Giuly Eve Döndü!

Temmuz 18, 2008, 3:37 pm | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Lyon, Monaco, Barcelona, Roma ve en sonunda PSG. Giuly sadece 2,5 milyon € bonservis bedeliyle transfer oldu Paris’e. 2 senedir bizim basın Türkiye’ye getirmek için yırtınıyordu, o evine döndü. Tekrar Fransa’da oynayacak ve silkinmeye çalışan PSG’nin ağabeylerin biri olma rolünü üstlenecek. Gelse Türkiye’de çok iş yapardı orası kesin, ama bizim basın yeteri kadar bastıramadı demek ki. Aman basın daha iyi basın!

Reklamlar

>Giuly Eve Döndü!

Temmuz 18, 2008, 3:37 pm | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Lyon, Monaco, Barcelona, Roma ve en sonunda PSG. Giuly sadece 2,5 milyon € bonservis bedeliyle transfer oldu Paris’e. 2 senedir bizim basın Türkiye’ye getirmek için yırtınıyordu, o evine döndü. Tekrar Fransa’da oynayacak ve silkinmeye çalışan PSG’nin ağabeylerin biri olma rolünü üstlenecek. Gelse Türkiye’de çok iş yapardı orası kesin, ama bizim basın yeteri kadar bastıramadı demek ki. Aman basın daha iyi basın!

Berezilya Ligi

Temmuz 18, 2008, 11:12 am | Brezilya, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

TRT’de hangi spikerdi hatırlayamıyorum “Berezilya” derdi hep. Çok gülerdim, acaba kimse uyarmıyor mu derdim. O dönemler Brezilya sevgimizin yoğunlaşmaya başladığı dönemlerdir, yeşille sarıyı birbirine çok yakıştırdığımız, Brezilya maçı olsa da top nasıl oynanır görsek dediğimiz zamanlar.

Brezilyalılar hep üretip, sattılar. Ülke olarak ekonomileri çok kuvvetli değildi asla, Rio Karnavalı ülke ekonomisini canlandıran 1 numaralı etken oldu hep. Futbol olmasa bir çok ailenin ve gencin durumu çok vahim olurdu. Aileler yavrularını hep topçu olabilsinler diye yönlendirdiler ve buna son hızda devam ediyorlar. Her kıtadan bir çok ülkede Brezilyalılar milli takımlarada oynayabilsinler diye devşirilmekte. Neredeyse birazcık parası olan her kulüp takımında en az bir Brezilyalı var. Ve bu ihracatın kaynağı Brezilya Ligi.

Bu sezon Lig Tv’den ve internetten şu futbolsuz günlerde bir çok Brezilya Ligi maçı takip ettim. Edindiğim izlenim, ligin ligden daha çok boğa güreşi müsabakaları ve oyuncu pazarlama merkezi halinde olduğu. Maçlar hep onbinlerce kişilik stadlarda, hınca hınç dolu tribünler önünde ve orta sahalar olmadan oynanmakta. Bir o takım bir diğeri saldırıyor hep. Ön planda olanlar çoğunlukla hücuma dönük orta saha oyuncuları ve forvetler. Flamengo bahsini anlattım aşağıda, parlayanlar hemen Avrupa’ya. Avrupa’ya gelen defans oyuncularına bakarsanız çoğunlukla uzun boylu, yan toplarda golcü ya da sıklıkla hücuma çıkan hızlı kanat oyuncuları olduklarını görürsünüz. 20 tane hücum oyuncusu sayabilirken bilenler Brezilya Ligi’ni, ancak 2-3 savunma özellikleri taşıyan orta saha oyuncusu hatırlarlar. Belki de Brezilya’dan çok önemli kalecilerin ve defans oyuncularının yetişmemesinin nedeni budur. Herkes gol görmek ve delice sevinmek istiyor. Mesela dün akşam Flamengo kalecisi Bruno geldi frikik attı, adından söz ettirmenin tek yolunun gol atmak olduğunun o da farkında, tıpkı Ceni gibi.

