biri seni, hiç biri beni,hiç biri bizi anlamamış

Bu sabah telefonu hiç açmadım,çaldı durdu aldırmadım

Hiç birşey seni seni düşünmemi engellemez ben anladım bu sabah

Gül ki sevgilim,gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiçeğim
Gel biraz bana gel biraz daha arşa çıksın nağmelerim

Gül ki sevgilim, gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiçeğim

Gel biraz bana gel biraz daha arşa çıksın nağmelerim

Bu sabah adını boş kağıtlara yazdım astım duvarlara
Ben birtek seni eski günleri özledim canım anlasana

Bu sabah yatağın boş kısmını resimlerinle süsledim

Gördün halimi anla derdimi ne olur dön çok özledim bu sabah

Gül ki sevgilim, gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiçeğim
Gel biraz bana gel biraz daha arşa çıksın nağmelerim

Gül ki sevgilim, gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiçeğim

Gel biraz bana gel biraz daha arşa çıksın nağmelerim”

Anadolu Efsane Dolu

Ekim 5, 2008, 10:22 pm | Futbol, TSL kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Lider
İkinci
Üçüncü
Dördüncü (Puan Hesabı)

>Anadolu Efsane Dolu

Ekim 5, 2008, 10:22 pm | Futbol, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Lider
İkinci
Üçüncü
Dördüncü (Puan Hesabı)

Shaun Livingston Miami Heat’te

Ekim 5, 2008, 2:25 am | NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sonunda birileri sahip çıktı şu çocuğa. Bir şans daha mutlaka verilmeliydi, verildi. Miami Heat ile imzaladı Livingston. Heat oyun kurucuya inanılmaz ihtiyacı vardı, onun da kendine inanacak bir takıma. İmza 2 yıllık ve yaklaşık 4 milyonluk. 19 aydır maça çıkmıyor 2004’ün 4. sıra seçimi Livingston. Umarım dikiş tutturur, sakatlanmaksızın yetenekli ama şanssız çocuk.

Bu arada Jamaal Tinsley’in Denver’a takası söz konusu, hafta başında kokusu iyice çıkar, biz de bakarız ayrıntılara.

>Shaun Livingston Miami Heat’te

Ekim 5, 2008, 2:25 am | NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sonunda birileri sahip çıktı şu çocuğa. Bir şans daha mutlaka verilmeliydi, verildi. Miami Heat ile imzaladı Livingston. Heat oyun kurucuya inanılmaz ihtiyacı vardı, onun da kendine inanacak bir takıma. İmza 2 yıllık ve yaklaşık 4 milyonluk. 19 aydır maça çıkmıyor 2004’ün 4. sıra seçimi Livingston. Umarım dikiş tutturur, sakatlanmaksızın yetenekli ama şanssız çocuk.

Bu arada Jamaal Tinsley’in Denver’a takası söz konusu, hafta başında kokusu iyice çıkar, biz de bakarız ayrıntılara.

Dinamolar

Ekim 5, 2008, 12:42 am | Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Ön liberoydu, çapaydı, defansif orta sahaydı derken oyunun her iki yönünü de ustalıkla oynayabilen orta saha oyuncularına ayıp ediyormuşuz gibi geliyor bana. Ben onlara “dinamolar” diyorum. Her takımın ihtiyacı olan elemanlar. Türkiye’den bildik bir örnek vermek gerekirse “Her takıma bir Alex bir Aurelio” yerine her takıma bir dinamo yeter demek istiyorum, hatta dedim bile. Peki iyi de kim bu dinamolar? Rakip hücumları kesen, rakip kontra ataklarda defansın içinde rakibi karşılayan, top dağıtan, ara pas atan, şut çeken, frikik kullanan, gerektiğinde markaj yapıp rakibi tüketen adamlar dinamolar. Barça – Atletico maçını izlerken Xavi’nin performansından fazlasıyla etkilendim, bu yazıyı da aslında onun yüzünden yazıyorum. Bu sezonki en iyi dinamo performanslarından biriydi Xavi’ninki. Mesela Şampiyonlar Ligi ilk maçında Marsilya karşısında Gerrard feci bir dinamoluk yaptı. Lampard, yaşlandıkça Scholes, tabii ki Gerrard, Xavi, her geçen gün o yolda ilerleyen Iniesta, Sociedad’taki haliyle Xabi Alonso, Arsenal’deki haliyle Vieria, Stankovic, Pirlo ilk aklıma gelenler. Bu sene izlediğim en iyi dinamo performanslarından biri de Coritiba’dan Paraiba‘ya aitti Flamengo maçında, tabii önemli olan devamlı aynı verimde olabilmek, bir Xavi ya da bir Lampard gibi. Sözün özü dinamolar servet takımları için, sayıları çok az ve biz abuk sabuk tanımlamalarla kısıtlamaya devam ettikçe orta saha oyuncularını pek yenisi de çıkmayacak gibi. Mesela Türkiye’den direk bir isim söyleyemiyorum ben, Milli Takım’da da kulüp takımlarında böyle bir adam sayamıyorum. Belki biraz Ayhan, belki biraz Musa Aydın (zorlayarak) başka kim? Türkiye’den ya da Dünya’dan hiç bir dinamo var mı bildiğiniz? (Reklam kokan bir cümle oldu, esinlenme diyelim, sıyıralım)

