Basketbola Aç, Ortaya Karışık Orlando

Ekim 25, 2008, 11:54 pm | NBA, Nbakolik, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Acıktık basketbola, ben de yazmaya haliyle, çok hareketli bir yaz oldu benim için, basketbol yazmaya gerçekten çok açım, hele hele konu Magic ise her şey yalan. İşte ilk cümleler! Geçen sezon yaşananlar çoğuna göre bir rüyaydı, belki de kabustan uyanmak, ya da kim bilir birilerini kabusa yatırmak. Senelerin özlemiyle adeta o eski Final ruhunu yakaladığımız bir dönem, ama en önemlisi seneler sonra play-offlarda tur geçmenin keyfi. Unutabilseydik neler başarabildiğimiz ve anlayabilseydik kötü çocuklardan çok daha kötü (!) olabileceğimizi, bu kadar kötü olmazdı elenme şeklimiz. Tecrübe denilen meretin, kendine güven ve heyecan denilen iki baş ağrısıyla birleşimi alıkoydu bizi, belalısı olduğumuz Keltlerle final oynamaktan. Ama bu sene farklı, bu sene geçen sene estetik operasyona adama benzeyen yüzümüzde birkaç derin çizgi daha var, bu sene daha çok sakalımız var, bu sene toy çocuk büyüdü, bu sene illüzyonun ötesine geçiyoruz, sihir yapıyoruz.

Geçen seneki kadromuza baktığımızda sıkıntı yaşamadığımız yegane bölgenin kısa forvet pozisyonu olduğunu görüyoruz. Hidayet ve Lewis’in bu pozisyonu muhteşem paylaştığını ve bu paylaşımın her iki oyuncuya da çok ciddi hücum opsiyonları kazandırdığını defalarca kez konuştuk. Hidayet’in MIP olmasında Lewis’le maç içinde birlikte ve ayrı ayrı top kullanıyor olmasının çok büyük etkisi mevcut. Lewis oyunda iken Hidayet’i pasör ve ribauntçu, Lewis dışarıda iken lider ve skorer olarak izledik hep. Sezon boyu alınan sürelerin oyun içindeki kronolojik paylaşımını incelediğimizde Van Gundy’nin sihirli değneğinin etkilerini fark ediyoruz hemen. Lewis ve Hidayet sezon boyu maç başına sadece 24 dakika birlikte oynamışlar. Bu her iki oyuncuya da önemli artılar katmış. İlk devrelerin etkin ismi ve daha fazla sahada kalanı Lewis 2. devrelerin adamı Hidayet olmuş hep.

Bu sezon takımda değişmeyeceği aşikar olan konuların başında şüphesiz en önde geleni bu. Takıma öl sezonda herhangi bir uzun forvet eklemesi yapılmaması bunun en büyük ispatı. Dört numaradan bahsederken Battie ve ölü sezon hamlelerine girmemek olmaz. İşte tam burası o kapıdan girdiğimiz yer.