Biletler çoğunlukla ucuz, ailecek gelinip, rahatlanıp, meşale yakılıp, bağırılıp, çağırılıp eve dönülmekte. Lig adeta bir “showroom” halinde, herkes çalım, gol, kendini gösterme peşinde. ayrıntılara pek önem verilmemiş bu yüzden. Oyuncuların sırtında isimleri yazmıyor, neredeyse hiç bir maç açıklanan saatinde başlamıyor, saha kenarında elinde mikrofon “Levent Özçelik” tadında abiler ilk fırsatta sahaya dalmak için devamlı tetikte, takımlar hazır, maç başlayacak, ceza sahası önündeki röportajın bitmesi bekleniyor, saha kenarı delicesine foto muhabiri ve gazeteci dolu. Oyuncu yetiştirmekten adeta Lig’i yetiştirmeye fırsat bulamamışlar. Hakemlerin büyük kısmı çok kötü, sarı kartlar havada uçuşuyor, istikrarsız düdükler geliyor devamlı (Bizim hakemler orada İlah muamelesi görür), 4. hakemler adeta uyuyor, çoğu maça hakemler telsiz ve kulaklıkları olmadan çıkıyorlar. TV yayınları ise Show TV’nin 1995’te yaptığı yayınların seviyesinde bile değil, çoğu zaman topu yakalayamıyorlar. Hoşuma giden tek bir ayrıntı var; barajların bozulmasından bir hayli sıkılmış olacaklar ki, hakemler maça ceplerinde beyaz sprey boyayla çıkıyor ve barajın duracağı yeri çiziyorlar. İhlal anında basıyorlar sarıyı. Bu kadar eksinin olduğu ligdeki en nizami oluşumlar barajlar anlayacağınız. Bizim de örnek alabileceğimiz nitelikteki tek uygulama.

Sözün özü, Berezilya Ligi tam bir Satış Ofisi! Gol atmak için birbirini parçalayan oyuncular ve en iyi paraya onları okutmaya çalışan Kulüp yöneticileriyle menejerlerin bürosu. Ne olursa olsun Berezilya futbolu bir başka!

>Berezilya Ligi

Temmuz 18, 2008, 11:12 am | Brezilya, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>TRT’de hangi spikerdi hatırlayamıyorum “Berezilya” derdi hep. Çok gülerdim, acaba kimse uyarmıyor mu derdim. O dönemler Brezilya sevgimizin yoğunlaşmaya başladığı dönemlerdir, yeşille sarıyı birbirine çok yakıştırdığımız, Brezilya maçı olsa da top nasıl oynanır görsek dediğimiz zamanlar.

Brezilyalılar hep üretip, sattılar. Ülke olarak ekonomileri çok kuvvetli değildi asla, Rio Karnavalı ülke ekonomisini canlandıran 1 numaralı etken oldu hep. Futbol olmasa bir çok ailenin ve gencin durumu çok vahim olurdu. Aileler yavrularını hep topçu olabilsinler diye yönlendirdiler ve buna son hızda devam ediyorlar. Her kıtadan bir çok ülkede Brezilyalılar milli takımlarada oynayabilsinler diye devşirilmekte. Neredeyse birazcık parası olan her kulüp takımında en az bir Brezilyalı var. Ve bu ihracatın kaynağı Brezilya Ligi.

Bu sezon Lig Tv’den ve internetten şu futbolsuz günlerde bir çok Brezilya Ligi maçı takip ettim. Edindiğim izlenim, ligin ligden daha çok boğa güreşi müsabakaları ve oyuncu pazarlama merkezi halinde olduğu. Maçlar hep onbinlerce kişilik stadlarda, hınca hınç dolu tribünler önünde ve orta sahalar olmadan oynanmakta. Bir o takım bir diğeri saldırıyor hep. Ön planda olanlar çoğunlukla hücuma dönük orta saha oyuncuları ve forvetler. Flamengo bahsini anlattım aşağıda, parlayanlar hemen Avrupa’ya. Avrupa’ya gelen defans oyuncularına bakarsanız çoğunlukla uzun boylu, yan toplarda golcü ya da sıklıkla hücuma çıkan hızlı kanat oyuncuları olduklarını görürsünüz. 20 tane hücum oyuncusu sayabilirken bilenler Brezilya Ligi’ni, ancak 2-3 savunma özellikleri taşıyan orta saha oyuncusu hatırlarlar. Belki de Brezilya’dan çok önemli kalecilerin ve defans oyuncularının yetişmemesinin nedeni budur. Herkes gol görmek ve delice sevinmek istiyor. Mesela dün akşam Flamengo kalecisi Bruno geldi frikik attı, adından söz ettirmenin tek yolunun gol atmak olduğunun o da farkında, tıpkı Ceni gibi.