>Dinamolar

Ekim 5, 2008, 12:42 am | Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Ön liberoydu, çapaydı, defansif orta sahaydı derken oyunun her iki yönünü de ustalıkla oynayabilen orta saha oyuncularına ayıp ediyormuşuz gibi geliyor bana. Ben onlara “dinamolar” diyorum. Her takımın ihtiyacı olan elemanlar. Türkiye’den bildik bir örnek vermek gerekirse “Her takıma bir Alex bir Aurelio” yerine her takıma bir dinamo yeter demek istiyorum, hatta dedim bile. Peki iyi de kim bu dinamolar? Rakip hücumları kesen, rakip kontra ataklarda defansın içinde rakibi karşılayan, top dağıtan, ara pas atan, şut çeken, frikik kullanan, gerektiğinde markaj yapıp rakibi tüketen adamlar dinamolar. Barça – Atletico maçını izlerken Xavi’nin performansından fazlasıyla etkilendim, bu yazıyı da aslında onun yüzünden yazıyorum. Bu sezonki en iyi dinamo performanslarından biriydi Xavi’ninki. Mesela Şampiyonlar Ligi ilk maçında Marsilya karşısında Gerrard feci bir dinamoluk yaptı. Lampard, yaşlandıkça Scholes, tabii ki Gerrard, Xavi, her geçen gün o yolda ilerleyen Iniesta, Sociedad’taki haliyle Xabi Alonso, Arsenal’deki haliyle Vieria, Stankovic, Pirlo ilk aklıma gelenler. Bu sene izlediğim en iyi dinamo performanslarından biri de Coritiba’dan Paraiba‘ya aitti Flamengo maçında, tabii önemli olan devamlı aynı verimde olabilmek, bir Xavi ya da bir Lampard gibi. Sözün özü dinamolar servet takımları için, sayıları çok az ve biz abuk sabuk tanımlamalarla kısıtlamaya devam ettikçe orta saha oyuncularını pek yenisi de çıkmayacak gibi. Mesela Türkiye’den direk bir isim söyleyemiyorum ben, Milli Takım’da da kulüp takımlarında böyle bir adam sayamıyorum. Belki biraz Ayhan, belki biraz Musa Aydın (zorlayarak) başka kim? Türkiye’den ya da Dünya’dan hiç bir dinamo var mı bildiğiniz? (Reklam kokan bir cümle oldu, esinlenme diyelim, sıyıralım)

Gözlere Bayram; Barça-Atletico

Ekim 5, 2008, 12:23 am | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Ezeli rakiplerinizden birine karşı alınacak dört gollü bir mağlubiyet çok ağırdır, beş gollü bir mağlubiyet hezimettir, altı gollü olanı ise kimse alınmasın ama yıllarca konuşulacak alay konusudur. 30. dakikadan sonra Messi ve arkadaşları olayı biraz daha ciddiye alsa çift hanelere doğru gidecek efsanevi bir maçın şahitleri olacaktık. Senelerce anlatılacak bir maç oldu bu haliyle bile: 6-1. Atletico tarihine kara bir leke, Aguero – Messi kıyaslamasına uzunca bir süre es. En güzel yanı maçın belki de bitiş düdüğü çaldığında iki takım oyuncuları arasında yaşanan sıcak diyaloglar, forma değişimleri, tebrikler ve teselli verme çabalarıydı. Her hafta sonu 30-40 maç, çoğu boğucu, uyutan karşılaşmalar. Her hafta başıyla, sonuyla böyle bir tek bir maç olsa da biz de oturup seyretsek. Teşekkürler Barça ve teşekkürler her şeye karşın maçı çirkinleştirmeyen Atletico.