Geçen sezonun en büyük kaybı Milicic’in de ayrıldığı bir ortamda Tony Battie’yi omuz sakatlığına kurban vermekti. Telaşla Adonal Foyle ve Gortat’ı takımda tutma hamlelerine sarıldı Smith ve Van Gundy. “E salmasaydınız Milicic’i niye saldınız ki?” sorusunun cevabı da, sevgili Burak’a selamlarımla, “biz Memphis kadar zengin(!) takım değiliz kardeşim”dir. (Bu zenginliğin cebe değil akla yönelik bir anlam taşıdığını okur okumaz anlamamış olan okuyucularımıza yazının bundan sonrasını okumamalarını tavsiye ederim, keza yazının burasına kadar zaten ilk paragrafı hiç anlamamış olarak gelmişsiniz demektir.) Battie’nin eksikliğinin Magic’i yeni arayışlara sürüklemiş olduğu fırtınalı denizdeki tek küçük adacık ise mucizevi bir şekilde suların çekilmesiyle Florida sahillerinden daha muhteşem plajlara sahip bir cennet bahçesine dönüverdi. Neden oldukları baş ağrıtan eşleşme sorunu ve yüksek şut kabiliyetleri ile 2. paragrafta ziyadesiyle anlatılan iki sezona damasını vurdu. Vurdu da bu hali hazırda mevcut sorunumuzun ortadan kalkmasını tam anlamıyla sağlamazken, kokusu 2. play-off turunda çıktı. Uzun forvet ve boyalı alan oyuncusu tabirlerine tek başına “Benim” diyebilecek, çok büyük oyuncu olmasa da çok faydalı bir adam Battie. O’nun dönüşü, geçen senenin kalın yanaklı stepnesi Foyle’un takımda tutulması ve Boksör babanın daha da tecrübelenmiş korkutucu oğlu Gortat’ın yedek sırasında oturacak adamlardan olması, geçen seneki seçeneklerimize göre bu sene elimizin daha kuvvetli olduğunu gösteriyor. Ancak ve ancak sezon başı hazırlık kampında hazırlık maçlarında, maç öncesi ısınmaları hariç, neredeyse hiç gözükmeyen ve 1,5 sene o kahverengi ve derin çizgili Spalding deri topa resmi bir maçta dokunmamış olan bu adam bize ne verim sağlayabilecek? Sezonumuzu şekillendirecek cevap bu sorunun cevabıdır. Sezon sonu ahlar ve oflar olursa (ki ilk paragrafı okuyanlar ciddi şekilde fark etmiştir ben bu kanaatte değilim), bu sorunun cevabı yüzündendir. Ölü sezondaki uzun forvet ya da pivot hareketlerine baktığımda serbest oyuncusu piyasasında çok da bize hitap eden adamlar olmadığını görmek de en azından yanlış bir hamle yapmadığımız düşüncesiyle beni fazlasıyla rahatlatmakta da işte o an sabaha kadar kan çanağı haline gelmiş gözlerle ve “Lütfen bir uzun!” umuduyla takip ettiğim oyuncu seçimleri aklıma düşmekte. Yeni paragraf, bu fazla uzadı.

22. sıradan seçtik Courtney Lee denilen oldukça potansiyelli olduğu ortak görüş halindeki şutör gard kısa forvet kırmamızı. Lee’nin seçildiği gece dedim ya “uzun” duasındayken, aslında workoutlar ve açıklamalar sonucunda az çok belliydi ya, Lee yerine 22’den sonra giden Koufos ve Arthur’a göz dikmiştim. Şu an iyi ki olmamış diyorum. Hazırlık maçlarında gördüğümüz Koufos fazla yumuşak. Çaylak oyuncular oryantasyon kapında marihuana içerken yakalanan Arthur da biraz fazla fırlama. Her işte bir hayır vardır tipik yaklaşımı ile yola devam.Western Kentucky mamulü, takımının NCAA’de sayı yükünü taşıyan, %40 üçlük yüzdesi 20 sayı 5 ribaunt 2 asist 2 top çalma mertebesinde bir isim Lee, çok genç değil 23 yaşında geliyor lige ve 3 senedir üst seviyede basketbol oynuyor, bunlar artıları. Eksileri ise ondan kaynaklanmıyor Lee’nin. Geldiği mevkide 5 senelik anlaşma imzalanmış Pietrus, görev adamı Bogans ve artık bu sene patlaması beklenen Redick var. Üzerine uzun süreli yatırım yapılacağını yaşı nedeniyle pek sanmadığım Lee’nin takıma katılma sebebi yeni şekliyle takımın eksiklerinin sezon içi bir takasla giderilmesi çabasında, gönderilmesi kuvvetle muhtemel Bogans, Redick ve Orlando’da kalmamaya karar verirse Hidayet’in dahil olacağı paketler sonrasında, eldeki kıymet olarak devreye sokulması olabilir.