Biletler çoğunlukla ucuz, ailecek gelinip, rahatlanıp, meşale yakılıp, bağırılıp, çağırılıp eve dönülmekte. Lig adeta bir “showroom” halinde, herkes çalım, gol, kendini gösterme peşinde. ayrıntılara pek önem verilmemiş bu yüzden. Oyuncuların sırtında isimleri yazmıyor, neredeyse hiç bir maç açıklanan saatinde başlamıyor, saha kenarında elinde mikrofon “Levent Özçelik” tadında abiler ilk fırsatta sahaya dalmak için devamlı tetikte, takımlar hazır, maç başlayacak, ceza sahası önündeki röportajın bitmesi bekleniyor, saha kenarı delicesine foto muhabiri ve gazeteci dolu. Oyuncu yetiştirmekten adeta Lig’i yetiştirmeye fırsat bulamamışlar. Hakemlerin büyük kısmı çok kötü, sarı kartlar havada uçuşuyor, istikrarsız düdükler geliyor devamlı (Bizim hakemler orada İlah muamelesi görür), 4. hakemler adeta uyuyor, çoğu maça hakemler telsiz ve kulaklıkları olmadan çıkıyorlar. TV yayınları ise Show TV’nin 1995’te yaptığı yayınların seviyesinde bile değil, çoğu zaman topu yakalayamıyorlar. Hoşuma giden tek bir ayrıntı var; barajların bozulmasından bir hayli sıkılmış olacaklar ki, hakemler maça ceplerinde beyaz sprey boyayla çıkıyor ve barajın duracağı yeri çiziyorlar. İhlal anında basıyorlar sarıyı. Bu kadar eksinin olduğu ligdeki en nizami oluşumlar barajlar anlayacağınız. Bizim de örnek alabileceğimiz nitelikteki tek uygulama.

Sözün özü, Berezilya Ligi tam bir Satış Ofisi! Gol atmak için birbirini parçalayan oyuncular ve en iyi paraya onları okutmaya çalışan Kulüp yöneticileriyle menejerlerin bürosu. Ne olursa olsun Berezilya futbolu bir başka!

Carlinhos Paraiba

Temmuz 18, 2008, 11:03 am | Brezilya, Futbol kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Coritiba’nın kaptanı, 1983 doğumlu, orta saha oyuncusu. Ama ne oyuncu! Adam da bir ciğer var lokomotif kazanı gibi. 90 dakika hiç durmadan koşulur mu, bütün takım tek başına idare edilir mi? Bu adam hepsini yapıyor. 10 numara giyip de takımı için bu kadar çok şey yapan bir oyuncu görmemiştim uzun süredir. Dün geceki Coritiba – Flamengo maçında Flamengo’yu adeta tek başına bitirdi. Alın Senna’yı, üstüne biraz Pirlo katın, Hagi’den ufak esintiler estirin üstüne ve Cafu’nun hızını da ihmal etmeyin. Ben seyrederken başım döndü Flamengolular ne yaptı bilmiyorum, aslında biliyorum, sadece izlediler bu şahane topçuyu.

Sao Paolo ısrarla almaya çalışıyor Paraiba’yı, Coritiba vermiyor. Sanırım menejerler Avrupa’ya pazarlamaya başlamıştır bu Atom Karıncayı. Yakınlarda, olmadı 1-2 sene içinde Avrupa’ya düşecek bombalardan biri Paraiba. Denk gelirseniz kaçırmayın, izleyin derim, futbolu sevdirecek türden bir adam.

>Carlinhos Paraiba

Temmuz 18, 2008, 11:03 am | Brezilya, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Coritiba’nın kaptanı, 1983 doğumlu, orta saha oyuncusu. Ama ne oyuncu! Adam da bir ciğer var lokomotif kazanı gibi. 90 dakika hiç durmadan koşulur mu, bütün takım tek başına idare edilir mi? Bu adam hepsini yapıyor. 10 numara giyip de takımı için bu kadar çok şey yapan bir oyuncu görmemiştim uzun süredir. Dün geceki Coritiba – Flamengo maçında Flamengo’yu adeta tek başına bitirdi. Alın Senna’yı, üstüne biraz Pirlo katın, Hagi’den ufak esintiler estirin üstüne ve Cafu’nun hızını da ihmal etmeyin. Ben seyrederken başım döndü Flamengolular ne yaptı bilmiyorum, aslında biliyorum, sadece izlediler bu şahane topçuyu.

Sao Paolo ısrarla almaya çalışıyor Paraiba’yı, Coritiba vermiyor. Sanırım menejerler Avrupa’ya pazarlamaya başlamıştır bu Atom Karıncayı. Yakınlarda, olmadı 1-2 sene içinde Avrupa’ya düşecek bombalardan biri Paraiba. Denk gelirseniz kaçırmayın, izleyin derim, futbolu sevdirecek türden bir adam.

Şampiyonluk mu Para mı?