>Gözlere Bayram; Barça-Atletico

Ekim 5, 2008, 12:23 am | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Ezeli rakiplerinizden birine karşı alınacak dört gollü bir mağlubiyet çok ağırdır, beş gollü bir mağlubiyet hezimettir, altı gollü olanı ise kimse alınmasın ama yıllarca konuşulacak alay konusudur. 30. dakikadan sonra Messi ve arkadaşları olayı biraz daha ciddiye alsa çift hanelere doğru gidecek efsanevi bir maçın şahitleri olacaktık. Senelerce anlatılacak bir maç oldu bu haliyle bile: 6-1. Atletico tarihine kara bir leke, Aguero – Messi kıyaslamasına uzunca bir süre es. En güzel yanı maçın belki de bitiş düdüğü çaldığında iki takım oyuncuları arasında yaşanan sıcak diyaloglar, forma değişimleri, tebrikler ve teselli verme çabalarıydı. Her hafta sonu 30-40 maç, çoğu boğucu, uyutan karşılaşmalar. Her hafta başıyla, sonuyla böyle bir tek bir maç olsa da biz de oturup seyretsek. Teşekkürler Barça ve teşekkürler her şeye karşın maçı çirkinleştirmeyen Atletico.

Stefano Borgonovo ve ALS

Ekim 4, 2008, 11:28 am | Futbol, Serie A, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum


“Amyotrofik lateral skleroz (ALS), aynı zamanda Motor Nöron Hastalığı olarak da anılan, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronlar) kaybından ileri gelen bir hastalıktır. Hastalık, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronların) kaybından ileri gelir. Bu hücrelerin kaybı kaslarda düşüklük ve erimeye yol açar. Ayrıca erken ya da geç hareketin birinci nöronu da hastalanır. Zihinsel fonksiyonlar ve bellek ise bozulmaz. Kaslardaki zayıflık ellerde ya da bacaklarda, ağızyutak bölgesinde ya da dilde başlayabilir ve sürekli ilerleyerek yayılır. Bu yayılma “bulber” alandaki kasları da tutabileceği için konuşma ve yutma güçlüğüne neden olabilir. İleri evrelerinde solunum yetersizliğine de yol açabilir. Genellikle erişkin yaşlarda (40-50) ve erkeklerde, kadınlara göre biraz daha sık görülür. Görülme sıklığı (insidansı) 100.000 de 1-1,5 civarındadır. Daha genç ve daha ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir ve genellikle zayıf insanlarda görüldüğü dikkat çekmektedir. ALS hastalarının ortalama üç ila beş yıl yaşayabildikleri belirlenmişse de, daha uzun süre yaşayan kişiler de vardır. Tedavisi yoktur.” (Kaynak:wikitr)

Neden anlattık şimdi bu hastalığı, Borgonovo yüzünden. İtalya’nın efsane oyuncularından, Milan ve Fiorentina formalarını terletmiş olan Borgonovo da tıpkı Sedatımız İsmailimiz gibi ALS hastalığına yakalanmış. Baş edilmesi çok zor olan ve sonunda mutlaka ölüme götüren bir hastalık, üstelik hastanın bakımı da pahalı ve devamlı hoş tutmak gerekiyor hastayı. Destek amacıyla Artemio Franchi’de Fiorentina ve Milan karşılaşacak, Terim hocalık yapacak, efsane futbolcuların da maça katılması bekleniyor. Harika bir sahip çıkış, muhteşem bir davranış. Ama neden bizim ülkemizde böylesi organizasyonlar yapılamıyor, hep bir kaç kişi sahip çıkmaya çalışırken, çoğunluk onları unuturken, büyük organizasyonlar yapılamazken bu insanların aileleri nasıl başa çıkıyor onca sorunla ve hala nasıl kuvvetli kalabiliyorlar. Çok vefasızız, çabuk unutuyoruz, neden böyleyiz!

Uzun ama sorunsuz yaşa Borgonovo, senin için yapılanlar da örnek olsun insanımıza.