Çok değişkenli bu komplo teorisinden de sıyrılarak yola az evvel kısaca girdiğimiz takıma yeni katılan isimlerle devam edelim, hatta araya ayrılanları da serpiştirerek çoban salata kıvamı verelim konuya.

Oyun kurucu pozisyonunda bu sezon tekrar Otis Smith’in GM kariyerine bir kara leke olarak yazılmış olan, çabukluğu dışında hiçbir katkı sağlamayan, ligin bütün iyi oyun kurucularından dayak yeme manyağı olan, Jameer Nelson’a mahkumuz. Zorunluluktan oyun kurucu olan ve Nelson’a göre bir çok maçta daha fazla fayda veren Dooling, sezon sonu bütçe durumu ve Hidayet’in biten kontratı da düşünülerek takımda tutulmadı. Detroit’ten geldiğinden beri bir türlü Utah’taki ve Porto Riko Milli Takımındaki oyununu sergileyemeyen Arroyo’da bileti kesilenlerden oldu. Nelson’a yedek olarak, kariyerinin bazı dönemlerinde olumlu patlamalar yaşamış, özellikle Indiana döneminde, Anthony Johnson takıma dahil edildi. Ölü sezonun en başarılı hamlesi, saf bir oyun kurucu, yedek olmayı sorun etmeyecek önemli bir profesyonel Johnson.

2-3 numara rotasyonunun çok faydalı bir katkı yapanıydı yine bu sezon ayrılıp Hawks’a geçen Evans. Geçen seneki Ariza takası hem O’na hem bize inanılmaz iyi geldi. Savunmamız sertleşirken dış şut tehdidimiz iyice arttı, Evans değerine değer kattı. Tabii ki sözleşmesinin sona ermesiyle istediği para, kariyerinin belki de son uzun – iyi kontratı olacağı için, Dooling’in istediği para ile birleşince 9 milyonları bulunca kendilerine teşekkür edildi. İşte bu noktada oyuncu seçimlerinden Lee ve Golden State’den Pietrus’un katılı 2-3 numara yedekli rotasyonunu oturtmuş oldu. Pietrus Golden State’de bir türlü hak ettiği değeri bulamamış, istediği süreleri alamamış bir oyuncu. Geçen sene özellikle S-Jax’in arkasında kalması hem istatistiklerini hem etkisini düşürdü. İyi bir savunmacı ve bildiğimiz bir çok Fransız gibi atletik yapısıyla eşleşmelerinde kendisine bir adım avantaj sağlayabilecek bir isim Pietrus. Sözün özü geçen seneden pek farkı olmayacak 2 numaranın, küçük bir sürpriz hariç.

J.J. Redick büyük umutların küçük adamı. Önemli hedeflerin hedef tahtasına uzaktan yakından isabet etmeyen oyuncusu. Önce Hill görmezden geldi sonra Van Gundy. Ağlamaklı oldu gitmek için, izin alamadı. NCAA’in atmak, sayı, şut konularında gelmiş geçmiş en büyük efsanelerinden biri olmak NBA’de oynamak için kafi gelmiyor keza. Bu ligde savunma yapmak gerek. Sonunda 3. senesinde kafasına sokmayı başardı Van Gundy, savunma sadece takım için değil senin için de var olmanın en önemli yolu. Hazırlık maçlarında bir hayli süre aldı Redick, ciddi savunma da yaptı, sayı da attı, özellikle 3’lüklerine geri dönüş yaptı yeniden. Bu sezon Magic cephesindeki en tatlı sürpriz olabilir Redick. 11. sıranın hiçbir verim alınamadan kayıp gitmesi insanın elinden çok acı olurdu, bir kere yaşadık Vasquez’le umalım da bir daha olmasın. Augustine’den hiç bahsetmiyorum, geçen sene kadroda sadece Battie’nin hatırına tutulmuştu, yeri en fazla Alman Ligi orta sıra takımı olacak bir adam.