Temmuz 18, 2008, 10:20 am | Brezilya, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Geçenlerde Flamengo’dan ve dikkat çeken topçularından, sonrasında skandallarından bahsetmiştim. 16 senedir şampiyon olamayan Flamengo sezona şampiyonluk parolasıyla başlamış, kadrosuna önemli isimler katmıştı. Cruzeiro mağlubiyeti sonrası fırtına gibi estiler, gelene 3 gidene 4 attılar. Oyuncular parladı da parladı. Özellikle Renato Agusto ve bir dönem Türkiye’yi de ziyaret eden Marcinho Flamengo hücumunu sürüklüyorlardı. Daha ligin başında şampiyonluğun tek adayı gibiydiler, en yakın rakiplerine 10 haftada 5 puan fark attılar. Ancak üstüne hayat kadınlarına atılan dayak skandalı geldi, ve oyunculara teklifler. Önlerinde çok önemli bir soru vardı: Şampiyonluk mu, Para mı? Parayı seçtiler her Brezilya takımının yaptığı gibi. Bayer Leverkusen’e sattıkları Agusto’dan 10 milyon, Birleşik Arap Emirliklerinin Al Jazeera takımına sattıkları Marcinho’dan 4 milyon € kazandılar. Bu seneki tüm oyuncu maaşlarını ve giderleri karşılamaya yatecektir büyük ihtimalle bu paralar, ama peki ya şampiyonluk?

Dün gece Coritiba deplasmanındaydılar. Kleberson da sakatlığı yüzünden forma giyemedi. Gidenlerin ve olmayanların yerine forma giyenler tam anlamıyla yokları oynadılar. 1-0 kaybettiler maçı, kalelerinde en az 6-7 tane net gol pozisyonu verdiler. Takımın kaptanlığı ve defansı yine tanıdık bir isim eski Fenerli Fabio Luciano’ya emanetti. Tel tel döküldüler. 2 hafta önce fırtına gibi esen Flamengo’nun yerinde adeta yeller esiyor. Kaleci Bruno ve Kleberson’a da talipler olduğu söyleniyor, iyi para verirlerse onları da satar sanırım Flamengo. Bu gidişle liderliği de yakında kaybederler, Cruzeiro arkadan sağlam geliyor.

Şampiyonluk mu, Para mı? Taraftar hasret bitsin istiyor ama yönetim tabii ki önce PARA diyor!

>Şampiyonluk mu Para mı?

Temmuz 18, 2008, 10:20 am | Brezilya, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Geçenlerde Flamengo’dan ve dikkat çeken topçularından, sonrasında skandallarından bahsetmiştim. 16 senedir şampiyon olamayan Flamengo sezona şampiyonluk parolasıyla başlamış, kadrosuna önemli isimler katmıştı. Cruzeiro mağlubiyeti sonrası fırtına gibi estiler, gelene 3 gidene 4 attılar. Oyuncular parladı da parladı. Özellikle Renato Agusto ve bir dönem Türkiye’yi de ziyaret eden Marcinho Flamengo hücumunu sürüklüyorlardı. Daha ligin başında şampiyonluğun tek adayı gibiydiler, en yakın rakiplerine 10 haftada 5 puan fark attılar. Ancak üstüne hayat kadınlarına atılan dayak skandalı geldi, ve oyunculara teklifler. Önlerinde çok önemli bir soru vardı: Şampiyonluk mu, Para mı? Parayı seçtiler her Brezilya takımının yaptığı gibi. Bayer Leverkusen’e sattıkları Agusto’dan 10 milyon, Birleşik Arap Emirliklerinin Al Jazeera takımına sattıkları Marcinho’dan 4 milyon € kazandılar. Bu seneki tüm oyuncu maaşlarını ve giderleri karşılamaya yatecektir büyük ihtimalle bu paralar, ama peki ya şampiyonluk?

Dün gece Coritiba deplasmanındaydılar. Kleberson da sakatlığı yüzünden forma giyemedi. Gidenlerin ve olmayanların yerine forma giyenler tam anlamıyla yokları oynadılar. 1-0 kaybettiler maçı, kalelerinde en az 6-7 tane net gol pozisyonu verdiler. Takımın kaptanlığı ve defansı yine tanıdık bir isim eski Fenerli Fabio Luciano’ya emanetti. Tel tel döküldüler. 2 hafta önce fırtına gibi esen Flamengo’nun yerinde adeta yeller esiyor. Kaleci Bruno ve Kleberson’a da talipler olduğu söyleniyor, iyi para verirlerse onları da satar sanırım Flamengo. Bu gidişle liderliği de yakında kaybederler, Cruzeiro arkadan sağlam geliyor.

Şampiyonluk mu, Para mı? Taraftar hasret bitsin istiyor ama yönetim tabii ki önce PARA diyor!

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.