>Stefano Borgonovo ve ALS

Ekim 4, 2008, 11:28 am | Futbol, Serie A, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
“Amyotrofik lateral skleroz (ALS), aynı zamanda Motor Nöron Hastalığı olarak da anılan, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronlar) kaybından ileri gelen bir hastalıktır. Hastalık, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronların) kaybından ileri gelir. Bu hücrelerin kaybı kaslarda düşüklük ve erimeye yol açar. Ayrıca erken ya da geç hareketin birinci nöronu da hastalanır. Zihinsel fonksiyonlar ve bellek ise bozulmaz. Kaslardaki zayıflık ellerde ya da bacaklarda, ağızyutak bölgesinde ya da dilde başlayabilir ve sürekli ilerleyerek yayılır. Bu yayılma “bulber” alandaki kasları da tutabileceği için konuşma ve yutma güçlüğüne neden olabilir. İleri evrelerinde solunum yetersizliğine de yol açabilir. Genellikle erişkin yaşlarda (40-50) ve erkeklerde, kadınlara göre biraz daha sık görülür. Görülme sıklığı (insidansı) 100.000 de 1-1,5 civarındadır. Daha genç ve daha ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir ve genellikle zayıf insanlarda görüldüğü dikkat çekmektedir. ALS hastalarının ortalama üç ila beş yıl yaşayabildikleri belirlenmişse de, daha uzun süre yaşayan kişiler de vardır. Tedavisi yoktur.” (Kaynak:wikitr)

Neden anlattık şimdi bu hastalığı, Borgonovo yüzünden. İtalya’nın efsane oyuncularından, Milan ve Fiorentina formalarını terletmiş olan Borgonovo da tıpkı Sedatımız İsmailimiz gibi ALS hastalığına yakalanmış. Baş edilmesi çok zor olan ve sonunda mutlaka ölüme götüren bir hastalık, üstelik hastanın bakımı da pahalı ve devamlı hoş tutmak gerekiyor hastayı. Destek amacıyla Artemio Franchi’de Fiorentina ve Milan karşılaşacak, Terim hocalık yapacak, efsane futbolcuların da maça katılması bekleniyor. Harika bir sahip çıkış, muhteşem bir davranış. Ama neden bizim ülkemizde böylesi organizasyonlar yapılamıyor, hep bir kaç kişi sahip çıkmaya çalışırken, çoğunluk onları unuturken, büyük organizasyonlar yapılamazken bu insanların aileleri nasıl başa çıkıyor onca sorunla ve hala nasıl kuvvetli kalabiliyorlar. Çok vefasızız, çabuk unutuyoruz, neden böyleyiz!

Uzun ama sorunsuz yaşa Borgonovo, senin için yapılanlar da örnek olsun insanımıza.

Torba Torba Söyle Bana!

Ekim 4, 2008, 12:08 am | Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

CSKA Moscow – Heerenveen – Galatasaray – Dinamo Zagreb – Zilina istiyorum büyük umutla belki de umutsuzca ama kura bu ya Milan – Stuttgart – Galatasaray – Hertha Berlin – St Etienne de çıkabilir. City ve Udinese’den sıyırmış olmak da büyük şans fakat değneğin iki ucu da kirli aslında, kiminin adı ve bütçesi kiminin hırsı ve açlığı. Anadolu yakasına uzanmak öyle pek kolay değil. Torba torba söyle bana bu yol Kadıköy’e çıkar mı acaba?

>Torba Torba Söyle Bana!

Ekim 4, 2008, 12:08 am | Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>CSKA Moscow – Heerenveen – Galatasaray – Dinamo Zagreb – Zilina istiyorum büyük umutla belki de umutsuzca ama kura bu ya Milan – Stuttgart – Galatasaray – Hertha Berlin – St Etienne de çıkabilir. City ve Udinese’den sıyırmış olmak da büyük şans fakat değneğin iki ucu da kirli aslında, kiminin adı ve bütçesi kiminin hırsı ve açlığı. Anadolu yakasına uzanmak öyle pek kolay değil. Torba torba söyle bana bu yol Kadıköy’e çıkar mı acaba?

Tercüme

Ekim 3, 2008, 6:28 pm | Beşiktaş, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Metalist maçında alınan skorun, arkasından başkan ve yöneticilerce yapılan açıklamaların, havalimanında yapılan protestonun tek bir tercümesi var bu ülkede: Güle güle Ertuğrul Sağlam. Umut olmuştun bize, Türk’ün adının temsiliydin o adı büyük kendi küçük dünyada. Şimdi sana erdemli bir hareket yapsın, doğru olanı seçsin diyenler, hiç şüphe etmiyorlar kendi erdemlerinden, çarşaf çarşaf ifşa olmuşken erdem seviyeleri. Güle güle Sağlam belki her şeyin doğru değildi ama bizden biriydin, bir de hiç yalan söylemedin bize. Bugün değil belki yarın gideceksin, gitmesen de gönderecekler kim bilir, acaba onları Beşiktaş ve Türk Futbolu nasıl gönderecek, belli ki bunlar kazık çakmışlar gitmeyecekler kendi kendilerine. Güle Güle Ertuğrul.