Takımın hazırlık kampı kadrosuna alınan Wilks ciddi şekilde sakatlanıp daha kontrat falan hak etmeden sezonu kapattı. Yukarıda anlattığımız uzun forvet acabalarının arkasından denemeye alınan Dwayne Jones’da salıverildi. Aynı sebeple takıma katılan Jeremy Richardson’da sadece 2 hazırlık maçında toplam 6 sayı 2 ribauntla oynadı ve takımda geleceğinin olduğunu sanmıyorum, yakındır salınabilir. Tutulursa antrenmanlar için kalır kadroda.

Eskilerden Cook geçen seneki sakatlığını atlatıp geri döndü, standardı olan, uzun forvet pozisyonu için biraz kısa kalsa da çoğu rakibine karşı bunu mücadelesiyle kapatan değerli bir seçenek. Battie’nin dönüşü süresini olumsuz etkileyecektir ama hem Lakers’ta hem Magic’te gördüğümüz çok iyi bir profesyonel olduğu. Gortat ve Foyle sıra geldiğinde kapasiteleri doğrultusunda en fazlasını verecek, vermek için çok çalışacak oyuncular, takımın emekçileri olacaklar yine bu sene.

Takımda değişiklikler ve eklemeler sonunda rotasyon şu şekilde oluştu:

PG: Nelson – Johnson
SG: Pietrus – Bogans – Redick
SF: Türkoğlu – Lee
PF: Lewis – Cook – Gortat
C: Howard – Battie – Foyle

Takımla ilgili takas dedikoduları bitmiyor geçen sezon sonundan beri. Hidayet’in çok para istemesi durumunda Şubat döneminde takas edileceği, Redick’in Nelson’lı bir paketle iyi bir oyun kurucu için veya gidecek olan Hidayet’le iyi bir uzun forvet için paketleneceği en çok konuşulan konular.

Öte yandan takip edenler görmüştür takımın satılması konusu gündeme gelmiş durumda. Shaq ve Grant Hill gibi Lig’in gelmiş geçmiş en iyi isimlerinden olan, Magic geçmişine sahip ve basketbol oynamadıkları zamanlarda Orlando’da yaşayan 2 oyuncusu ortaklaşa talip olduklarını söylemişler takıma. En azından birkaç sene için bu fikri ütopya olarak görüyorum. Yeni salon inşa ediliyor, buradan ciddi sponsorluk ve faaliyet gelirleri gelecekken DeVos neden satsın takımı. Üstelik dünyada yaşanan şu ekonomik kriz ortamında mutlaka değerinin altına gidecektir Magic. DeVos satmayı düşünüyorsa bile en iyi tercih ortalık durula kadar beklemek. Bu da en az 1 sene demek, bu da yeni salon demek, işte bu da para demek. Demek ki Sahaq ve Hill avuçlarını bir müddet daha yalamak durumunda.

Bu sezon en az 55 galibiyet alacağımızı, 60 sınırını zorlayacağımızı, Güneydoğu grubunu tepede, Doğu Konferansı’nı en kötü 3. sırada, ama bence 2. sırada, bitireceğimizi hissiyatla karışık düşünüyorum. Takas edilmezse kontrat senesinde Hidayet yine Magic’in suikastçisi olacak, Lewis ve Howard ile ligin en önemli “Big Three”sini oluşturacaktır. Unutmamak gerekir ki, her gün gelişen ve şut atmayı da becermeye başlayan sadece 22 yaşındaki Howard öğrenmeye ve ilerlemeye devam ediyor.

Van Gundy için elinde sihirli değneği olan adam demiştim önceleri, artık elindeki sihrin ta kendisi. Bu sezon Orlando deplasmanları çok daha zor olacak.

Sevgi, sağlık ve umutla kalın….