>Tercüme

Ekim 3, 2008, 6:28 pm | Beşiktaş, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Metalist maçında alınan skorun, arkasından başkan ve yöneticilerce yapılan açıklamaların, havalimanında yapılan protestonun tek bir tercümesi var bu ülkede: Güle güle Ertuğrul Sağlam. Umut olmuştun bize, Türk’ün adının temsiliydin o adı büyük kendi küçük dünyada. Şimdi sana erdemli bir hareket yapsın, doğru olanı seçsin diyenler, hiç şüphe etmiyorlar kendi erdemlerinden, çarşaf çarşaf ifşa olmuşken erdem seviyeleri. Güle güle Sağlam belki her şeyin doğru değildi ama bizden biriydin, bir de hiç yalan söylemedin bize. Bugün değil belki yarın gideceksin, gitmesen de gönderecekler kim bilir, acaba onları Beşiktaş ve Türk Futbolu nasıl gönderecek, belli ki bunlar kazık çakmışlar gitmeyecekler kendi kendilerine. Güle Güle Ertuğrul.

Fringe

Ekim 2, 2008, 4:30 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

J.J. Abrams’ın yeni icadı desem kesinlikle yanlış bir tabir olmayacak. Alias’ı, Lost’u yaratan adam, Jeffrey Jacob Abrams. Son projesi ile hedefi yine tam 12’den vuruyor: Fringe. Amerika’da Fox ekranlarında başladı bir kaç hafta önce, ben de heyecanla bekliyordum yayına girmesini. Abrams’ın senaryosuna bizzat katkıda bulunduğu ve fikir babası olduğu bir yapım. Alias’ı alın, içine biraz X Files ve Alacakaranlık Kuşağı ekleyin, Lost’un gizemini unutmayın sakın, işte size tadından yenmeyecek bir yapıt. Fringe adlı dizide olayların odağında Olivia Dunham adlı bir FBI ajanı ve Sınır Bilim diye tabir edilen “Fringe Science” uzmanı Dr. Walter Bishop ile oğlu Peter var. Olay örgüsü muazzam, eğer anlatılanları kabullenebilecek bir izleyici, yani yukarıda saydığım 4 diziyi zevkle seyretmiş/seyrediyor olanlardansanız fazlasıyla zevk alacaksınız. Ben daha pilot bölümünden tutuldum. Ayrıca Lost’un Matthew Abaddon’u Lance Reddick de önemli bir rolde. Umarım Journeyman gibi olmaz sonu, ki arkasında Abrams var iken olmayacağı neredeyse kesin. Yeni tutkumuz olabilir, uyarmadı demeyin. Fringe bu bayramın şekeri oldu benim için.

>Fringe

Ekim 2, 2008, 4:30 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>J.J. Abrams’ın yeni icadı desem kesinlikle yanlış bir tabir olmayacak. Alias’ı, Lost’u yaratan adam, Jeffrey Jacob Abrams. Son projesi ile hedefi yine tam 12’den vuruyor: Fringe. Amerika’da Fox ekranlarında başladı bir kaç hafta önce, ben de heyecanla bekliyordum yayına girmesini. Abrams’ın senaryosuna bizzat katkıda bulunduğu ve fikir babası olduğu bir yapım. Alias’ı alın, içine biraz X Files ve Alacakaranlık Kuşağı ekleyin, Lost’un gizemini unutmayın sakın, işte size tadından yenmeyecek bir yapıt. Fringe adlı dizide olayların odağında Olivia Dunham adlı bir FBI ajanı ve Sınır Bilim diye tabir edilen “Fringe Science” uzmanı Dr. Walter Bishop ile oğlu Peter var. Olay örgüsü muazzam, eğer anlatılanları kabullenebilecek bir izleyici, yani yukarıda saydığım 4 diziyi zevkle seyretmiş/seyrediyor olanlardansanız fazlasıyla zevk alacaksınız. Ben daha pilot bölümünden tutuldum. Ayrıca Lost’un Matthew Abaddon’u Lance Reddick de önemli bir rolde. Umarım Journeyman gibi olmaz sonu, ki arkasında Abrams var iken olmayacağı neredeyse kesin. Yeni tutkumuz olabilir, uyarmadı demeyin. Fringe bu bayramın şekeri oldu benim için.

« Önceki Sayfa

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.