* Bu yazı NBAkolik.com için yazılmıştır

Reklamlar

>Basketbola Aç, Ortaya Karışık Orlando

Ekim 25, 2008, 11:54 pm | NBA, Nbakolik, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Acıktık basketbola, ben de yazmaya haliyle, çok hareketli bir yaz oldu benim için, basketbol yazmaya gerçekten çok açım, hele hele konu Magic ise her şey yalan. İşte ilk cümleler! Geçen sezon yaşananlar çoğuna göre bir rüyaydı, belki de kabustan uyanmak, ya da kim bilir birilerini kabusa yatırmak. Senelerin özlemiyle adeta o eski Final ruhunu yakaladığımız bir dönem, ama en önemlisi seneler sonra play-offlarda tur geçmenin keyfi. Unutabilseydik neler başarabildiğimiz ve anlayabilseydik kötü çocuklardan çok daha kötü (!) olabileceğimizi, bu kadar kötü olmazdı elenme şeklimiz. Tecrübe denilen meretin, kendine güven ve heyecan denilen iki baş ağrısıyla birleşimi alıkoydu bizi, belalısı olduğumuz Keltlerle final oynamaktan. Ama bu sene farklı, bu sene geçen sene estetik operasyona adama benzeyen yüzümüzde birkaç derin çizgi daha var, bu sene daha çok sakalımız var, bu sene toy çocuk büyüdü, bu sene illüzyonun ötesine geçiyoruz, sihir yapıyoruz.

Geçen seneki kadromuza baktığımızda sıkıntı yaşamadığımız yegane bölgenin kısa forvet pozisyonu olduğunu görüyoruz. Hidayet ve Lewis’in bu pozisyonu muhteşem paylaştığını ve bu paylaşımın her iki oyuncuya da çok ciddi hücum opsiyonları kazandırdığını defalarca kez konuştuk. Hidayet’in MIP olmasında Lewis’le maç içinde birlikte ve ayrı ayrı top kullanıyor olmasının çok büyük etkisi mevcut. Lewis oyunda iken Hidayet’i pasör ve ribauntçu, Lewis dışarıda iken lider ve skorer olarak izledik hep. Sezon boyu alınan sürelerin oyun içindeki kronolojik paylaşımını incelediğimizde Van Gundy’nin sihirli değneğinin etkilerini fark ediyoruz hemen. Lewis ve Hidayet sezon boyu maç başına sadece 24 dakika birlikte oynamışlar. Bu her iki oyuncuya da önemli artılar katmış. İlk devrelerin etkin ismi ve daha fazla sahada kalanı Lewis 2. devrelerin adamı Hidayet olmuş hep.

Bu sezon takımda değişmeyeceği aşikar olan konuların başında şüphesiz en önde geleni bu. Takıma öl sezonda herhangi bir uzun forvet eklemesi yapılmaması bunun en büyük ispatı. Dört numaradan bahsederken Battie ve ölü sezon hamlelerine girmemek olmaz. İşte tam burası o kapıdan girdiğimiz yer.

Geçen sezonun en büyük kaybı Milicic’in de ayrıldığı bir ortamda Tony Battie’yi omuz sakatlığına kurban vermekti. Telaşla Adonal Foyle ve Gortat’ı takımda tutma hamlelerine sarıldı Smith ve Van Gundy. “E salmasaydınız Milicic’i niye saldınız ki?” sorusunun cevabı da, sevgili Burak’a selamlarımla, “biz Memphis kadar zengin(!) takım değiliz kardeşim”dir. (Bu zenginliğin cebe değil akla yönelik bir anlam taşıdığını okur okumaz anlamamış olan okuyucularımıza yazının bundan sonrasını okumamalarını tavsiye ederim, keza yazının burasına kadar zaten ilk paragrafı hiç anlamamış olarak gelmişsiniz demektir.) Battie’nin eksikliğinin Magic’i yeni arayışlara sürüklemiş olduğu fırtınalı denizdeki tek küçük adacık ise mucizevi bir şekilde suların çekilmesiyle Florida sahillerinden daha muhteşem plajlara sahip bir cennet bahçesine dönüverdi. Neden oldukları baş ağrıtan eşleşme sorunu ve yüksek şut kabiliyetleri ile 2. paragrafta ziyadesiyle anlatılan iki sezona damasını vurdu. Vurdu da bu hali hazırda mevcut sorunumuzun ortadan kalkmasını tam anlamıyla sağlamazken, kokusu 2. play-off turunda çıktı. Uzun forvet ve boyalı alan oyuncusu tabirlerine tek başına “Benim” diyebilecek, çok büyük oyuncu olmasa da çok faydalı bir adam Battie. O’nun dönüşü, geçen senenin kalın yanaklı stepnesi Foyle’un takımda tutulması ve Boksör babanın daha da tecrübelenmiş korkutucu oğlu Gortat’ın yedek sırasında oturacak adamlardan olması, geçen seneki seçeneklerimize göre bu sene elimizin daha kuvvetli olduğunu gösteriyor. Ancak ve ancak sezon başı hazırlık kampında hazırlık maçlarında, maç öncesi ısınmaları hariç, neredeyse hiç gözükmeyen ve 1,5 sene o kahverengi ve derin çizgili Spalding deri topa resmi bir maçta dokunmamış olan bu adam bize ne verim sağlayabilecek? Sezonumuzu şekillendirecek cevap bu sorunun cevabıdır. Sezon sonu ahlar ve oflar olursa (ki ilk paragrafı okuyanlar ciddi şekilde fark etmiştir ben bu kanaatte değilim), bu sorunun cevabı yüzündendir. Ölü sezondaki uzun forvet ya da pivot hareketlerine baktığımda serbest oyuncusu piyasasında çok da bize hitap eden adamlar olmadığını görmek de en azından yanlış bir hamle yapmadığımız düşüncesiyle beni fazlasıyla rahatlatmakta da işte o an sabaha kadar kan çanağı haline gelmiş gözlerle ve “Lütfen bir uzun!” umuduyla takip ettiğim oyuncu seçimleri aklıma düşmekte. Yeni paragraf, bu fazla uzadı.

22. sıradan seçtik Courtney Lee denilen oldukça potansiyelli olduğu ortak görüş halindeki şutör gard kısa forvet kırmamızı. Lee’nin seçildiği gece dedim ya “uzun” duasındayken, aslında workoutlar ve açıklamalar sonucunda az çok belliydi ya, Lee yerine 22’den sonra giden Koufos ve Arthur’a göz dikmiştim. Şu an iyi ki olmamış diyorum. Hazırlık maçlarında gördüğümüz Koufos fazla yumuşak. Çaylak oyuncular oryantasyon kapında marihuana içerken yakalanan Arthur da biraz fazla fırlama. Her işte bir hayır vardır tipik yaklaşımı ile yola devam.Western Kentucky mamulü, takımının NCAA’de sayı yükünü taşıyan, %40 üçlük yüzdesi 20 sayı 5 ribaunt 2 asist 2 top çalma mertebesinde bir isim Lee, çok genç değil 23 yaşında geliyor lige ve 3 senedir üst seviyede basketbol oynuyor, bunlar artıları. Eksileri ise ondan kaynaklanmıyor Lee’nin. Geldiği mevkide 5 senelik anlaşma imzalanmış Pietrus, görev adamı Bogans ve artık bu sene patlaması beklenen Redick var. Üzerine uzun süreli yatırım yapılacağını yaşı nedeniyle pek sanmadığım Lee’nin takıma katılma sebebi yeni şekliyle takımın eksiklerinin sezon içi bir takasla giderilmesi çabasında, gönderilmesi kuvvetle muhtemel Bogans, Redick ve Orlando’da kalmamaya karar verirse Hidayet’in dahil olacağı paketler sonrasında, eldeki kıymet olarak devreye sokulması olabilir.

Çok değişkenli bu komplo teorisinden de sıyrılarak yola az evvel kısaca girdiğimiz takıma yeni katılan isimlerle devam edelim, hatta araya ayrılanları da serpiştirerek çoban salata kıvamı verelim konuya.

Oyun kurucu pozisyonunda bu sezon tekrar Otis Smith’in GM kariyerine bir kara leke olarak yazılmış olan, çabukluğu dışında hiçbir katkı sağlamayan, ligin bütün iyi oyun kurucularından dayak yeme manyağı olan, Jameer Nelson’a mahkumuz. Zorunluluktan oyun kurucu olan ve Nelson’a göre bir çok maçta daha fazla fayda veren Dooling, sezon sonu bütçe durumu ve Hidayet’in biten kontratı da düşünülerek takımda tutulmadı. Detroit’ten geldiğinden beri bir türlü Utah’taki ve Porto Riko Milli Takımındaki oyununu sergileyemeyen Arroyo’da bileti kesilenlerden oldu. Nelson’a yedek olarak, kariyerinin bazı dönemlerinde olumlu patlamalar yaşamış, özellikle Indiana döneminde, Anthony Johnson takıma dahil edildi. Ölü sezonun en başarılı hamlesi, saf bir oyun kurucu, yedek olmayı sorun etmeyecek önemli bir profesyonel Johnson.

2-3 numara rotasyonunun çok faydalı bir katkı yapanıydı yine bu sezon ayrılıp Hawks’a geçen Evans. Geçen seneki Ariza takası hem O’na hem bize inanılmaz iyi geldi. Savunmamız sertleşirken dış şut tehdidimiz iyice arttı, Evans değerine değer kattı. Tabii ki sözleşmesinin sona ermesiyle istediği para, kariyerinin belki de son uzun – iyi kontratı olacağı için, Dooling’in istediği para ile birleşince 9 milyonları bulunca kendilerine teşekkür edildi. İşte bu noktada oyuncu seçimlerinden Lee ve Golden State’den Pietrus’un katılı 2-3 numara yedekli rotasyonunu oturtmuş oldu. Pietrus Golden State’de bir türlü hak ettiği değeri bulamamış, istediği süreleri alamamış bir oyuncu. Geçen sene özellikle S-Jax’in arkasında kalması hem istatistiklerini hem etkisini düşürdü. İyi bir savunmacı ve bildiğimiz bir çok Fransız gibi atletik yapısıyla eşleşmelerinde kendisine bir adım avantaj sağlayabilecek bir isim Pietrus. Sözün özü geçen seneden pek farkı olmayacak 2 numaranın, küçük bir sürpriz hariç.

J.J. Redick büyük umutların küçük adamı. Önemli hedeflerin hedef tahtasına uzaktan yakından isabet etmeyen oyuncusu. Önce Hill görmezden geldi sonra Van Gundy. Ağlamaklı oldu gitmek için, izin alamadı. NCAA’in atmak, sayı, şut konularında gelmiş geçmiş en büyük efsanelerinden biri olmak NBA’de oynamak için kafi gelmiyor keza. Bu ligde savunma yapmak gerek. Sonunda 3. senesinde kafasına sokmayı başardı Van Gundy, savunma sadece takım için değil senin için de var olmanın en önemli yolu. Hazırlık maçlarında bir hayli süre aldı Redick, ciddi savunma da yaptı, sayı da attı, özellikle 3’lüklerine geri dönüş yaptı yeniden. Bu sezon Magic cephesindeki en tatlı sürpriz olabilir Redick. 11. sıranın hiçbir verim alınamadan kayıp gitmesi insanın elinden çok acı olurdu, bir kere yaşadık Vasquez’le umalım da bir daha olmasın. Augustine’den hiç bahsetmiyorum, geçen sene kadroda sadece Battie’nin hatırına tutulmuştu, yeri en fazla Alman Ligi orta sıra takımı olacak bir adam.

Takımın hazırlık kampı kadrosuna alınan Wilks ciddi şekilde sakatlanıp daha kontrat falan hak etmeden sezonu kapattı. Yukarıda anlattığımız uzun forvet acabalarının arkasından denemeye alınan Dwayne Jones’da salıverildi. Aynı sebeple takıma katılan Jeremy Richardson’da sadece 2 hazırlık maçında toplam 6 sayı 2 ribauntla oynadı ve takımda geleceğinin olduğunu sanmıyorum, yakındır salınabilir. Tutulursa antrenmanlar için kalır kadroda.

Eskilerden Cook geçen seneki sakatlığını atlatıp geri döndü, standardı olan, uzun forvet pozisyonu için biraz kısa kalsa da çoğu rakibine karşı bunu mücadelesiyle kapatan değerli bir seçenek. Battie’nin dönüşü süresini olumsuz etkileyecektir ama hem Lakers’ta hem Magic’te gördüğümüz çok iyi bir profesyonel olduğu. Gortat ve Foyle sıra geldiğinde kapasiteleri doğrultusunda en fazlasını verecek, vermek için çok çalışacak oyuncular, takımın emekçileri olacaklar yine bu sene.

Takımda değişiklikler ve eklemeler sonunda rotasyon şu şekilde oluştu:

PG: Nelson – Johnson
SG: Pietrus – Bogans – Redick
SF: Türkoğlu – Lee
PF: Lewis – Cook – Gortat
C: Howard – Battie – Foyle

Takımla ilgili takas dedikoduları bitmiyor geçen sezon sonundan beri. Hidayet’in çok para istemesi durumunda Şubat döneminde takas edileceği, Redick’in Nelson’lı bir paketle iyi bir oyun kurucu için veya gidecek olan Hidayet’le iyi bir uzun forvet için paketleneceği en çok konuşulan konular.

Öte yandan takip edenler görmüştür takımın satılması konusu gündeme gelmiş durumda. Shaq ve Grant Hill gibi Lig’in gelmiş geçmiş en iyi isimlerinden olan, Magic geçmişine sahip ve basketbol oynamadıkları zamanlarda Orlando’da yaşayan 2 oyuncusu ortaklaşa talip olduklarını söylemişler takıma. En azından birkaç sene için bu fikri ütopya olarak görüyorum. Yeni salon inşa ediliyor, buradan ciddi sponsorluk ve faaliyet gelirleri gelecekken DeVos neden satsın takımı. Üstelik dünyada yaşanan şu ekonomik kriz ortamında mutlaka değerinin altına gidecektir Magic. DeVos satmayı düşünüyorsa bile en iyi tercih ortalık durula kadar beklemek. Bu da en az 1 sene demek, bu da yeni salon demek, işte bu da para demek. Demek ki Sahaq ve Hill avuçlarını bir müddet daha yalamak durumunda.

Bu sezon en az 55 galibiyet alacağımızı, 60 sınırını zorlayacağımızı, Güneydoğu grubunu tepede, Doğu Konferansı’nı en kötü 3. sırada, ama bence 2. sırada, bitireceğimizi hissiyatla karışık düşünüyorum. Takas edilmezse kontrat senesinde Hidayet yine Magic’in suikastçisi olacak, Lewis ve Howard ile ligin en önemli “Big Three”sini oluşturacaktır. Unutmamak gerekir ki, her gün gelişen ve şut atmayı da becermeye başlayan sadece 22 yaşındaki Howard öğrenmeye ve ilerlemeye devam ediyor.

Van Gundy için elinde sihirli değneği olan adam demiştim önceleri, artık elindeki sihrin ta kendisi. Bu sezon Orlando deplasmanları çok daha zor olacak.

Sevgi, sağlık ve umutla kalın….

* Bu yazı NBAkolik.com için yazılmıştır

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.